Hasan CEMAL
Bugünlerde geçmişle haşır neşir durumdayım. Pek öyle hoşuma gitmiyor ama ne yapayım.
Belki benim yaşımda geçmiş daha ağır basmaya başladığı için öyle, belki bir kitap çalışması yüzünden, ikisi de olabilir.
Arşivimde dolanırken Cumhuriyet'te yıllar önce yazdığım üç yazıya rastladım. Varşova Notları başlığını taşıyan köşe yazıları 1 Şubat, 3 Şubat, 5 Şubat 1990 tarihlerini taşıyor.
Varşova'da şubat ayındaki o karlı, felaket soğuk günü çok iyi anımsıyorum. Polonya'ya ayak basmadan sadece bir gün önce Polonya Komünist Partisi sabaha karşı tarihe karışmıştı.
Totaliter rejimi yıkan, Berlin Duvarı'nı çökerten Dayanışma'nın günlük yayın organı Gazeta Wyborcza'nın manşeti şöyleydi:
"Elveda efsane!"
Haber şu satırlarla başlıyordu:
"Polonya Birleşik İşçi Partisi 40 yıl boyunca devlet partisi olarak çalıştı. Devletti onun vitrini. Her şeyi tekeline almıştı. Ama topluma kabul ettiremedi kendini..."
Haberin altında çerçeve içindeki 'son söz'ün başlığı şöyleydi:
"44 yıllık Komünist Partisi sonunu noktaladı. Arkasından gözyaşı akıtmıyoruz. Üzülmüyoruz da..."
Bir gazetecinin yaşayabileceği en güzel şeylerden birini yaşıyor, gerçekten tarihe tanıklık ediyordum Varşova'da.
Uluslararası Basın Enstitüsü IPI'dan bir heyetle birlikte gelmiştik Polonya'ya. 1990 yılı şubat ayında, Komünist Parti'nin tarihin arşivine kaldırılmasından bir gün sonra Varşova'da yaptığımız en ilginç görüşme Adam Michnik'le olanıydı. Dayanışma'nın efsane liderlerinden biriydi. Totaliter rejimin hapishanelerinde yatmıştı. 1989'da Polonya'da kırk yılın özgür sayılabilecek ilk seçimlerinin önünün açılmasında büyük rol oynamış ve Berlin Duvarı'nın çökertilmesinde rolü olmuştu.
Zincirleme sigara içiyordu. Uzun yıllar yeraltında çalışmanın kendisinde yarattığı alışkanlıkları henüz üstünden atamamıştı. Başyazarlığını ve genel yayın yönetmenliğini yaptığı Dayanışma'nın gazetesi Gazeta Wyborcza sanki hâlâ yeraltında çıkıyordu.
Hayli bakımsız bir blok apartmanın zemin katında çalışıyorlardı. İçiçe uzanan basık tavanlı odalar, yoğun sigara dumanı.
Marangoz elinden yeni çıkmış izlenimini veren düzgün ama derme çatma küçük tahta masalarda çalışan genç insanlar... Üniversitede seçimlere hazırlanan bir öğrenci derneğinin sevimli dağınıklığı vardı her yanda...
"Devrim koşulları" demişti gülerek Adam Michnik, "Açık toplumun ne olduğunu biliyoruz, onu yaratma çabasındayız. Ama onun içinde nasıl yaşanır henüz öğrenemedik."
Spor lastik ayakkabılar, rengi atmış bir blucin, yakası açık bir gömlek, hayli yıpranmış bir ceket; yakasında Dayanışma'nın kırmızı rozeti vardı.
Michnik'in daracık çalışma odasına güçlükle sığışmıştık. Duvarlar delik deşikti, belli ki çivi tutmuyordu. Bir yanda Walesa'nın posteri, tam karşısında renkli bir çıplak kadın fotoğrafının yer aldığı bir takvim... Hemen altındaki darmadağınık masada bir sürü gazete; en üstte Pravda dikkati çekiyor. Bir köşeye de kocaman bir Polonya haritası yapıştırılmış...
Adam Michnik demişti ki:
"Komünist Partisi'nin cenazesi daha dün kaldırıldı. Koalisyon hükümeti sürüyor, ama dikkat edin: Gerçek ortak parti değil! Ordu ve gizli polistir gerçek ortak!
Korkmuş, tedirgin, düş kırıklığına uğramış, ama silahı olan bir ortak bu... Halk desteğine sahip değiller. Ancak ülkede yönetici eliti bunlar oluşturuyor. İktidar odaklarında komünistler var. Bu arada dikkat edin:
Moskova'yla ilişkileri de bu elit zümre götürüyor."

Bir 'geçiş dönemi'nden söz etmişti Adam Michnik. Sohbetimizde şu soru da yer almıştı:
Polonya'da bir darbe olabilir mi?
O tarihlerde enflasyon yüzde 800'lerde seyrediyordu, para pul olmuştu. Ve bazı sorular burgaç gibi kafaları oyuyordu.
Adam Michnik, geçiş döneminde gerçekçiliğin elden bırakılmasına kesin karşıydı. Ordu ile Dayanışma arasındaki duyarlı dengenin özenle sürdürülmesinden yanaydı.
