Güldalı COŞKUN
Evvela selam eder, diye başlardı eski mektuplar… Hızla okunup geçilirdi o satırlar. Yazan da bilirdi, okuyanın böyle yaptığını. Ama yine de vazgeçilmezdi bu tarzdan, kızsa da edebiyat öğretmenleri.
Benim de içimden size öyle yazmak geldi…
Evvela selam eder, hasretle elinizi sıkarım… Beni soracak olursanız, ne olsun, depresiften hallice!
Sizi yıllardır tanıyorum… Dik başlı duruşunuzu, kimseyi takmayan halinizi hele herkesin içinden geçirip de yazmaya cüret edemediği şeyleri yazmanızı seviyorum…
” Kiraz Bahçeleri, Kadın Memeleri ve Generaller” başlıklı bu yazınız, o yıllar için oldukça iddialıydı…
Aktüelin her sayısını alırdım, Yeni Yüzyıl gazetesi, Türkiye’ye bol gelmiş bir elbiseydi ama her yazınızı kesip saklamıştım…
Sonra bilgisayar benim de mertliğimi bozdu bir deli anımda attım bütün o yazıları… Nasıl olsa istediğimde bulurdum tümünü artık diye düşünmüştüm… Sararmış gazete küpürlerinden okumanın keyfini özleyeceğimi bilemezdim…
Dilinizdeki sadelik ve her düzeydeki insanın anlamakta zorlanmayacağı konuşur gibi bir üslup, sanki yazan değil de, yazarken aynı zamanda kendi kendine düşünen birinin tüm içtenliği satırlara yansıyor…
Zıtlıklara vurgu yapmak, çelişkileri ortaya koymak ve bitmek tükenmek bilmez bir romantizmle doğrunun peşinden koşmak koşmak koşmak…
Bir çocuk masumiyetiyle insan bunları niye istemez ki diye sormak ve herkesi bir ölçüde anlamaya çalışmak.
Kadınları çok iyi tanıyan ve iliklerine kadar aşkı yaşamış bir adamın politik yazılarının romanları kadar güzel olması, olasıdır ne de olsa…
Zira güzel yazmaya en büyük katkıyı sağlayan algılama ve bakış açısındaki derinlikse; bu sizde fazlasıyla var…
Çünkü siz kendinizce, kadını keşfettiniz, az şey mi…
Fakat yine de kadınları bu kadar iyi analiz etmenize rağmen özellikle söz konusu cinsellik olunca erkek bakış açınızı hissetmemek mümkün değildi.
Alabildiğine özgürdü romanlarınızın kadın kahramanları…
Olabildiğince çılgın, olabildiğince deli…
Sizce, ya olması gerekendi, ya olandı, ya da kendi kurduğunuz “Yazın Cumhuriyetinin” özgün vatandaşlarıydı…
Kimileri, bu kadınları aşağıladığınızı düşündü, kimileri değer verdiğinizi, kimileri de saçmaladığınızı!
Ben mi! Benzer ruhlu kadınların yaşadığı “Yazın Cumhuriyetinizin” tek adamıydınız benim için. Bundan öyle keyif alıyordunuz ki, aksini iddia edenlere; ben onların, kendilerinin bile fark etmediği, gizli yönlerini görmelerini sağladım, utanmamayı ve çılgınlığın onların da hakları olduğunu hatırlattım, diyordunuz.
Ama öyle ya da böyle, okunuyordunuz, okunuyorsunuz…
Okuyorum…
Taraf gazetesi ve siz…
Başından beri verdiğiniz mücadele ve ekonomik sıkıntıları aşmak için, çaba gösterdiğiniz o günlerde, “Bu gazete benim değil, bu gazete kimsenin değil, kim alıyorsa onun, beğenmiyor musunuz, sevmiyor musunuz, hoşunuza gitmiyor mu, bırakırsınız batar. Gider tehdit edecek başka birini bulursunuz.” diye yazmıştınız. Yorgun ve bezgindiniz.
Sonra; bir “balyoz”u taşımak…
Bunca yükün ağırlığında, yönetenlerden çok daha fazlasını beklemek ve haklı olarak beklemekten yorulmak…
Son zamanlarda bana agresif gelen yazılarınız, yine nasıl bunaldığınızın bir alameti sanki.
Diyorum ki, bıraksanız şu salt politik yazıları, keyifli yazılarınızdan yazarken, yapsanız yine her zamanki gibi yerinde göndermeleri. Çünkü, hep aynı terane sizi de sıkmışa benziyor…
Bir süredir yazılarınız, uzun yıllar evli olan kadınların, hiç durmadan kocasını ya da kayınvalidesini eleştiren konuşmalarına benzemeye başladı…
Böyle oldu, şöyle oldu, şunu dedi bunu yaptı… Offf! Bitmek bilmiyor. Haaa! Bunu yapan, şunu yapan bu eleştirileri hak ediyor etmesine de, sizinkiler, artık biraz sıkılmış, ev kadınının, kocasının ilgisini çekmek için, hiç durmadan söylenmesine benzemeye başladı.
Bilirsiniz hani, vardır romanlarda da bu tipler…
Halk arasında çenesine vurmuş derler…
Zemberekten boşalmışçasına, hiç durmadan sesli sessiz tüm harfler sıralı…
İki tatlı söz söylese adam, kadın susacak !
İşte böyle okuyorum artık sizi, okurken ve çok iyi tanıdığımdan olsa; eleştirdiğiniz kişiye duyduğunuz gizli hayranlık kaçmıyor gözümden!
Muhatabınız da bundan pek emin, artık bir size sessiz ve okurken gülümsüyordur şüphesiz!
Tek adam olmakla, burnunun dikine gitmekle suçluyorsunuz… Eee evet! Ben de hoşnut değilim, o üsluptan ve tarzdan, hiç de yakın bulmuyorum üstelik ama klasik, sevildiğinden emin olma halinin bir yansıması, hepsi bu!
