Hasan CEMAL
Demokrasiye ‘asker freni’ boşalırken ‘sivil fren’ devreye girebilir, yani sivil rejim otoriterleşebilir de... Evet, Başbakan Erdoğan yüzde 50 oyla birlikte asker-sivil bürokrasinin dizginlerinden de kurtularak çok güçlenmiş durumda...
Siyasal Bilgiler Fakültesi’nden, benim sevdiğim deyişle Mülkiye’den bir hocama rastladım bu yakınlarda.
Yazılarımı izlediğini, askeri çok fazla eleştirdiğimi, buna katılmadığını belirttikten sonra dedi ki:
“Rejime bizde fren lazım, fren!”
Fren Türk Silahlı Kuvvetleri’ydi, yani asker...
Mülkiye’ye 1961 yılında, 27 Mayıs darbesinin hemen ertesinde girdim. Neredeyse tüm hocalarım 27 Mayıs’çıydı ve bir kısmı darbe anayasasının yapılmasına bizzat katılmışlardı.
Bir başka deyişle:
‘Asker freni’ni anayasallaştırdılar!
Ya da ‘asker freni’ni kurumsallaştırarak, askeri vesayeti sağlam kazığa bağladılar, bunu da demokrasi sanarak...
Mülkiye yıllarını anımsıyorum.
Hocalarımız 27 Mayıs darbesini hep şöyle mazur ve gerekli gösterirlerdi:
Demokrat Parti iktidarı, Meclis’teki büyük çoğunluğuna dayanarak ‘dikta’ya gidiyordu, asker fren koydu; darbeyle diktanın yolunu kesti.
Bu ‘asker freni’ anayasal nitelik kazandıktan sonra asker Türkiye siyasetinin başından eksik olmadı.
Halkın oyuna hiç güvenmedi.
Sandıktan çıkanı silahla götürmeyi bir alışkanlık haline getirdi.
Kısacası:
Bu asker freni, Türkiye’de demokrasi ve hukuk devletini sürekli frenledi.
Şimdi Türkiye bu ‘fren’den kurtuluyor; ‘askeri vesayet’in çözülüş sancılarını yaşıyor.
Bir Yunanistan’ın, bir İspanya’nın, bir Portekiz’in 1970’lerde yaşadıklarını, biz 2000’lerde özellikleAk Parti iktidarıyla yaşamaya başladık.
O ülkelerde de kolay yaşanmadı bu süreç. Askerin tam olarak sivil otoriteye tabi kılınması zaman aldı, sıkıntılı oldu.
Bizde de farklı değil.
Demokrasi ve hukuk devletinin tüm kural ve kurumlarıyla yerli yerine oturması siyasal mücadeleyle, siyasal olgunlaşmayla, demokrasi kültürünü hazmetmeyle mümkün olabiliyor.
Şunu vurgulamak lazım:
Demokrasi diyorsak, ‘asker freni’nden ya da ‘askeri vesayet’ten tamamen kurtulmak zorundayız!
Türkiye bu yolda ilerliyor.
Ama şu soru da geçerli:
‘Asker freni’nden kurtulan bir Türkiye tam anlamıyla demokrasiyi kucaklamış mı olacak?
Demokrasiye doğru büyük bir aşama kaydedilecek ama iş elbette bitmeyecek.
Demokrasi ve hukukun üstünlüğü yolunda aşılması gereken engeller var.
Yeni anayasa...
Kürt sorunu, PKK...
İfade özgürlüğü...
Hapisteki gazeteciler...
KCK’dan yatanlar...
Bu engeller aşılmadan demokrasi ve hukukun üstünlüğü tam anlamıyla gelmiş olmayacak bu ülkeye...
Demokrasi bir süreçtir!
Türkiye ‘asker freni’nden kurtulurken, demokrasinin, daha doğru deyişle demokratikleşmenin zaman aldığını hiç akıldan çıkarmamak gerekiyor.
Asker freni boşalırken ‘sivil freni’ de devreye girebilir.
