Hakan AKSAY
8 Kasım’da devraldığım odanın geniş pencereleri rengarenk bir manzaraya açılıyor: Yeşilli sarılı iri ağaçlardan yansıyan harika bir mevsim değişimi tablosu…
Camdan bakarken aklımdan geçip giden sayısız düşünce ve duygu arasında kısacık bir cümle bir anda kendine devasa bir yer açıyor:
“Şefkat, ahlakın temelidir.”
Cümlenin sahibi Arthur Schopenhauer. Hani şu Janusz Vishnevsky’nin “Filozofları aylara bölüştürebilseydim Kasım ayını Nietzsche ile birlikte ona verirdim” dediği Schopenhauer.
* * *
Şefkat, sevecenlik… Sevgi ve merhamet ile korumak, gözetmek, sahip çıkmak, yardımcı olmak…
Acımasız günlerimizde o kadar gerilere savrulmuş kavramlar ki bunlar, hasretini çektiğimizden bile bihaber yaşıyoruz.
“Kaçınılmaz mücadele” olarak görülen biteviye huzursuzluk ve didişme arasında özen ve nezakete yer açmak gereksiz bir lüks sayılıyor.
Sert olmak ile kararlı olmak birbirine karıştırılıyor bu bağır çağır ortamda. Gürültü çıkarmak güç belirtisi olarak görülüyor.
Özellikle de zalimliğin her türünün sıradanlaştığı son 20 yıl içinde Schopenhauer’in “Şefkat, ahlakın temelidir” cümlesini ara sıra da olsa hatırlamakta yarar olduğunu düşünüyorum. Ve penceremden görünen o yeşil-sarı göz kamaştırıcı hüzün tablosu, nedense şu anda bana bunu hatırlatıyor.
Birkaç gün önce penceremin muhteşem manzarası önünde yer alan çiçeklerden ikisinin fotoğrafını biraz da çekinerek sosyal medyada paylaştığımda, okurlardan yüzlerce destek mesajı ile karşılık görüyorum. Çiçeklerden birinde Gazete Duvar’dan “hoş geldin”, diğerinde T24’ten “uğurlama” mesajları yazılı. Okur yorumlarından birinde “Çok şık bir hareket olmuş, özlediğimiz dayanışma” diye yazıyor.
* * *
Kasım, aylardan bir ay… 8-14 Kasım da haftalardan bir hafta… Herkes işinde gücünde, hayat olağan akışına devam ediyor gibi…
Bir tarafta sırf “fantezi” olsun çark dönsün diye muhalif partilerin seçimlere katılmasını yasaklamaya ve kapatmaya kalem sallayan “sadık gasteciler ordusu”, artık parıltıları epeyce bir sönükleşse de hâlâ görev başında; Nâzım Hikmet’in 1958’de yazdığı dizelerindeki sıradanlığını her sabah yeniden üretiyor: “Bugün kimi kime gammazlamalı, amirin gözüne nasıl girmeli”…
Diğer tarafta ise umutları, vicdanları, enerjileri ve profesyonellikleriyle ilerleyen meslektaşlarımız var. Gazeteler var. Gazeteciler var. Hani şu, gazeteciliğe dair kişisel ya da kurumsal çabaları en genel haliyle bugünlerde “alternatif medya” olarak adlandırılanlar... Ve Duvar var. Gazete Duvar… Onun geçen haftaya kattığı çok sayıda haber ve analiz birikimine Nergis Demirkaya’nın Temel Karamollaoğlu söyleşisini ve Serkan Alan’ın Cumhurbaşkanı Yardımcısı Oktay’dan EYT açıklaması haberini örnek olarak verebiliriz.
* * *
Birkaç mütevazı internet sitesi ve dergiyi saymazsak yayın yönetmenliği deneyimim pek güçlü sayılmaz. Bunu fark edip de kibarca yardımcı olmak isteyen bir arkadaşım bana tavsiyelerde bulunuyor:
“Önce bütün Gazete Duvar çalışanlarını – fiziksel olarak veya online – davet edeceğin kısa bir toplantı düzenle. Orada amaçlarını ortaya koyan bir konuşma yap. Varsa çalışanların sorularını cevapla. Onlara heyecan verici sözler söylemeyi ihmal etme. Ve giriş faslıyla fazla oyalanmadan hemen işlere başla. Çünkü kaybedilecek zaman yok.”
Gülümseyerek teşekkür ediyorum. Gerçekten de kaybedilecek zaman yok. Ama zaman dediğin çok aldatıcı bir zemin; bazen o kadar hızlı, bazen de öylesine yavaş geçiyor ki.
Belki de şimdi, edebiyatçı dostum Ahmet Önel’in deyişiyle “tam sırası gecikmenin”.
Duvar’da çalışan arkadaşlarla topluca değil, her biriyle ayrıca, ikili görüşmenin daha iyi olduğuna karar veriyorum. Uzakta olanlarla internet yardımıyla, İstanbul’dakilerle karşı karşıya oturarak, ama hepsiyle teker teker sohbet ediyoruz. Sanırım çok da kısa sayılamayacak tanışma ve sohbetlerin başlangıç ve bitiş anları arasındaki sessiz bakışların dillendirdiği sıcaklık ve umut görüntüsünü en büyük iyimserlik kaynağı olarak görme eğilimindeyim.
Bir haftaya sığdırabildiğim 40 kadar görüşme... 40 tanışma… Pırıl pırıl 40 insan ve bir kısmını başarıyla sergiledikleri ve eminim bundan sonra daha da fazlasını ortaya koyacakları dev bir potansiyel...
* * *
Bu görüşmelerde ben fazla konuşmamaya, daha çok dinlemeye, anlamaya çalışıyorum. Ve bol bol not alıyorum. Hafta sonu tekrar gözden geçirdiğim sayfalarca not arasından bazı cümleleri buradan paylaşmak istiyorum:
“Gazetemizde olup bitenleri başka mecralardan öğrenmek istemiyoruz. Daha fazla şeffaflığa ihtiyacımız var.”
“Genel olarak söyleşiler artmalı, Gazete Duvar daha çok sokağa çıkmalı.”
“Video çalışmaları en kısa sürede canlandırılmalı.”
“Giden arkadaşlarımız için üzüldük. Dönmek isteyenlere imkân tanınmalı.”
“Hiç olmazsa ara sıra tek tek hatırımız sorulmalı.”
“Duvar’da daha çok kadın yönetici görmek istiyoruz.”
“Ben kırılgan biriyim, iş hayatına pek uygun bir özellik gibi görülmeyebilir ama inanıyorum ki kırılganlık ve naiflik kazanacak”.
Haklısın, genç dostum, kırılganlığımız ve özenimizle, vicdanımız ve şefkatimizle kazanacağız.
Tüm yaralarımızı ve kırıklarımızı alın terimizle onaracağız.
Yeter ki omurgamız dimdik durabilsin.
Yeter ki Gazete Duvar ailesi olarak hep beraber ilerleyebilmeyi de, gerektiğinde her birimiz ötekiler ne yapıyor diye hiç kimseye bakmadan tek başımıza sorumluluk alabilmeyi de başarabilelim.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları















































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
1.08.2025
17.07.2025
26.06.2025
22.06.2025
11.05.2025
10.05.2025
13.04.2025
29.03.2025
20.03.2025
6.03.2025