Hem acaba hep “bir” adamı eleştirmek, birazda “tek adam”olma olasılığını güçlendirmek gibi gelmiyor mu size? Oysa artık bunu, konuşmak bile geçmemeli aklımızdan.
Tamam! Bu toprakların insanı sever önder olmayı, hele ki tek!
Öyle de Tanrı aşkına (!) hangi tek adam, bir ülkede bu kadar özelleştirmeye gider, ekonomiyi dışa bağlar, gidilmeyen adı bile unutulmuş yerlere ziyaretler gerçekleştirir ve yabancı sermaye için, bütçe dengelerine önem verir.
Tamam! Pat diye konuşmaları, sizce, bilincinin dışa vurumu; yani öyle diyorsunuz.
Tamam! Kürt Sorununda tarih yazmasını istedik ve hala da istiyoruz; tamam da eleştirmekten başka kim, hangi ciddi öneriyi attı ortaya? Kim, doğru şeyler yapmaya çalıştığı zaman, milliyetçi kesimin saldırılarına dur dedi. Güya Kürt raporu yazdıran parti, Oslo sürecini deşifre ettim diye zevkten dört köşe değil mi?
Darbeler yaptıran medya, neden mesele Kürt Sorunu olunca, eleştirmekten öteye geçemeyip ve aslında aynı zamanda Kürtlerin gazını almaktan başka bir şey yapmadı…
Yoksa çözüm olursa, çok kişi işsiz mi kalacak!
Aman ha! Sanmayın ki aklama- paklama pozisyonu, ben de az eleştirmiyorum ama yapıcı eleştirinin daha faydalı olacağını düşünüyorum.
Bu aralar, tek adam ve diktatör vurguları pek yapılır oldu. Hatta M. Belge’nin, darbe olur, demesi, aslında darbeye bakışta hala genetik, fonetik, diyalektik olarak daha ne derseniz deyin; medet umma, patolojisinden kurtulamamışız gibi geldi.
Bu da üzdü doğrusu beni… Bir adet bilinçaltı da buradan buyurunuz!
Muhatabınız zeki adam biliyorsunuz değil mi! Halkın hangi üsluptan hoşlandığını vallahi de billahi de iyi biliyor. Sonuçlara bakınca, öyle gibi görünüyor.
Bir dönem “şeriat” korkusu! Şimdi de “tek adam” Yurdum aydını, yine oyları arttıracak..!
Yine de ben bilmem, siz daha iyi bilirsiniz…
Neyse efendim, mektubuma son verirken, tekrar selam eder; “cumhuriyetinizin” başında nice başarılı yıllar geçirmenizi ve birçok yeni roman yaratmanızı dilerim…
(“Yazarlar, tanrıdır aslında” demeniz geldi şimdi aklıma!)
Kızmayın e mi! Sizi sevdiğimi tüm dostlarım biliyor…
Saygı ve sevgilerimle…
Yazarlar
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalSovyetler ve Bookchin 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuSuriye, güvenlik ve 15 milyon bağımlı… 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN100 Bin Dolar Kazanan “Yeni Yoksul” Mu? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğlu‘Entegre strateji’ varsa, niye tek yönünü görüyoruz? 25.12.2025 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanKomisyonda uzlaşma çıkmazsa süreç yine de ilerler mi? 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Doğu ErgilGüvenlikten kimliğe, inkârdan yurttaşlığa 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİSekülerleşme sorunu veya Müslümanlar nasıl modernleşecek? 23.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayPax Americana sonrası Almanya: Yeşil dönüşümden askeri Keynesçiliğe 21.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarThank you Ahmed 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAK Parti hariç herkes CHP 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNKüfürbazlar ve ötesi 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakNüfusumuz dibe vururken! 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselPara politikasında sınav zamanı 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKEN"O Yıl", hangi yıl? 15.12.2025 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRBu durumda AİHM yetkilileri de Trump’tan yardım istesin… 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berrin Sönmezİktidar politikası ters mi tepiyor, tersine mi işletiliyor? 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENGüney Amerika’da büyüyen gölge 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞEntelektüel üretimin kaybı-Rejimin vesayeti-Siyasetin iflası 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANBahis oynayan bakan kim?.. CASUS KİM?.. 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrta sınıf nereye gitti? 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpHissedilemeyen büyümenin anatomisi 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKİmralı için CHP’yi sıkıştırmaya gerek var mı? 5.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYTürkiye İçin Irak Peşmergeleri Sorun Olmuyor da Rojava neden Sorun! 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRPOLEMİK SENDROMDA 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKEve siyaset için dönüş öncesi bir mıntıka temizliği gerek 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMABD’de bir şeyler oluyor: Nick Fuentes 30.11.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Ali TürerÇÖZÜM, BARIŞ VE KARDEŞLİK GETİRECEK Mİ? 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP modernizmi ve faşizmi... 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDEN"Arananlar" zulmü ne zaman son bulacak? 14.11.2025 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYAİmamoğlu'na istenen 23 asırlık tarihi ceza: Roma İmparatorluğu kurulduğunda hapse girseydi hala ceza 14.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunYazmak, ciddi bir iştir 28.09.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNÖcalan, Erdoğan’a “Seni yine başkan yaptırırız” sözü mü veriyor? 11.09.2025 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANTürkiye’de ve Yunanistan’da Aleviler – Yeni Bir Tablo 1.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları




















































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
24.06.2018
3.02.2018
27.05.2018
21.05.2018
14.05.2018
29.04.2018
23.04.2018
15.04.2018
9.02.2018
2.02.2018