Hasan CEMAL
Erdoğan ve Arınç’ı dinliyorum. Yakın geçmiş geliyor aklıma; Ergenekon ve Balyoz operasyonları sırasında ‘asker’den hep aynı slogan yükselirdi: Komplo! Şimdi bakıyorum da Arınç’la Erdoğan o zamanki asker ağzı ile konuşuyorlar. Ne yargı bağımsızlığı var ağızlarında, ne kuvvetler ayrılığı…
Erdoğan’la saf tutan bazı meslektaşlarıma sormak istiyorum: Olanlarla ilgili olarak bir çift sözünüz yok mu? Yoksa kendinizi Başbakan’la birlikte yargının yerine mi koyuyorsunuz? Neyin yolsuzluk olup olmadığına artık yargıçlar değil de, Erdoğan’la birlikte siz mi karar vereceksiniz?
.jpg)
Önce Bülent Arınç’ı, sonra Tayyip Erdoğan’ı dinliyorum dün akşam vakti.
İkisinin de yüzünden düşen bin parça.
Çok yorgun gözüküyorlar.
Arınç, canının ne kadar sıkkın olduğunu belli ediyor. Bazı şeyleri ne kadar zoraki ya da kerhen söylediğini de pek öyle saklayamıyor.
Tayyip Erdoğan’a gelince...
Son derece gergin.
Adeta burnundan soluyor.
O an birini eline geçirse, paramparça edebilecek gibi bakıyor kameralara.
Göz bebeklerindeki ışıltılar korkutucu.
Bakışları öyle ki sanki insanı delip geçecek.
İkisini de dinlerken, yakın geçmişte yaşananlar gözümün önüne geliyor.
Ergenekon ve Balyoz operasyonları.
Gözaltı operasyonları dalga dalga devam ederken, ‘asker’den hep aynı sözcük slogan halinde yükselirdi:
Komplo!
Ve Amerika’ya işaret edilirdi:
Fethullahçı komplosu!
Tayyip Erdoğan ise hep aynı tepkileri verirdi:
Yargı bağımsızlığı...
Kuvvetler ayrılığı...
Şimdi bakıyorum, Arınç’la Erdoğan o zamanki asker ağzı ile konuşuyorlar:
Komplo!
Cemaat komplosu!
Ne yargı bağımsızlığı var ağızlarında, ne kuvvetler ayrılığı, ne de yargı sürecinin sonunu beklemek.
Hiçbiri yok.
Bülent Arınç, ‘hükümeti yıpratmaya dönük planlı psikolojik savaş’tan söz ediyor.
Ama bu arada hakkını yemeyeyim, Sayın Arınç, biraz da olsa zevahiri kurtarmaya çalışıyor.
Ama Erdoğan’da bu da yok.
Kuvvetler ayrılığı da dinlemiyor.
Yargıya aba altından da değil, açıktan sopa gösteriyor, adeta tehdit ediyor yargıyı...
Akıl alır gibi değil.
Muammer Güler ve koltuğu
Üç bakanın çocuğu gözaltında.
Ama bakanların kılı kıpırdamıyor.
Başbakan da onları görevde tutuyor.
Hele İçişleri Bakanı...
Onun vaziyeti daha vahim.
İstanbul’da ‘operasyon’u yöneten polis müdürlerini görevden alıyor. Beş polise, daha sonra iki emniyet müdür yardımcısı ekleniyor.
Herhangi bir demokraside bu olabilir mi?
Herhangi bir demokratik hukuk devletinde çocukları rüşvet ve yolsuzluk operasyonuyla gözaltına alınmış bakanlar koltuklarını koruyabilirler mi?
Tekrarlıyorum:
Gerçekten akıl alır gibi değil.
Operasyon ikinci ‘Gezi’ mi olacak?
Tayyip Erdoğan’ı dinliyorum.
Kirli operasyon diyor.
Devlet içinde devlet gibi örgütlenmiş ‘çeteler’den söz ediyor.
“Geleceğimizi karartmak istiyorlar” diye ekliyor.
Hükümeti yıpratmaya yönelik siyasi mühendislik gibi cafcaflı deyimler kullanıyor.
Ve Gezi’ye dokunmadan edemiyor:
“Bu operasyon Gezi’nin devamıdır.”
Başbakan Erdoğan’ın bu sözü, Gezi’den demokrasi ve hukuk namına hiçbir ders çıkarmadığını gösteriyor.
Gezi nasıl ki bir kırılma noktası olduysa, bu operasyon da öyle olacağa benziyor.
