Hasan CEMAL
Çağlayan’a gidiyoruz.
Gazeteciliği ve halkın gerçeği bilme hakkını savunmaya...
Çağlayan’a gidiyoruz.
Susturmak isteyenlere inat, konuşmaya...
Yolda Can Dündar’ın bu twitini okuyorum.
Kapalı, kasvetli bir hava.
Yağmur çiseliyor.
Adliyenin merdivenleri kalabalık.
Dayanışma için oradalar, özgürlük bayrağını sallıyorlar.
Can’la Erdem kameraların önünde gazeteci milletine konuşuyor.
İlle bir itiş kakış olacak.
Bağırış çağırış öyle giriyoruz mahkeme salonuna....
Dostlar, tanıdık simalar.
12 Mart’ı da, 12 Eylül’ü de bilen tek tük bazı avukatlar, sendikacılar ve gazeteci dostlarla ayaküstü sohbet ediyoruz.
Şükran Soner...
Eski DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi...
Kulağıma hep aynı cümle çalınıyor:
“Askeri darbe dönemlerinde bile bu kadarı olmamıştı!”
12 Mart’tın, 12 Eylül’ün sıkıyönetim mahkemelerinden, hapishane önlerinden fotoğraf kareleri bir film şeridi gibi akıp gidiyor.
Dipsiz bir karanlık kuyunun içine çekilir gibi oluyorum.
Ne zaman kavuşacağız aydınlığa?..
Bu memlekette özgürlüklerin aydınlık yüzü bize ne zaman gülecek?..
Bilemiyorum.
Maalesef iyimser de olamıyorum.
Erdem Gül’le kucaklaşıyoruz.
Can ve Dilek’le bir hatıra fotoğrafı çektiriyorum.
Tedirgin edici bir esinti var mahkeme salonunda.
Tutuklama kararı çıkabilir mi?
Duruşma savcısı iki gün önce değiştirilen bir mahkeme...
Güven vermiyor.
Özellikle yeni savcının o kem küm hâlleri...
Kısacası, mahkeme heyetinin üzerinde Saray’ın kopkoyu gölgesi hissediliyor.
Mahkeme salonunda yuuhh sesleri...
Gizlilik kararının açıklanmasıyla izleyici sıralarından protesto sesleri yükseliyor.
Bu protesto, bu yuh sesleri anlaşılan belleğimde derin bir iz bırakacak.
Hukukun üstünlüğünü çiğneyen, gazeteciliği, benim çok sevdiğim mesleğimi ayaklar altına alan bu dava galiba aklımdan hiç çıkmayacak.
Bir köşeye çekiliyorum.
Gazeteci milletine daha önce dağıtılan savunmaları okuyorum.
Can Dündar’ın aşağıdaki şu satırları:
Sayın Başkan, Sayın yargıçlar,
Doğrusu bugün sizin yerinizde olmak istemezdim.
Çünkü Anayasa Mahkemesi’nin kararına uyup bizi tahliye ettiğiniz için Cumhurbaşkanı’nın açık ithamına muhatap oldunuz ve yandaş medya tarafından doğrudan hedef hale getirildiniz.
Cumhurbaşkanı, tahliye kararınız hakkında aynen şöyle söyledi:
“İlk derece mahkeme, kararında direnebilirdi. Dirense olaylar farklı gelişirdi. Diren bakalım. Anayasa Mahkemesi ne yapacak onu görelim.”
Bu demeç, Cumhuriyet tarihimizde bir ilktir.
İlk kez bir Cumhurbaşkanı, hukuku hiçe sayarak, bir mahkemeye, Anayasa Mahkemesi’nin kararını tanımama çağrısı yapmaya cüret etmiştir.
Bitmedi.
Bir başka konuşmasında Cumhurbaşkanı, bu hukuksuzluk Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde cezalandırılırsa “Parası neyse veririz” demeye getirmiştir.
O cümleyi de burada kayda geçirmek istiyorum:
“Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi de Anayasa Mahkemesi’nin istikametinde karar verirse o da sadece tazminat bakımından bağlayıcıdır; devlet o tazminatı öder.”
Bu sözlerden sonra yandaş basında Anayasa Mahkemesi ve mahkemeniz üyeleri hakkında karalama kampanyası başladı.
