Hasan CEMAL
Hukuk herkese lazım, hepimize lazım. Balyoz davasında karar açıklandıktan sonra televizyon ekranlarına yansıyan sanık yakınlarının feryatları bu gerçeğin altını kalın olarak çiziyordu. Gelin, Türkiye’de herkes el ele versin, el ele verelim, demokrasi ve hukukun üstünlüğünü ayaklarının üstüne sağlam biçimde dikmek için...
Türkiye, askeri darbeleri tüm acılarıyla yaşamış bir ülkedir. Türkiye, askerin yıllar yılı siyasetteki yerine çok aşina bir ülkedir.
Türkiye, askerin politika içindeki yerinin demokrasi ve hukuk devletini nasıl ikinci sınıflığa mahkum ettiğini bilen bir ülkedir.
Türkiye, askerin yıllar yılı devlet içinde devlet ya da eli silahlı siyasal parti gibi davrandığına acı örnekleriyle şahit olmuş bir ülkedir.
Türkiye, askerin kendini yıllar yılı hukuk-üstü gördüğü ya da demokrasiye aykırı şekilde kendi hukukunu yaratmış olduğu bir ülkedir.
Kısacası:
Asker hep ‘ayrıcalıklı’ydı.
Kendini hep kurtarıcı gördü.
Ayrıcalıklarını, kurtarıcı rolünü abarttıkça abarttı. Halkın oyuyla seçilen sivil iktidarların alanını sürekli daralttı.
Darbelerle kırmızı çizgiler çekti.
Bunları anayasallaştırdı.
Sivil müttefikleriyle birlikte ‘millet iradesi’nin tepesinde kendi ‘askeri vesayeti’ni kurdu.
Türkiye darbeleri böyle yaşadı.
27 Mayıs böyle geldi.
Menderes’ler böyle asıldı.
12 Mart böyle geldi.
Deniz Gezmiş’ler böyle asıldı.
12 Eylül böyle geldi.
Erdal Eren’ler böyle asıldı.
Kürt sorunu böyle derinleşti.
PKK sahneye böyle çıktı.
Siyaset yasaklarıyla istikrarsızlık tohumları böyle ekildi.
28 Şubat böyle geldi.
Bütün bu askeri darbeler ve sivil siyasete müdahalelerle Türkiye’de demokrasi ve hukukun üstünlüğü ikinci sınıflığa mahkum edildi, kösteklendi.
Birinci sınıf demokrasi ve hukuk Türkiye’yi böler ve ‘irtica’nın elini güçlendirir diye özetlenebilecek yanlış görüş ya da demokrasi korkusu, yıllar yılı askeri vesayeti besledi bu ülkede...
Askerin ve sivil müttefiklerinin Türkiye’ye uzun yıllar yaşattıkları bu demokrasi korkusu, 28 Şubat sonrası ve 28 Şubat’a rağmen Ak Parti’nin seçim sandığından tek başına çıkmasıyla birlikte yeniden fena halde depreşti.
Asker yine düğmeye bastı.
Yine darbe tezgahları kuruldu.
Daha öncekilerde olduğu gibi, darbe ortamları oluşturmak için operasyonlar tasarlandı, bazıları uygulamaya sokuldu.
Ayrıntıya girmiyorum.
İsim de vermiyorum.
Ama bütün bunlar gerçekti.
Eski Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Özden Örnek’in günlükleri okunabilir. Ya da Mustafa Balbay’ın günlüklerine göz atılabilir.
Bu günlükler, 2000’lerin başındaki askeri darbe tezgahlarını biraz olsun anlamak isteyenlere yeterince fikir verebilir.
Bu satırları elbette Balyoz Davası nedeniyle yazıyorum.
Bu dava beraat kararlarıyla sonuçlanabilirdi. Veyahut yarın bu davadaki mahkumiyet kararları Yargıtay tarafından bozulabilir de.
Ama benim satırlar değişmez.
12 Mart’ı anımsıyorum.
1971’deki 9 Mart darbe girişimiyle ilgili Madanoğlu Davası beraatle sonuçlanmıştı. Kaç yıl boyunca darbe için yeraltında çalışanlar aklanmış, demokrasi kahramanı gibi tekrar sahneye geri dönmüşlerdi.
Gerçek öyle miydi? Hayır.
Ben de o zamanlar demokrasiye inanmayan bu oyunun bir parçasıydım, Doğan Avcıoğlu ve Devrim dergisinin fedai yazı işleri müdürü olarak.
İşin aslını yıllar sonra Kimse Kızmasın Kendimi Yazdım adını taşıyan kitabımda anlatmıştım.
Farkındayım.
Artık bu ülkede darbe zor!
Askerle politika demokrasilerde olması gereken olağan rayına oturmaya başladı.
Askeri vesayet çözülme yolunda...
Ama her şey bitmedi.
Daha yapılacak çok şey var.
Demokrasi ve hukukun üstünlüğü eğer Türkiye’de de birinci sınıf olacaksa, anayasal, yasal ve kafasal olarak çok şeyin mutlaka değiştirilmesi gerekiyor.
Ama vurgulamak şart:
Ak Parti iktidarı bu bakımdan uzunca süredir ipe un seriyor.
Oysa hukuk herkese lazım.
Hepimize lazım.
Balyoz davasında cuma günü karar açıklandıktan sonra televizyon ekranlarına yansıyan sanık yakınlarının feryatları bu gerçeğin altını kalın olarak çiziyordu.
Gelin, Türkiye’de herkes el ele versin, el ele verelim, demokrasi ve hukukun üstünlüğünü ayaklarının üstüne sağlam biçimde dikmek için...
İyi pazarlar!
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRT“Birden dursun istersin seneler olunca mazi. Öyle bir geçer zaman ki…” 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeni gelen bakanlara “Hoşgeldiniz” yazısı… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUİrfan Fidan’dan Akın Gürlek’e… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRVe siyasallaşan yargıda yeni eşik 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZGüvenlik paradigması çağında Kürt Meselesi: Yeni statüko ve arayışlar 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAÖzgür Önderlik – Özgür Rojava – Jin, Jiyan, Azadî... 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolYine yolsuzluk sorunu 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanEvrensel hukuk ilkesini rafa kaldırdığınızda neler olur? 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANDemirel’in köprüsünü sattırmam… Özal’ın köprüsünü sattırmam… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuBir yakın takip hikayesi bizimkisi… 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçCHP çok iyi bir şey yaptı 4.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAmerika İran’a saldırır mı saldırmaz mı? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALKürt milliyetçiliği bilincini yok etmek istiyorlar… 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRİmamoğlu dediler, ucu yine AKP’ye çıktı! 110 milyon tazminat sözü vermişler 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları







































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
14.04.2025
3.03.2025
28.02.2025
20.02.2025
13.02.2025
28.11.2024
12.11.2024
24.10.2024
27.08.2024
20.04.2024