Gezi sırasında Tayyip Erdoğan, devletin hoyrat gücünü acımasızca genç insanların üstüne süreceği yerde, onları dinleseydi, protestolarının bir demokratik hak olduğunu teslim edebilseydi, içeride ve dışarıda büyürdü.
Tam tersini yaptı.
Küçülmeye başladı Gezi’yle...
Bu ‘operasyon’u da soğukkanlı karşılayabilseydi, soruşturmanın selameti diyerek üç bakanın derhal istifalarını isteseydi, kuvvetler ayrılığını savunup yargı sürecinin sonuna beklemekten başka çare olmadığını vurgulasaydı, demokrasi ve hukuk adına puan kazanırdı.
Ama Erdoğan’dan makulu beklemek zor.
Siyaseti ancak ‘düşman’a karşı yapılan bir savaş gibi görüyor. Dün akşam konuşurken, göz bebeklerine oturmuş olan ışıltıların o korkutuculuğu galiba bundan kaynaklanıyor.
Düşman yaratmadan siyaset yapamıyor.
Karşısındakini ille de yok edecek!
Bu tarzı siyasete, tek adamlık zihniyetine ancak otoriterleşme yolunda hızla mesafe alan rejimlerde rastlanır.
Bu yolda yürüyen bir lider, sandıktan hangi güçle çıkarsa çıksın, gerçek gücünden kaybeder ve yönetmesi gitgide zorlaşır.
Bu sorular Erdoğan’la saf tutan meslektaşlarıma
Öte yandan, Tayyip Erdoğan’la sıkı saf tutan bazı meslektaşlarıma sormak ya da bir kez daha yinelemek istiyorum:
Yolsuzluk var mı, yok mu?
Kim karar verecek buna?
Başbakan mı? Yargıç mı?
Yürütme mi? Yargı mı?
Soruşturma başladı.
Bakanın oğlu da içeri alındı.
O bakan koltuğunda oturacak mı?
Oturmayacak mı?
Bakan koltuğunda oturmaya devam ederken, soruşturmayı yürüten polisler görevden alınacaklar mı?
Alınmayacaklar mı?
Yargı süreci başladı.
Başbakan, başbakan yardımcısı susup sürecin sonunu bekleyecekler mi?
Beklemeyecekler mi?
Susacaklar mı, susmayacaklar mı?
‘Kirli operasyon’, ‘devlet içinde devlet gibi çeteler’ diyerek yargıyı tehdit mi edecekler?
Hukukun gereğine uyacaklar mı?
Yoksa uymayıp sopa mı gösterecekler?
Gösterirlerse, kuvvetler ayrılığı, yargı bağımsızlığı kalacak mı?
Kalmayacak mı?
Arkadaşlar;
Bu sorularla ilgili olarak bir çift sözünüz yok mu?
Yoksa kendinizi Başbakan’la birlikte yargının yerine mi koyuyorsunuz? Neyin yolsuzluk olup olmadığına artık yargıçlar değil de, Tayyip Erdoğan’la birlikte siz mi karar vereceksiniz?
Cemaat konusundaki görüşleriniz şu ya da bu olabilir. Ama bu, kendinizi Tayyip Erdoğan’la bu kadar özdeş kılıp, yargının yerine bu kadar ahkam kesmeye kalkmanızı gerektirmiyor.
Ayıp!
Twitter: @HSNCML
Yazarlar
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeni gelen bakanlara “Hoşgeldiniz” yazısı… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUİrfan Fidan’dan Akın Gürlek’e… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZGüvenlik paradigması çağında Kürt Meselesi: Yeni statüko ve arayışlar 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAÖzgür Önderlik – Özgür Rojava – Jin, Jiyan, Azadî... 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolYine yolsuzluk sorunu 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRVe siyasallaşan yargıda yeni eşik 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanEvrensel hukuk ilkesini rafa kaldırdığınızda neler olur? 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANDemirel’in köprüsünü sattırmam… Özal’ın köprüsünü sattırmam… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRT15 yıldır değişmeyen zihniyet, karartılan meclis 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuBir yakın takip hikayesi bizimkisi… 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçCHP çok iyi bir şey yaptı 4.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAmerika İran’a saldırır mı saldırmaz mı? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALKürt milliyetçiliği bilincini yok etmek istiyorlar… 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRİmamoğlu dediler, ucu yine AKP’ye çıktı! 110 milyon tazminat sözü vermişler 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
14.04.2025
3.03.2025
28.02.2025
20.02.2025
13.02.2025
28.11.2024
12.11.2024
24.10.2024
27.08.2024
20.04.2024