Yandaş kalemler yeniden tutuklanmamızı isteyen yazılar yazdı.
Son olarak, duruşmaya saatler kala duruşma savcısının değiştirilmesi, yargı bağımsızlığına ilişkin ciddi kaygılar oluşturdu.
Bugün bu ortamda yapacağınız yargılama, sadece Türkiye’de basın özgürlüğünün değil, hukukun üstünlüğünün de göstergesi olacak.
Dünyanın gözleri önünde Türk yargısının bağımsız olup olmadığını da kanıtlayacak.
Haberin yayınlanmasından hemen sonra Cumhurbaşkanı çıktığı devlet televizyonunda herkesin gözü önünde şöyle dedi:
“Bu haberi yapan kişi, bunun bedelini ağır ödeyecek. Öyle bırakmam onu…”
Sanıyorum bu da tarihimizde bir ilktir.
İlk kez bir Cumhurbaşkanı, bir gazeteciyi, yaptığı doğru haberden dolayı açıkça tehdit etmiş, bununla da yetinmeyerek, ortaya çıkan, kendi sırrıymış gibi şahsen davacı olmuş ve basın tarihinde bir cumhurbaşkanının bir gazeteci için istediği en ağır cezayı istemiştir.

Can Dündar’ın savunmasından altını çizdiğim bazı satırlar böyle.
Sevgili Can’ın şu çarpıcı cümlesi de sanıyorum hafızlarda yer edecek:
“Sayın Mahkemeniz, ‘Cumhurbaşkanı emretti, mahkeme boyun eğdi’ algısı yaratacak bir hukuksuzluğa geçit vermemeli!”
Erdem Gül de, “Gazetecilik adliye koridorlarından kurtarılmalı” diyordu savunmasında...
Bakalım, Sayın Mahkeme, Saray’ın gölgesini elinin tersiyle iterek, ‘gazeteci milleti’ne böyle güzel bir sürpriz yapacak mı?
Artık 1 Nisan’ı bekleyeceğiz.
Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
- Terörsüz Türkiye! İyi güzel, peki ya demokratik Türkiye?..
14.04.2025 - Ankara-İmralı-Kandil üçgeninde hava olumlu
3.03.2025 - Silahlara veda zamanı... Hoş geldin barış!
28.02.2025 - Erdoğan "eyy TÜSİAD" diye bağırdı, polis anında başkanları topladı!
20.02.2025 - Yine CHP'nin önemi üzerine..
13.02.2025 - Dostluklar insanı ayakta tutar!
28.11.2024 - CHP'nin önemi
12.11.2024 - Terör ve şiddete lanet olsun!
24.10.2024 - Açık mektup!
27.08.2024 - Ortadoğu cehennemine Gazze'ye BARIŞ gelecek mi?
20.04.2024
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRT“Birden dursun istersin seneler olunca mazi. Öyle bir geçer zaman ki…” 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUİrfan Fidan’dan Akın Gürlek’e… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeni gelen bakanlara “Hoşgeldiniz” yazısı… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolYine yolsuzluk sorunu 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRVe siyasallaşan yargıda yeni eşik 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZGüvenlik paradigması çağında Kürt Meselesi: Yeni statüko ve arayışlar 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAÖzgür Önderlik – Özgür Rojava – Jin, Jiyan, Azadî... 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanEvrensel hukuk ilkesini rafa kaldırdığınızda neler olur? 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANDemirel’in köprüsünü sattırmam… Özal’ın köprüsünü sattırmam… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuBir yakın takip hikayesi bizimkisi… 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçCHP çok iyi bir şey yaptı 4.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAmerika İran’a saldırır mı saldırmaz mı? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALKürt milliyetçiliği bilincini yok etmek istiyorlar… 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRİmamoğlu dediler, ucu yine AKP’ye çıktı! 110 milyon tazminat sözü vermişler 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları





























































güler yucel
bavul eskıden komınstlerın hapısane ıçin hazırlıdıkları bır eşya ıdı kavramlar zamanla nasıl değişiyor