Hakan TAHMAZ
Türkiye son yirmi yıldır çok şeye alıştı. İktidar partisi döneminde dünyaya gelenler, “Türkiye’nin siyasi normali nedir?” sorusuna çoğunlukla “Bilemiyorum.” yanıtını verir.
Bunun nedeni, kuralsızlığın kural, hukuksuzluğun hukuk haline gelmesidir. Bir anlamda bu sorunun yanıtı ancak “Reisin bildiği, söylediği ve iktidarını sağlayan her şey Türkiye’nin siyasi normalidir.” şeklinde olabilir.
İktidar partisi, 2016 sonrasında bu kapsamda içerde ve dışarda beka (güvenlik) siyasetini başat bir sorun olarak siyasi piyasaya sürdü. Yeni bir milli güvenlik siyaseti stratejisiuygulamaya koydu.
Bu stratejinin merkezinde darbe girişimi ve Kürt sorunu vardı. Muhalefet bu stratejiyi benimsediği için Kürt siyasetçilerin birçoğu yıllardır cezaevinde. Fethullah Gülen yapılanmasıyla ilişkili olup darbe girişiminden habersiz binlerce insan ise işini kaybetti, tutuklandı. Her geçen gün ülke biraz daha cezaevine döndü.
Yeni çözüm sürecinde de iktidar partisini ve ortağını esas motive eden unsur; İsrail, Suriye süreci ve iç güvenliktir. PKK’nin silahsızlanması konusuna yaklaşımı da bu çerçevededir. Bu nedenle hak, hukuk, demokratikleşme veya siyasi iyileştirmeler konularında oldukça uzak bir siyasi pozisyon sergilenmektedir. İktidar partisinin toplumsal rıza üretmek gibi bir sorunu yoktur. Bu durum, süreci tehdit eden önemli bir unsurdur.
Sürecin Başarısı ve Toplumsal Rıza
Silahların siyasal ve toplumsal yaşamdan topyekûn bir biçimde çıkarılması hiç kuşkusuz demokratik siyasetin, hak ve özgürlüklerin gelişmesi acısında tarihsel bir fırsat ve olanaktır. Ancak sorunun bununla sınırlı olmadığı çok açık bir gerçek. Toplumun her kesiminin güçlü bir biçimde rızasını almadan, ülke sınırlarını da aşan Kürt sorununun kalıcı eşit, demokratik çözümü yolunda başarılı olunması oldukça zayıf bir ihtimaldir.
AK Parti, sürecin başarı çıtasını PKK’nin Türkiye’ye karşı silah kullanmayı durdurmasına ve Rojava’daki Kürtlerin yeni rejimle uyumlu bir pozisyona rıza göstermesine indirgemiş durumda. PKK’nin silahlı varlığını Türkiye için tehdit olmaktan çıkarmakla sınırlı bir süreç planlıyor. Üstelik bunu, partisinin hiçbir siyasi fatura ödemeyeceği bir biçimde gerçekleştirmeyi hedefliyor.
İktidarı, PKK’nin siyasi dönüşümü hiç ilgilendirmiyor. Böylesine tarihsel bir fırsat ve siyasal gelişme umurunda dahi değil. İktidar bu sürecin yalnızca kendi açısından, sınırlarımız içinde ve dışında (bölgede) girdileriyle çıktılarıyla ilgileniyor. Sürecin, kendi çıkarlarına aykırı bir güzergâha girmesine veya kontrolü dışına çıkmasına kesinlikle izin vermemek için her türlü tedbiri almış durumda.
Sürecin bu çıkmazdan kurtulması, her şeyden önce iktidar partisinin “dış ve iç güvenlik” bahanesiyle meseleden uzak durmasını gerektiriyor. Olası her türlü fırsat veya ilişki, yarım asra varan hak, eşitlik ve özgürlük mücadelesi içinde billurlaşan evrensel değerler ekseninde ele alınmalıdır.