"Tarih yeterince hızlandı Polonya'da, değişimi daha çok zorlamamak gerek" diyordu, "Yoksa demokratik gelişme tehlikeye girebilir. Her devrim böyle başlıyor: İnsan hakları, özgürlük, eşitlik... Sonra da giyotin geliyor. Fransız ihtilalindeki gibi... Biz bu noktaya gelmemeliyiz."
1990 yılı Şubat ayında Polonya, tarihinin yepyeni bir sayfasını soluk soluğa yaşamaya başlamıştı. Kırk yıllık tek parti diktatörlüğünden kurtulan ülkede, demokrasi sayfası çok büyük bir heyecanla açılıyordu.
Ama Adam Michnik ihtiyatlıydı, demokrasinin hiç de öyle tereyağından kıl çeker gibi bir süreç olmayacağının bilincindeydi. Sürekli olarak 'şoven, milliyetçi tehlikeler'den söz etmişti, 1990 Şubat ayındaki uzun sohbetimizde...
Ve 27 yıl sonra bugün...
Polonya'da demokrasi ,Türkiye'deki gibi çökmemiş olsa da, fena halde tökezlemeye başlamış durumda.
Daha ilginci, bugün 70 yaşına gelmiş olan Adam Michnik, yeniden Gazeta Wyborcza başında demokrasi mücadelesi için kolları sıvıyor.
Financial Times'ın 28 Ocak 2017 tarihli nüshasındaki Polonya'daki gelişmelere ilişkin haberi okuyorum.
Sanki Erdoğan'ın Türkiye'si...
İktidar dizginlerini ele geçirmeye başlayan Hukuk ve Adalet Partisi, Adam Michnik'i tıpkı 1989 öncesinin totaliter rejim dönemindeki gibi bir numaralı düşman ilan etmiş. Michnik'in söylediklerini okuyorum.
Hükümet, güçler ayrılığını tanımıyor.
Anayasa Mahkemesi'ni kendi kontrolüne alıyor.
Yargı üstündeki etkisini arttırıyor.
Savcıları ele geçiriyor.
Anayasa ihlalleri çoğalıyor.
İktidar, kamu medyasından sonra özel medya kuruluşlarına da el atıyor.
Kamu kuruluşları, muhalif medyaya reklam vermiyor.
Devlet petrol şirketi, benzin istasyonlarındaki gazete satış noktalarında, muhalefet gazetesi Gazeta Wyborcza'yı en alta, en görünmez yere koyduruyor.
Devam ediyor 70 yaşındaki emektar gazeteci Michnik, ağzından hâlâ düşürmediği zincirleme sigaralarıyla...
Ben de devamlı tehdit alıyorum, kimliği belirsiz telefonlar, mektuplar...
Hakkımızda yalan kampanyaları...
Tarihi yeniden yalanla yazma gayretlerini de hayretle izliyorum...
İktidar, Polonya'yı yeniden muhafazakar, Katolik geçmişine döndürmek istiyor. Rusya ve Macaristan'dakine benzer demokrasi-diktatörlük karışımı bir rejimin peşinde...
Bana İngiltere'de sordular, Polonya'da neler oluyor diye...
Ben de dedim ki, sizde Bretix ne ise bizde de o... Amerika'da Trump ne ise bizde de o... Ama 2019 seçimlerini kaybedecekler, çünkü hala geçmişte yaşıyorlar, hala 19. yüzyılın kafasını taşıyorlar.
En kötüsü nedir biliyor musunuz? Bir zamanlar Rusya'yı, Brejnev'i suçlardık, şimdiyse o iktidarı oylarımızla seçen biziz.
1990'dan 2017'ye...
Evet, 27 yıl sonra yine aynı noktadayız.
Demokrasi kolay değil.
Zaman, sabır, kararlılık istiyor.
Yolun açık olsun Adam Michnik!
Yazarlar
-
Ali BAYRAMOĞLUİrfan Fidan’dan Akın Gürlek’e… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeni gelen bakanlara “Hoşgeldiniz” yazısı… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRVe siyasallaşan yargıda yeni eşik 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZGüvenlik paradigması çağında Kürt Meselesi: Yeni statüko ve arayışlar 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolYine yolsuzluk sorunu 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAÖzgür Önderlik – Özgür Rojava – Jin, Jiyan, Azadî... 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANDemirel’in köprüsünü sattırmam… Özal’ın köprüsünü sattırmam… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanEvrensel hukuk ilkesini rafa kaldırdığınızda neler olur? 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRT15 yıldır değişmeyen zihniyet, karartılan meclis 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuBir yakın takip hikayesi bizimkisi… 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçCHP çok iyi bir şey yaptı 4.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAmerika İran’a saldırır mı saldırmaz mı? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALKürt milliyetçiliği bilincini yok etmek istiyorlar… 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRİmamoğlu dediler, ucu yine AKP’ye çıktı! 110 milyon tazminat sözü vermişler 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları





































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
14.04.2025
3.03.2025
28.02.2025
20.02.2025
13.02.2025
28.11.2024
12.11.2024
24.10.2024
27.08.2024
20.04.2024