Hasan CEMAL
Sormak ve düşünmek lazım:
Nusaybin Belediye Başkanı Ayşe Gökkan’ı Nusaybin’le Kamışlı arasında, Türkiye-Suriye sınırında, tel örgülerin dibinde ‘ölüm orucu’na yatıran ne? Sınıra dikilmek istenen ‘duvar’ın anlamı ne? Ankara, Rojava’daki Kürt varlığından niçin bu kadar tedirgin? Kürtler ile Kürtler arasına dikilmek istenen ‘duvar’lar, Kuzey Irak örneğinde ne işe yaradı ki, Kuzey Suriye örneğinde bir işe yarasın? Gökkan’ı aradım ve sordum. Aldığım notların bir bölümü, başka sorularla birlikte aşağıda.

Ayşe Gökkan.
Nusaybin’in BDP’li Belediye Başkanı.
Hafta ortasından beri ‘ölüm orucu’nda...
Kendisini geçen Nisan ayında, ‘çözüm süreci’yle ilgili olarak Güneydoğu’da nabız tutarken tanımıştım.
Hiç unutmuyorum.
Toplantı için belediyedeki makamına girince şaşırmıştım.
Topluluk sadece kadınlardan oluşuyordu.
Büyük odada tek bir erkek yoktu.
Oralarda hiç de olağan, rastlanan bir şey değildi.
Şaşkınlığımı fark edince, toplantımızı özellikle böyle, erkeksiz düzenlediğini söylemişti.
Sonra da bana erkek egemen devletten, erkek egemen toplumdan, erkek egemen aileden yakınmıştı.
Kürt siyasal hareketindeki kadın dinamiğiüstünde durmuş, ‘erkek egemenliği’nden kaynaklanan acıların kadına ‘dağın yolu’nu açtığını şöyle anlatmıştı:
“Kadın da başkaldırdı! Örgütlenmeden kendini koruyamayacağını anladı. Dağa çıkarak kendini korudu. Dağa çıkmayan kadına da örnek oldu. Evdeki kadının üstünden ezikliğini atmasına yardımcı oldu.
Biz Kürt kadınları elbette bizi Türk devleti değil de, Kürt devleti dövsün demiyoruz. Böyle bir şey elbette istemiyoruz. Kadına dönük şiddetin de son bulduğu bir barış ve demokrasidüzeni istiyoruz.”
Kadınların kadın olmaktan kaynaklanan haklarını, bu ülkedeki erkek egemenliği konusunu, bunların Kürt siyasal hareketiyle barış ve demokrasi içindeki yerlerini noktasıyla virgülüyle yerli yerine oturtmasından etkilenmiştim.
Duydum ki, geçen hafta içinde Nusaybin’de, Türkiye-Suriye sınırının Nusaybin-Kamışlı noktasında ölüm orucuna yatmış Ayşe Gökkan.
Cep telefonundan aradım kendisini.
Onun ağzından aldığım notların bir bölümü aşağıda.
'Ankara neden korkuyor?'
“Sınırda, Nusaybin-Kamışlı arasında, tel örgülerin oradayım.”
“Ölüm orucu tutuyorum.”
“Sınırdaki duvar nedeniyle ölüm orucuna yattım.”
“O duvar halkların arasına dikilmek isteniyor.”
“Yedi kilometrelik bir duvar.”
“Kazıldı, temel demirleri atıldı, beton dökmek için hazır bekliyor.”
“Devlet resmen bilgi vermiyor. Güvenlik gerekçesi öne sürülüyor,kaçakçılık vesaire deniyor. Ama inandırıcı olmaktan uzak… 60-70 yıldır buralarda görülemeyen bir şey şimdi neden gelmiş akıllara ki?..”
"Yalnız Kürtlerle Kürtlerin değil, sadece Türkiye’yle Suriye’de yaşayan Kürtlerin değil, bütün halkların arasına, Arapların, Süryanilerin, Ezidilerin, Keldanilerin arasına çekilmek isteniyor bu duvar…”
“Rojava’da -Suriye Kürdistanı’nda- Kürtler, aşırı İslamcı örgütlerin saldırısı altında… Radikal İslamcılar buralardan gidiyor, sızıyor. Türkiye göz yumuyor kaç zamandır.”
“Buna karşılık sınırın bu tarafından Rojava’ya insani yardıma engel var kaç zamandır. Niye ki?..”
