Hasan CEMAL
Bir Kürt aydını ve hassasiyeti... Onu neler incitebiliyor? Kendini hâlâ nasıl aşağılanmış hissediyor?.. Yeni İçişleri Bakanı Şahin’in sözlerini neden ayrımcı buluyor, niye rahatsız oluyor?..
Sevgili arkadaşım Ümit Fırat’tan mektup var. Bir aydının Kürt olarak günümüzde duyarlı olduğu konuları anlatan mektubunu köşeme alıyorum.
Sevgili Hasan,
Geçen ay uzun yıllardır gidemediğim memleketimKiğı’ya gittim.
Kiğı, Bingöl’e bağlı büyük bir ilçe iken, benim hâlâ tümünü de Kiğı olarak hissettiğim ve uydurulmuş isimlerle kendisinden koparılmış üç yeni ilçe ile birlikte dörde bölünmüş.
Bölgedeki birçok il ve ilçeye defalarca gitmiş, Kürt meselesi hakkında çeşitli sıkıntılara tanık olmuş, yaşamış ve dile getirip talep etmiş bir insanım.
Yer adları meselesi...
Israrla ifade ettiğim şu yer adları meselesi bu kez beni sadece öfkelendirmedi, aşağılandığımı hissettirdi. Hatta üzerinde doğup büyüdüğüm, sahibi olduğum ve sevdiğim toprakların, birtakım zorbalarca elimden alınıp keyfi olarak adlandırılarak benden koparıldığı hissine kapıldım.
İçinde benim de yer aldığım kimi girişimlerde Kürtlerin ne istediğine dair talepler söz konusu edildiğinde, yer adlarının iadesi için hep hassasiyet gösterdim.
Atalarımdan kalan tarihi mirasımı, inkârdan da öte, bütün topluma karşı hakaret anlamındaki bu onur kırıcı uygulama, bana çok ağır geldi.
Muğlalı Paşa, Alpdoğan Paşa...
Bir de, tıpkı 32 kişinin katlinden hükümlü General Muğlalı adının Özalp’teki bir kışlaya verilmiş olması gibi, Sayın Cumhurbaşkanı ve Sayın Başbakan’ın Dersim Katliamı olarak ifade ettikleri hadisenin ilk faili olarak bilinen General Abdullah Alpdoğan adının da, yoğun bir Dersimli nüfusun yaşadığı Elaziz’de bir askeri kışlaya verildiğine, yine kocaman bir mahalleye de Abdullah Paşa Mahallesi ismi verildiğine tanık oldum.
Kürtler için artık ret, inkâr ve asimilasyon bitmiştir iddiaları hakkında sana kısaca bir şeyler yazmak isterken bir öfkemi de aktarmak istedim.
Erdoğan, ret, inkâr, asimilasyon...
Başbakan Erdoğan bu yakınlardaki bir açıklamasında, “Biz iktidara geldiğimizden bu yana ret, inkâr politikalarını yok ettik, asimilasyon politikalarını da yok ediyoruz” dedi.
Önce bardağın dolu tarafına değinmek istiyorum.
Kürtlerin çocuklarına Kürtçe isimler verebilmesini yasaklayan uygulama sona erdi. İnkâr ve asimilasyonun bitmesi açısından çok önemli bir dönüm noktası olan TRT-ŞEŞ yayına başladı.
Bazı sıkıntılara rağmen günlük hayatta Kürtçe daha rahat kullanıldığı gibi, siyasi partilerin faaliyetlerindeki konuşma engelleri de kalktı. Bazı üniversitelerde Kürtçe bölümler açıldı.
Kürtçe öğrenimi için kurslar düzenleyen dershaneler açılabiliyor.
Henüz yargı kurumlarının tümü için geçerli olmasa da, Kürtlerin kendi gelecekleriyle ilgili düşüncelerini tartışabilmesi, ifade ve örgütlenme özgürlüğüne ilişkin yasaklar önemli ölçüde kaldırıldı.
Yıllarca süren olağanüstü hal kalktı ve adım başı yol kesip sizi sorgulayan, cevap verdiğinizde, “Ben senin ne haltlar çevirmek için buralarda olduğunu biliyorum!” anlamına gelen şüpheci ve tehditkâr bakışlı askerler artık yok.
Bölgede yol, sağlık vb devlet hizmetlerinin iyileşmesinin yanı sıra eskileriyle mukayese bile edilmeyecek idareciler atanmaya başladı.
Bütün bunlar umut verici ve iyi gelişmeler.
Bardağın boş tarafı...
Ancak, bir de bardağın boş tarafı var.
Çocuklarımıza her sabah okutturulan, “Türküm, doğruyum, çalışkanım” sözleriyle başlayıp “...varlığım Türk varlığına armağan olsun” diye biten ayin hâlâ yürürlükte. Ve bu yıl bir de yüksek bir mahkeme kararıyla teminat altına alındı.
İsmail Beşikçi, Irak’taki bir dağın ilk harfini K olarak değil de Kürt alfabesindeki Q olarak yazdığı için terör suçu işlemekten 15 ay hapis cezası aldı.
