Hasan CEMAL
Zaman ne çabuk geçiyor.
Gerçekten öyle.
22 yıl olmuş…
Zamanı durdurabilen kimse çıkmadı bugüne kadar.
Belki de iyi oldu.
Zaman dursa, hayat çok sıkıcı olabilirdi.
Kayıp zamanın peşinden koşturmaya gelince...
Bunun ne kadar nafile bir çaba olduğu, yıllar hızla akarken daha iyi anlaşılıyor.
Bu koyda zaman durmuş gibi…
Çam ağaçlarının yeşiliyle Akdeniz mavisi ve hafif rüzgarla burnuma gelen kekik kokuları.
Teknenin altına vuran suyun şıp şıp sesiyle kendi başımayım.
Ama elimde iPad...
Belki Tayyip Erdoğan’sız yazı konusu çıkar diye internette dolaşıyorum.
Haber düşüyor:
Dr. Fuad Mahsum Irak Cumhurbaşkanı seçildi.

1992’de Fuad Mahsum’la Erbil röportajı
Fotoğrafa bakıyorum.
Evet, bu benim tanıdığım Dr. Mahsum.
Yaşlanmış...
Haberin yanında bir başka fotoğraf:
Irak Cumhurbaşkanı Celal Talabani, tekerlekli sandalyede, halefi için oyunu kullanırken...
Mam Celal’le son kez Süleymaniye’de, 2012 yılı Kasım ayında uzun saatler konuşmuştum.
Sağlığı iyi değildi.
Çok kilo almıştı.
Elinde bastonu, güçlükle yürüyordu.
Her zamanki gibi mükellef bir sofra donatmıştı ama kendisi çok az yiyordu.
Eliyle, arkasında duran doktorunu gösterip, “Bana izin vermiyor ki” diye şaka yollu yakınmıştı.
Mam Celal güzel yemeyi sever, her seferinde sofraya otururken “Misafir, ev sahibinin şenliğidir” demeyi unutmazdı.
Süleymaniye’deki görüşmemizden birkaç hafta sonra beyin kanaması geçirmiş, bir buçuk yıl boyunca tedavi edileceği Berlin’deki bir hastaneye götürülmüştü.
Sağlığına kavuşmuş olmasına ve memleketi Süleymaniye’ye, evine dönmesine çok sevindim Mam Celal’in.
Eminim, Irak Cumhurbaşkanlığı seçiminde oyunu çocukluk arkadaşı ve yoldaşı Dr. Fuad Mahsum için kullanmıştır.
Celal Talabani’yle birlikte tanımıştım Dr. Fuad Mahsum’u.
1992 yılı Ekim ayıydı.
Sabah gazetesindeydim.
Cengiz Çandar aracılığıyla Irak Kürdistanı’nda, Şaklava’da ilk kez uzun saatler görüştüğüm Celal Talabani, benim için Dr. Mahsum’dan bir randevu ayarlamıştı.
Evet, aradan tam 22 yıl geçmiş.
İslam felsefesi okudu, dağa çıktı
Yıl 1992, Ekim ayı.
Erbil’deki Şirin Palas’tan taksi.
“Başbakanlık’a çek!” dedik.
Şoförün sorusu:
“Yani Kürdistan Meclisi’ne mi?..”
İkisi de aynı binadaymış.
Beş ay önce, mayıs 1992’deki genel seçimlerle kurulan Parlamento’nun resmi adı, Kürdistan Ulusal Meclisi’ydi.
Bakanlar Kurulu’nun adına gelince: “Irak Kürdistan’ı Geçici Hükümeti Bakanlar Meclisi…”
Resmi dilde Irak Kürdistanı deniyor buralara.
Ama herkesin ağzında Kürdistan deniyor o kadar…
Kuzey Irak, Kürtlerin “kurtarılmış toprağı”!
Ne kadar yokluk ve yoksulluk içinde yaşasalar da kendi başlarına, Saddam Hüseyin’den uzak oldukları için çok mutlu gözüküyorlar.
Devletleşme yolundaki adımlardan da memnun oldukları, heyecan duydukları açık.
Irak Kürdistanı Başbakanı Dr. Fuat Masum da aynı havada.
Irak Kürt Federe Devleti’ni soruyorum.
“Bugün federe devletten daha fazlasına sahibiz” karşılığını veriyor, “Federasyon gelecekle ilgili bir şey: Irak’ın parçalanmasını istemediğimizi, Irak’ın birliğinden yana olduğumuzu göstermek için federe devletten, federasyondan söz ediyoruz.”
Celal Talabani de sohbetimizde, Kürdistan ile ayrılıkçılık sözcüklerinin yanyana getirilmesinden, ikisinin özdeş kılınmasından duydukları rahatsızlığı işaret etmişti.
Hatta Talabani, PKK’nın bağımsızlık diyerek Saddam’ın oyununu oynadığını bile öne sürebiliyor. “Bağımsız Kürt Devleti” sözünü ağızlarına almaktan kaçınıyorlar. Buna özen gösteriyorlar.
Bunun tek bir nedeni var: Türkiye’yi rahatsız etmemek…
Sanıyorum, Talabani-Barzani ikilisine Washington’un telkinleri de bu yönde. “Ankara’yla ilişkileri iyi tutmak istiyorsanız, Irak’ın toprak bütünlüğünü her fırsatta belirtin!” dediği biliniyor.