“İsveç’ten yardım olarak, hibe olarak gelen iki ambulans hâlâ sınır kapısında bekletiliyor. Üç aydır Kamışlı’ya geçmesine izin verilmiyor. Neden?..”
“Başbakan Erdoğan, Filistin’de İsrail’in dikmiş olduğu duvar için utanç duvarı demişti. Şimdi bizim buradaki duvar yüz akı duvarı mı olacak, söyler misiniz?”
“Dünyada duvarların yıkıldığı bir çağda yaşıyoruz. Berlin Duvarı1989’da, geçen yüzyılda yıkıldı. Şimdi biz halkları bölen, ayıran, ırkçı, yüz karası bir duvar dikmeye mi hazırlanıyoruz? Bunu dünyaya nasıl anlatacağız?”
“Bana bu duvar işini fazla abarttığımı söyleyenler var. Bana en çok bu dokunuyor.”
“Ve soruyorum:
Ankara, Rojava’daki Kürt varlığından neden korkuyor ki?..”
Ankara, çözüm sürecini de riske attığını görüyor mu?
Ölüm orucuna yatmış Ayşe Gökkan’ın bu sorusunu ben de biraz uzatarak yineliyorum:
“Evet, Ankara acaba Rojava’daki Kürt varlığından niçin bu kadar tedirgin?
Hatta Irak Kürt Yönetimi’yle birlikte Rojava’daki Kürtlerin en güçlü örgütü olan PYD’nin kolunu neden bu kadar bükmek, zayıflatmak istiyor?
Bunun son tahlilde Türkiye’deki ‘çözüm süreci’ni de olumsuz etkileyebileceğini ne kadar görebiliyor Ankara?.. ”
Bu konuda bir buçuk ay önce, yine bu köşede, 20 Eylül 2013’te bir yazı yazmıştım. Başlığı, “Güneydoğu’da bir zamanların ‘iti ite kırdırmak’ zihniyeti, şimdi Suriye’de mi tekrarlanıyor?” idi.
Yazımın özeti şu iki noktaydı:
(1) Devlet, 1990’larda Hizbullah’ıyla, ‘köy korucuları’yla, ‘itirafçıları’yla barış yolunda yürüyebileceğini sanmıştı. Ancak olmadı, Kürt sorunu derinleşti, acılar PKK’yı güçlendirdi. Güneydoğu’da yaşanan faili meçhul cinayetler ve Hizbullah gerçeğinin altında, devlette yer etmiş olan “iti ite kırdırmak” zihniyeti yatıyordu.
(2) Şimdi Rojava’ya hakimiyetinden söz edilen PYD, Suriye iç savaşında el-Kaide, an-Nusra’nın saldırısı altında. İlginç olan iddia şu: El-Kaide, an-Nusra, PYD'ye karşı Türkiye’den destek görüyor! Belirtiler PYD lideri Salih Müslim’in söylediği kadar kötüyse, Türkiye bir zamanlar Güneydoğu’daki vahim hatasını bu kez Suriye’de Kürtlere karşı tekrarlıyor demektir.
Ambargoda son aşama duvar mı?
Salih Müslim, 18 Eylül 2013 tarihli Taraf gazetesinde Amberin Zaman’a Türkiye’den şöyle yakınmıştı:
“Hükümetinizin yaptıkları ortada. Suriye’deki çeteleri üzerimize sürmeye devam ediyorlar. Ahrar Es Şam örgütü, Jabat el Nusra, el Kaide… Türkiye bize karşı çeteleri savaştırıyor.
Bizimle savaşta yaralananları Türk devleti tedavi ediyor. Bizim siviller yaralanıyor, Türkiye’de hiçbir yardım görmüyorlar. Maksat belli. Kürtleri zayıflatmak, yok etmek.
Biz Türkiye’yle iyi dost ve kardeşlik ilişkilerimiz olsun istiyoruz. Bakın sınırlar hâlâ kapalı. Bir aya yakındır tek bir yardım konvoyu geçmedi bizim tarafımıza. Halkımız savaş koşullarında büyük zorluk içerisinde yaşıyor. Elektrik, su, akaryakıt, ilaç sıkıntısı had safhada. Bize yönelik ambargo sürüyor.”
