Hasan Bülent KAHRAMAN
Başbakan Erdoğan'ın Mısır'da yaptığı ve laikliği bir devlet sistemi olarak öneren konuşmasının üç önemli özelliği üstünde daha durayım. Böylece Türkiye'de bugüne kadar devam eden laiklik tartışmalarının da bir değerlendirmesini yapmış olacağız.
Birincisi, Erdoğan'ın getirdiği laiklik değerlendirmesinin demokrasi- laiklik arasında kurduğu ilişki. Bu anlayış açık veya örtülü bir biçimde Müslümanlıkla laikliğin iç içe olup olamayacağını sorguluyor. Erdoğan, bu iki kavram arasında bir çelişki olmadığını belirtiyor. Gerekçesi ortada: insan diyor kendi hayatında laik olmak zorunda değildir, bir Müslüman olarak onun akaidi çerçevesinde yaşayabilir. Fakat devlet laik olmalıdır; olursa bu Müslümanlığa bir kısıtlama teşkil etmez.
Böyle bir irdeleme benim baştan beri pozitif laiklik dediğim koşulla ilgilidir. Yani,laik devlet, yurttaşlarının din ehli olmasını engelleyen bir devlet niteliği taşımaz. Tersine, "ihtida"ya / dönmeliğe (proselytism) davet etmeyen bir anlayışla tüm yurttaşlarının din vecibesini yerine getirmesine olanak veren bir devlettir, laik devlet. Eğer bir devlet din vecibesinin ifasında engel oluşturuyorsa, "yapma" diyorsa, bu da gene bir laiklik anlayışıdır ama negatif laikliktir.Türkiye'de Laikçilik denilen husus bir manada budur.
İkinci nokta şu: bir Müslüman laik olabilir mi? Olabilir. Şartını yukarıda belirttim. Sadece toplumsal alanda ve bir başkasının dini vecibesine şu veya bu biçimde mani olmamak koşulu dahilinde. Onun ötesinde özsel olarak tanımlanan bir laiklik ne Müslümanlık için ne de bir başka din ehli için söz konusudur. Son kertede din ehli kutsal kitabın ve enbiyanın buyruğu doğrultusunda hareket eden insandır. Bu bakımdan şahsın ahlakına, iç dünyasına dönük, ona müdahale eden bir laiklik anlayışı bu bağlamda kabul edilemez, bir "inanç" insanı için. Ve gene bu değerlendirmeden, laikliğin bir devlet sistematiği olarak anlaşılması zorunludur diye bir sonuç çıkarmak gerekir.
Üçüncü noktaya gelelim: pozitif laiklik bir toplumsal sözleşme olarak demokrasinin vazgeçilmez unsurudur.
Çünkü, demokrasi bir mesafe ve özgürlük rejimidir. Bir "karışmama" yani nötr olma durumudur. Tanımını kendimce verdiğim pozitif laikliği uygulayan devlet bu pozisyondadır. Dolayısıyla farklı kesimlerin, inançların, tercihlerin toplumsal düzlemde bir arada yaşayabilmesi eğer demokrasiyse, pozitif laiklikle demokrasi birbiriyle tamı tamına örtüşür.
Böyle bir laiklik anlayışı laikliği demokrasinin bir parçası olarak görür. Oysa negatif laiklik / laikçilik, demokrasiyi laikliğin içinde eritme önceliklidir. Toplum / devlet önden laik olursa demokrasiye geçileceğine inanır ve iki olgu arasındaki öncelik sonralık ilişkisini tersine çevirir. Bunun yanlış olduğunu bir daha belirtmeye gerek yok. Bir toplumun önceliği demokrasiyse laikliğe gitmek zorundadır ama laiklik "içinden" bir demokrasi kurmak anlamsız ve işlevsiz bir zorlamanın içine düşmektir.
Böylece şu şaşırtıcı noktaya geliyoruz: Erdoğan bu mesajıyla Türkiye modelini vurguladı. Yani, laikliğin Müslüman bir ülkede yaşayabileceğini ve anlamını ifade etti. Bu mesaj Avrupa'ya idi, Arap dünyasına olduğundan daha fazla. Laikliği bizFransa'dan aldık. Onlar da bunu 20. yüzyılın başında biçimlendirdiler ve maalesef bir negatif laiklik olarak tanımladılar. Aldığımız modelin "yanlışlığı" buradaydı, laikliğin özünde değildi.
Şimdi Fransa hâlâ aynı anlayışla devam ediyor, ezanı yasaklıyor, sokakta namaz kılanları yasaklıyor, burkayı yasaklıyor. Oysa Türkiye Anglosakson bir anlayışla pozitif laikliğe yönelmiş durumda. Onu bir demokrasi ve özgürlük olanağı şeklinde kullanmak istiyor. Bu niteliğiyle de, 100 yıl sonra, Fransa'ya ve onunla benzer uygulamalar içindeki toplumlara bir model öneriyor.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
















































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
19.08.2025
18.08.2025
17.07.2025
20.06.2025
13.05.2025
5.05.2025
6.03.2025
26.02.2025
13.02.2025
6.01.2025