Başta Kürtler olmak üzere toplumun siyasi tercihlerinin önünü kesen yüzde 10 seçim barajı ve Siyasal Partiler Kanunu hâlâ yürürlükte.
Anadilde eğitim hakkı talebi, yeni bir terör tehdidi gibi görülüp algılanmakta.
KCK davaları, mahkemelerde Kürtçe savunma engeli gibi sorunlar giderek işi içinden çıkılmaz noktalara çekmekte ve Kürt meselesini derinleştirmektedir.
Ve İçişleri Bakanı Şahin’in...
Sana mektubumu, İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin’in geçenlerde yaptığı bir açıklamasından söz ederek bitirmek istiyorum.
Türk ırkçılığının en önemli iki şahsiyeti, 1960’larda Kürtlerden endişeye kapılıp dergilerinde birer yazı yazmışlardı.
Nihal Atsız Ötüken’de:
“Türk Milletinin başını belaya sokmadan kendileri de yok olup gitsinler, nereye mi? Gözleri nereyi görür, gönülleri nereyi çekerse oraya gitsinler. İran’a, Hindistan’a, Pakistan’a, Barzani’ye gitsinler. Türk ırkının aşırı sabırlı olduğunu, fakat ayranı kabardığı zaman aslan gibi önünde durulmadığını ırktaşları Ermenilere sorarak öğrensinler de akılları başlarına gelsin...” (Ötüken, Nisan 1967)
İsmet Tümtürk Milli Yol’da:
“Jandarmalar, ordu birlikleri boşuna taban tepip dururlar ve hiçbir şey değişmez. O topraklar harita üzerinde bizimdir. Hakikatte değildir. Oralarda yalnız devlet nizamları değil, Türklük de iğretidir. O çorak, sarp, dağlık yerler yalnız devletin parasını yer, o kadar. Bu durumun bir çaresi vardır. Keskin kılıç gibi müessir bir çare: Oraya Kazak, Kırgız göçmenlerin silahları ile olduğu gibi yerleştirmek...” (Milli Yol, Nisan 1967)
O tarihlerde 19 yüksek tahsil öğrenci derneği bu yazıları kınayan bir bildiri yayınlamıştık.
İçişleri Bakanı Şahin’in aşağıdaki sözleri de, biraz 1930’lu yıllar, biraz Onuncu Yıl Marşı, biraz da Atsız-Tümtürk kokuyor: “Bu topraklar sıradan topraklar değil. Biz Türk milleti, bu toprakları emlakborsasından satın almadık, kan dökerek bu sınırları çizdik. Bu coğrafya sıradan bir coğrafya değil. Bu toprak, vatandır ve ilelebet Türk vatanı olarak, Türk milletinin öz yurdu olarak kalacaktır.”
İçişleri Bakanı’nın bu sözlerini de yukarıdaki alıntılar gibi ayrımcı ve incitici bulduğumu belirtmek istiyorum.
Bu iyimser ve kötümser tespitlere eklenecek çok şey olabilir. İnsan bardağın dolu kısmından ziyade boş kısmını görmeye zorlanıyor.
Ama geçmişte olumsuzluklar hep vardı ve iyi şeyler hiç yoktu. Şimdi geriye baktığımda çok şeyin değişmiş olduğunu görüyor ve hâlâ iyimserliğimi koruyorum.
Sevgiler, Ümit Fırat.
TATİL DUYURUSU
Yaz tatiline çıkıyorum, biraz dinlenmek, biraz kitap yazmak için... Ay sonuna doğru tekrar bu köşede buluşmak üzere herkese, tüm okurlarıma güzel bir yaz tatili diliyorum. HC.
Yazarlar
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUİrfan Fidan’dan Akın Gürlek’e… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeni gelen bakanlara “Hoşgeldiniz” yazısı… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolYine yolsuzluk sorunu 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRVe siyasallaşan yargıda yeni eşik 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZGüvenlik paradigması çağında Kürt Meselesi: Yeni statüko ve arayışlar 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAÖzgür Önderlik – Özgür Rojava – Jin, Jiyan, Azadî... 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRT15 yıldır değişmeyen zihniyet, karartılan meclis 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanEvrensel hukuk ilkesini rafa kaldırdığınızda neler olur? 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANDemirel’in köprüsünü sattırmam… Özal’ın köprüsünü sattırmam… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuBir yakın takip hikayesi bizimkisi… 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçCHP çok iyi bir şey yaptı 4.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAmerika İran’a saldırır mı saldırmaz mı? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALKürt milliyetçiliği bilincini yok etmek istiyorlar… 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRİmamoğlu dediler, ucu yine AKP’ye çıktı! 110 milyon tazminat sözü vermişler 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları





























































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
14.04.2025
3.03.2025
28.02.2025
20.02.2025
13.02.2025
28.11.2024
12.11.2024
24.10.2024
27.08.2024
20.04.2024