Silahsızlanma sürecinde geri çekilme gibi tek taraflı girişimler veya sürecin olmazsa olmazı olarak ileri sürülen çeşitli hususların, iktidar tarafından “ülke güvenliği” gerekçesiyle karşılanmaması; “özveri” söylemleriyle geri çekilmesi, hareketin mücadelesini ve taleplerini değersizleştirme, içini boşaltma ve inandırıcılığını yitirme potansiyeline sahiptir.
İsrail’in bölgesel hegemonyasını artırma amaçlı girişimlerini “dış risk” olarak kodlayıp Kürtlerin, Kürt olmaktan kaynaklı temel evrensel haklarını kullanmasını engelleyen politik bir dile başvurmak, hareketin kendi varoluşsal hakikatine ters bir yönelim olacaktır.
Bu durum, yeni çözüm sürecinin müzakeresinin ve mücadelesinin otoriter yönetimin toplumsal olarak pekişmesi ve güçlenmesi anlamına gelecektir. En azından, iktidarın otoriter güç gösterisine ve toplumsal algı operasyonlarına farkında olmadan odun taşımak sonucunu doğurur.
Bu türden taktiksel adımları, gerçekle bağdaşmayan siyasal bahanelerle tanımlama çabaları; derin siyasal savrulmalara yol açabilecek gelişmelerin önünü açar. Bu savrulmalar, zamanla hareketin demokratik siyasal alandaki konumunun değişmesine neden olabilir. Türkiye’nin siyasal güç dengeleri düşünüldüğünde, böylesine bir yer değişikliği ya da siyasal savrulma, ülkenin demokratikleşme, eşitlik ve özgürlük yönündeki ciddi siyasal birikiminin barış yolculuğunda heba edilmesi anlamına gelecektir.
Kürtlerin özgürlükleri ve hakları düşünülerek başlatılan bir süreçte devletin güvenliğinin sürekli vurgulanması iyiye alamet değildir.
Bu tür söylem, ifade ve gerekçeler; “değerler partisi” olarak kendini tanımlayan ve bu konuda politik iddiası bulunan DEM Parti’yi zora sokacak bir ortaklaşmadır. Bu durum, hareketin özünü boşaltan ve yeni sürece adaptasyonunu zorlaştıran riskler içermektedir.
İktidar partisinin ve gayriresmî ortağının siyasal ajandasında, Kürt siyasal hareketinin böylesine bir güç kayması ve pozisyon değişikliğine zorlanması planları bulunduğuna hiç kuşku yoktur. Bu da sürecin, “tek adam” rejiminin ve yeni otoriter yapının sağlamlaşmasıyla sonuçlanma olasılığının yüksek olduğunu göstermektedir.
Bu süreçte, Kürt siyasal hareketinde yaşanabilecek siyasal savrulmaların yanı sıra, bunun doğal bir sonucu olarak demokratik Kürt siyasetinin muhalefet arasındaki siyasi mesafesinin daha da açılması da getirecektir. Toplumsal ve siyasal dinamiklerin durumu buna oldukça müsaittir.
Özgürlükler ve haklar temelli siyasetin yerini “otoriter devletin ve yönetimin güvenliği” siyasetinin alması, hareketin tarihsel özgünlüğünü ortadan kaldıracak gelişmelerdir. Çünkü artık bu ikisi aynı şey haline gelmiştir. Devletin kurumları büyük oranda AK Parti’nin kurumları gibi işlemektedir. Türkiye, Cumhuriyet’in ikinci yüzyılının başında, tıpkı ilk yüzyılın başında olduğu gibi, Kürtlerle ilişkilerini eşitlikten uzak bir biçimde yeniden tanzim etmektedir.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
11.02.2026
6.02.2026
3.02.2026
28.01.2026
20.01.2026
14.01.2026
6.01.2026
2.01.2026
30.12.2025
28.12.2025