Şimdi sormak lazım:
PYD liderinin yakındığı ambargonun yeni aracı da bu duvar mı olacak?
Bu açıdan, Cengiz Çandar’ın dün Radikal’de çıkan Washington kaynaklı yazısındaki aşağıdaki bölüm ilginç.
“Radikal’den Mutlu Çiviroğlu, BDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’a soruyor:
‘Amerika’da el Kaide gibi radikal gruplar en büyük korku kaynağı.PYD ise bu unsurlara karşı savaş verirken, Amerika kamuoyunda kısmen de olsa olumlu tepkiler ortaya çıktı. Buna karşın, Amerikan hükümetinin bu konudaki gönülsüzlüğünü neye bağlıyorsunuz?’
Demirtaş’ın cevabı:
‘Aslında burada Türkiye’nin rolünün olduğunu düşünüyorum. Çünkü Türkiye ABD’den ve Avrupa’dan aldığı desteği bu ülkelerin iradesinin hilafına radikal gruplara yönlendirmiştir.
Amerikalıların kendi eliyle oradaki el Kaide militanlarını besliyor gerçeği, zannedersem, Amerika toplumunu da rahatsız ediyordur. Bu Türkiye’nin izlediği yanlış dış politikasının bir sonucu olmuştur. Halen de tümüyle bu yardımların kesildiğini söylemek mümkün değil.
Dolayısıyla, şu an Türkiye içine düştüğü durumu ve bu ülkelerle kurduğu aldatmaya dayalı ilişkinin hesabını vermek üzere sorgulanıyor. Ankara’nın dış politikası sorgulanıyor. Türkiye’nin Bağdat ile yeniden ilişki kurmaya zorlanması da aslında bütün bu hataların sonucudur.’”
Başımızı duvarlara çarparak öğrenmek yerine…
Şimdi sormak ve düşünmek lazım:
Ayşe Gökkan’ı Nusaybin’le Kamışlı arasında, Türkiye-Suriye sınırında, tel örgülerin dibinde ‘ölüm orucu’na yatıran ne ola ki?..
Dikilmek istenen ‘duvar’ın anlamı ne olabilir ki?
Kürtler ile Kürtler arasına dikilmek istenen ‘duvar’lar, Kuzey Irak örneğinde ne işe yaradı ki, şimdi de Kuzey Suriye örneğinde nasıl bir işe yarayabilirdi ki?
Ya da:
Kafamızı duvarlara çarpa çarpa öğrenmek yerine, artık geçmişten dersler çıkartarak öğrenmeye çalışsak, barış ve demokrasi adına daha isabetli olmaz mı?
Veyahut:
Kürt sorunuyla ilgili olarak nihai bir ‘oyun planı’mız, İngilizce deyişle, kendimize ait kapsamlı bir endgame olmadan, başımızı ‘duvarlar’a çarpmaktan kurtulamayacağımızı öğrenmenin zamanı çoktan gelmedi mi?
Ayşe Gökkan;
iyi pazarlar!
Twitter: @HSNCML
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRT“Birden dursun istersin seneler olunca mazi. Öyle bir geçer zaman ki…” 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUİrfan Fidan’dan Akın Gürlek’e… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeni gelen bakanlara “Hoşgeldiniz” yazısı… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRVe siyasallaşan yargıda yeni eşik 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolYine yolsuzluk sorunu 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZGüvenlik paradigması çağında Kürt Meselesi: Yeni statüko ve arayışlar 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAÖzgür Önderlik – Özgür Rojava – Jin, Jiyan, Azadî... 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanEvrensel hukuk ilkesini rafa kaldırdığınızda neler olur? 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANDemirel’in köprüsünü sattırmam… Özal’ın köprüsünü sattırmam… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuBir yakın takip hikayesi bizimkisi… 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçCHP çok iyi bir şey yaptı 4.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAmerika İran’a saldırır mı saldırmaz mı? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALKürt milliyetçiliği bilincini yok etmek istiyorlar… 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRİmamoğlu dediler, ucu yine AKP’ye çıktı! 110 milyon tazminat sözü vermişler 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları








































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
14.04.2025
3.03.2025
28.02.2025
20.02.2025
13.02.2025
28.11.2024
12.11.2024
24.10.2024
27.08.2024
20.04.2024