Bununla birlikte Başbakan Dr. Mahsum’un dediği gibi Kuzey Irak’a “federe devlet”ten daha fazlası var. Zaten federe devlet deyince, “O da ne?” gibisinden bakıyor insanlar yüzünüze…
Dr. Fuad Mahsum elli dört yaşında.
Felsefe okumuş Bağdat’ta.
Doktorası İslam felsefesiyle ilgili. Dağa çıkış tarihi 1978.
Dağa çıkarken önce Erzurum’a gelmiş, Hakkâri taraflarından sınırı geçerek peşmergelere katılmış. Parlamento’dan geçen yasaları sayıyor.
Son olarak gümrük ve vergi yasaları çıkmış.
Para basmış değiller.
“Para merkezi hükûmetin işi olacak” diyor.
Henüz bayrakları da yok.
Okullar açık.
Kürtçe eğitim sürüyor.
Ders kitaplarını gözden geçiren komisyon kurulmuş.
Tarih ve ulusal Kürtlerle ilgili kitapların yeniden yazılmasıyla görevli komisyon çalışmalarını yeni bitirmiş.
Kürtçe radyo ve televizyon yayında. Birkaç hafta içinde radyo, sonra da televizyon Türkiye’den de izlenebilir hale gelecekmiş.
Bu arada Türkçe yayınlara da yer verecekler.
Ankara’da üst düzeyde bir istihbarat yetkilisiyle bir seferinde sohbet ederken, Kuzey Irak’ta Kürtçe’yle ilgili gelişmelerin, Erbil’deki Dil Akademisi’nin, Kürtçe tiyatronun 1970’lerden beri nasıl izlenmeye çalışıldığını dinlemiştim.
Hatta Güneydoğu’dan Erbil Üniversitesi’ne giden Kürt gençler vardı.
Kuzey Irak’ta peşmergenin yanı sıra düzenli ordu ve polis gücü oluşturuluyor.
Asker ve polis yeni üniforma ve bereleriyle sokaklarda boy göstermeye başlamış…
Başbakan Dr. Mahsum’un altını çizdiği zorluklara gelince:
Ticaret ve ekonominin durumu; komünikasyon; dış seyahat, yani pasaport derdi…
“Türk şirketlerini bekliyoruz, gelsinler, yatırım yapsınlar” diyor. Dış dünyadan kopuk Kuzey Irak.
Erbil ve civarında yalnızca üç adet uydu telefonu vardı konuşmak için. Şehirlerarası telefon da edilemiyor.
'Ya Saddam benzeri biri iktidar olursa?'
Kürtlerin korkulu rüyası, Saddam Hüseyin.
Yeniden Saddam’ın ya da onunkine benzer bir rejimin sultası altına girmeyi akıllarından bile geçirmek istemiyorlar.
Celal Talabani’ye sormuştum, “Ya Bağdat’ta iktidar koltuğuna bir darbeyle yine Saddam benzeri bir Baasçı general oturursa, ne yaparsınız?” diye.
Şöyle yanıtlamıştı:
“Olmaz artık. Dünya çok değişti Soğuk Savaş dönemi geride kaldı. İnsan hakları ve demokrasi olanca ağırlığıyla dünyanın gündemine oturdu. İnsan hakları ve demokrasi olanca ağırlığıyla dünyanın gündemine oturdu. Ayrıca televizyonun gücünü keşfetti Kürtler…
Saddam’dan sonra Bağdat’ta
Bu yazımdan 11 yıl sonra, 2003’ün Mayıs ayında bu kez Bağdat’ta görüşmüştüm Celal Talabani’yle.
Yanında, Dr. Fuad Mahsum vardı.
İkisi de çok memnundu.
Mam Celal, “Nasıl memnun olmayalım?.. Bak şimdi Bağdat’tayız, üstelik Saddam yok artık” demişti.
Yıllar ne çabuk geçiyor.
İyi pazarlar.
Herkesin Ramazan Bayramı’nı kutluyor, güzel tatiller diliyorum. HC
Yazarlar
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUİrfan Fidan’dan Akın Gürlek’e… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeni gelen bakanlara “Hoşgeldiniz” yazısı… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZGüvenlik paradigması çağında Kürt Meselesi: Yeni statüko ve arayışlar 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAÖzgür Önderlik – Özgür Rojava – Jin, Jiyan, Azadî... 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRVe siyasallaşan yargıda yeni eşik 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolYine yolsuzluk sorunu 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANDemirel’in köprüsünü sattırmam… Özal’ın köprüsünü sattırmam… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanEvrensel hukuk ilkesini rafa kaldırdığınızda neler olur? 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRT15 yıldır değişmeyen zihniyet, karartılan meclis 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuBir yakın takip hikayesi bizimkisi… 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçCHP çok iyi bir şey yaptı 4.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAmerika İran’a saldırır mı saldırmaz mı? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALKürt milliyetçiliği bilincini yok etmek istiyorlar… 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRİmamoğlu dediler, ucu yine AKP’ye çıktı! 110 milyon tazminat sözü vermişler 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları




































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
14.04.2025
3.03.2025
28.02.2025
20.02.2025
13.02.2025
28.11.2024
12.11.2024
24.10.2024
27.08.2024
20.04.2024