Hilâl KAPLAN
Bugün biraz kendimden söz etmek istiyorum sevgili okur çünkü fena halde kıskançlıklardayım. Bize çok da uzak olmayan bir coğrafyada peş peşe devrimler oluyor, halklar birbirlerine kenetlenip firavunlarını deviriyor, kazanan ata oynamaya alışmış uzmanların eli ayağına dolaşıyor, biz de bunu ekranlardan bön bön izliyoruz. Mısır Devrimi aslında bize kendi hikâyemizi de anlatıyor ama duyduk mu acaba?
Önce Mısır’da olup bitenlere bakalım: Haziran 2010’da iki polis 28 yaşındaki Halid Said’i döverek öldürür. Hikâye tanıdıktır. Polisler, Halid’in de bulunduğu internet kafeye girip herkese kimliklerini sorar; Halid ise “Neden” diye sorma ‘cüretini’ gösterir. Cesedi ertesi gün bulunur. Polis, bir poşet uyuşturucu yuttuğu için öldüğünü iddia edip soruşturmayı reddeder. Oysa Halid’in morgda çekilen resmi –bu sayfada yayımlayamadım çünkü bakmaya dayanamadım- gerçeği haykırmaktadır. Bunun üzerine “Hepimiz Halid Said’iz” sayfası facebook’ta kurulur ve sayı kısa bir sürede şaşırtıcı biçimde 500.000’e ulaşır. İşte 25 ocakta Mısır’daki devrimin fitilini yakma pahasına kendi hayatlarını yakan gençlerin çoğu da eylem tarihini ve mekânlarını bu sayfadan öğrenir. Tek bir arkadaşlarının ölümüyle Müslüman, Kıptî, ateist, sosyalist, liberal demeden biraraya gelip içlerinde biriken öfkeyle devrime giden yolu açarlar.
25 Ocak Devrimi için Şehitler Çağı diye bir marş yazılmış. Marşta şöyle deniyor: “Çiçekleri ve güvercinleri vurdular ama/ Aramızdaki şeyi yıkmaları mümkün değil.”
Aramızdaki şey... İki insanın arasında da olur ya bazen, hani adını tam koyamazsın; biraz tekinsiz biraz muğlâk ama çok büyük bir ‘şey’ vardır aranızda, adı belki hiç konulmayacak olan... Sırtını hem boşluğa dayayıp hem de güvende hissettiğin garip ama şahane bir şey... Anlamını ara“mız”daki iyelik ekinden, gücünü kelimelerin gövdesine sığmayışından alan o ‘şey’... Mısırlıların arasındaki şeyi yıkamadılar, çünkü egemenlerine karşı hissettikleri bütün korku duvarları yıkılmıştı. Duvarlar yıkıldıktan sonraysa ıstırapları o kadar ortaktı ki hayallerini ortaklaştırmakta hiç zorlanmadılar.
Peki, biz bu hikâyenin neresindeyiz? Üzgünüm ama daha hiçbir yerindeyiz. Böylesi bir birliktelik hissiyatı henüz bu topraklarda yerleşmiş değil. Üstelik Mısırlılar gibi olağanüstü hâl altında da yaşamıyoruz. “Korku imparatorluğu” laf ebelerine bakmayın, Mübarek rejimine duyulan korku gibi mevcut hükümetten de korkmuyoruz. Öyleyse bu türden bir birliktelik tesis edemeyişimizin sebebi ne ola? Bana sorarsanız bizim aşmamız gereken duvar egemenlere karşı değil birbirimize karşı diktiğimiz korku duvarları; ‘aramızdaki şey’e ulaşmamızın önünde duran kendi ellerimizle ördüğümüz duvarlar...
Hakkını yemeyelim, o duvarları biz inşa etmedik, sadece kendimizinmiş gibi sahiplendik. Kemalizm’in duvar ustalarının aramıza ördüğü korku duvarlarını el birliğiyle yıkmadıktan sonra felaha ermemiz de mümkün değil. O duvarları yıkmadıkça, her birimiz başkası için “iç mihrak/ hain” olmaya gönül eğdiriyoruz demektir. Alevileri dini bölen, Kürtleri ülkeyi bölen, Sünnileri özsel olarak baskıcı, gayrı Müslimleri katlanılması gereken misafir olarak görmeye devam ettiğimiz sürece de çevremize inşa edilen duvarların arasında yaşamaya mahkûmuz. Istırabımızın ortaklığını keşfetmedikçe, hayallerimizde bile ayrı ülkelerde yaşamaya devam edeceğiz.
Nil “solgun bir halk çocukları ayaklanmasının kalbine!” döküldü; Mısır halkının kalbinden bizlerin kalbine de bir yol vardır inşallah.
Ömür boyu bedava tatil!
“Dertsiz başın dertleri” deyimi bana nedense hep Sevan Nişanyan’ı hatırlatır. Sen git yıkık dökük bir yeri onarmayı kafaya koy, devletten izin iste, hatta yalvar, kapılarında bekle, pis pis hakaretleri sineye çek, dünyanın parasını ve zamanını harca, sonra “yetti” deyip işe koyul, her eyi göze al ve adım adım, bina bina uğraşarak küçük, adı gibi “şirince” bir mekân ortaya çıkar. Sonra bürokratik tembellikler yüzünden yıllar boyunca bir onarım izni bile vermeyenler “paşa paşa” yıkım emri çıkartsın. Bizim devletin güzelliğe tahammülü de işte bir yere kadar kardeşim! Sen izin aldın mı bakalım? Ne hakla harabeden bir harikalar diyarı çıkarıyorsun? Üstelik bi de Ermeni’sin! Tiz yıkıla!
Evet, biraz karikatürize oldu ama bizim devletin hali pür melali genelde bundan çok farklı değil zaten. İzmir Valiliği kafaya koymuş, Nişanyan Evleri başta olmak üzere 22 yapıyı yıktıracak. Adam yıkıntıdan dünya kurmuş, turizm gelirleri fırlamış; yok, onlara dert değil. Diyorum ya “dertsiz başın dertleri”ni sahiplenen biri var zaten. Uzatmayayım, Sevan’ın çağrısını ben de buradan duyurmuş olayım:
“Bu vahşete dur demeliyiz. Gelin bize el verin, moral verin. 9 marta kadar Şirince’de misafirimiz olun. Gece kalamasanız da pikniğe gelin. Ben de varım deyin! Eğer bu savaşı kazanırsak, hayat boyu misafirimizsiniz. Nişanyan Evleri’ne dilediğiniz zaman gelir, kalır, yer içersiniz. Hesabı 2011’de ödemiştik dersiniz. Minnet borcumuz tükenmeyecektir.”
Yazarlar
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları



























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
17.06.2019
27.05.2019
6.05.2019
1.05.2019
29.04.2019
24.04.2019
16.04.2019
15.04.2019
12.04.2019
8.02.2019