Sivil rejim otoriterleşebilir!
Evet, Başbakan Erdoğan bugün çok güçlenmiş durumda. Yüzde 50 oy var arkasında.
2000’lerin başından itibaren hayatı kendisine cehennem etmiş olan ‘askeri vesayet’le, askerin sivil bürokrasideki, yargı ve üniversitedeki ‘işbirlikçileri’ni fena halde geriletti.
Ama Erdoğan’ın aynı zamanda iş ve medya dünyası üstündeki gölgesi de uzadıkça uzadı. Bu durumla birlikte işini kaybeden gazetecilerin son dönemde çoğalması bir başka tedirginlik kaynağıdır.
Türkiye, ‘asker freni’nden kurtulmadan demokratik hukuk devletine açılamazdı.
Şimdi bu yol açılıyor.
Tayyip Erdoğan’ın bir lider olarak bu süreçteki belirleyici, yapıcı rolü teslim edilmeli.
Ama iş bununla bitmiyor.
Erdoğan’ın elinde gerçekten büyük bir güç toplanmış, eski deyişle temerküz etmiş durumda.
Bu gücü nasıl kullanacak?
Güç şımartabilir de...
Erdoğan’ın gücü sevdiği, bu gücü kendine saklamadığı, bazen de acımasızca kullandığı malum, örnekleri var.
Önümüzdeki dönemde Erdoğan eğer bu gücü daha çok demokratikleşme yolunda kullanırsa, Türkiye’nin önü açılır.
Demokratik bir anayasa yaparsa...
Kürt sorunuyla şiddetin bağını kopartıp, PKK’ya dağdan iniş kapısını açarsa...
İfade özgürlüğünün sınırlarını Türk Ceza Yasası’nı, Terörle Mücadele Yasası’nı değiştirerek genişletirse...
Hapisteki gazetecilerin, hapisteki KCK’lıların özgürlüğünü sağlayacak yasal düzenlemeler yaparsa...
Medya ve iş dünyasının üstüne düşen gölgesini kısaltırsa...
İşte Erdoğan, büyümüş olan gücünü bu yollarda kullanabilirse, askeri vesayetten sivil vesayete mi sorularının herhangi bir inandırıcılığı olmaz.
Muhalefetin, özellikle CHP’nin inandırıcılığına gelince...
Demokratikleşme konusunda yapacakları çok iş var. Ama bunu Erdoğan-Hitler benzetmeleri ile yapmaya devam edeceklerse, hiçbir inandırıcılıkları olamaz.
Yazarlar
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUİrfan Fidan’dan Akın Gürlek’e… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeni gelen bakanlara “Hoşgeldiniz” yazısı… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolYine yolsuzluk sorunu 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRVe siyasallaşan yargıda yeni eşik 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZGüvenlik paradigması çağında Kürt Meselesi: Yeni statüko ve arayışlar 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAÖzgür Önderlik – Özgür Rojava – Jin, Jiyan, Azadî... 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRT15 yıldır değişmeyen zihniyet, karartılan meclis 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanEvrensel hukuk ilkesini rafa kaldırdığınızda neler olur? 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANDemirel’in köprüsünü sattırmam… Özal’ın köprüsünü sattırmam… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuBir yakın takip hikayesi bizimkisi… 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçCHP çok iyi bir şey yaptı 4.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAmerika İran’a saldırır mı saldırmaz mı? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALKürt milliyetçiliği bilincini yok etmek istiyorlar… 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRİmamoğlu dediler, ucu yine AKP’ye çıktı! 110 milyon tazminat sözü vermişler 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları





























































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
14.04.2025
3.03.2025
28.02.2025
20.02.2025
13.02.2025
28.11.2024
12.11.2024
24.10.2024
27.08.2024
20.04.2024