İbrahim Kiras
Ukrayna topraklarını yutma girişimi başlatan Moskova’ya karşı uluslararası kamuoyunda beklenmedik derecede geniş bir tepki oluşmuş görünüyor. Dünyanın birçok köşesinde çok kalabalık meydan toplantıları, geniş katılımlı gösteri yürüyüşleri düzenleniyor; Ukrayna halkının direnişine destek giderek büyüyor.
Buna bağlı olarak da sekiz yıl önce Ukrayna’ya bağlı Kırım yarımadasını işgal ve ilga ettiğinde Rusya’ya yönelik olarak sadece kınama mesajları yayınlayan Batı ülkeleri bu defa ciddi bazı yaptırımları da masaya getirdiler.
Uzmanlara göre, bu yaptırımların Rusya üzerinde yıkıcı etkileri görülebilir. Ancak Rusya’yı asıl zor durumda bırakan gelişme bu yaptırımlardan ziyade Ukrayna’nın direnişinin kararlılıkla sürmekte oluşu. Moskova anlaşıldığı kadarıyla hızlı bir istila harekatıyla Kiev’i kontrol altına alıp yönetimi değiştirerek
Ukrayna ordusu, Putin’in beklentisi hilafına, hiç dağılmadan hükümetiyle uyum içinde savunma savaşını sürdürmekten geri durmadı. Ama özellikle sivil halkın da son seçimde yüzde 73 oyla seçtiği yönetimin arkasında direnişe omuz vermesi dengeleri değiştirdi. Bu saatten sonra Rus silahlı kuvvetlerinin bariz teknik üstünlüğü sayesinde Ukrayna’nın tamamının işgali tamamlansa bile bunun Moskova hesabına bir zafer anlamı kazanması mümkün olmayacak. Jeopolitik kaygı ve gerekçelerle ele geçirmesi gerektiğini düşündüğü Ukrayna tam aksine Rus dış siyasetinin bir anlamda prangasına dönüşecek. Yalnızca petrol ve doğalgaz ihracatına dayalı ekonomik gücünün sürdürülebilirliği yara alacak.
Putin dünya kamuoyunu ayağa kaldıran işgal girişimiyle iki büyük hata daha yaptı: İlk olarak Avrupa’yı birleştirdi, neredeyse ekonomik partneri durumundaki Almanya’yı bile Rus karşıtı koalisyonun içine itti. (Aynı şekilde Yunanistan’ın durumu için de “bile” demek gerektiği açık…) İkincisi, çoktan Avrasya bölgesini ikinci plana itip Asya-Pasifik bölgesine yoğunlaşmış olan ABD’yi yeniden kendi üzerine çekti.
İlk gün Moskova’ya destek açıklaması yapan Pekin’in bilahare pozisyonunu hızla değiştirmiş olması da anlamsız değil. Dünya kamuoyundaki yaklaşımın netleşmesiyle birlikte zaten sırtında Doğu Türkistan politikasının yükü olan Çin bir de Rusya’nın yüküne ortak olmayı göze alamamış olmalı. Ayrıca elbette ABD ve Avrupa’nın dikkatlerinin Rusya’ya dönmesi de Pekin için kazanç olacaktır.
Ekonomik, askeri ve diplomatik gücüyle Rusya’yı kat kat geride bırakmış olan “Asya devi”nin dahi böylesine temkinli hareket etme zorunluğu duyacağı kadar kritik bir noktaya ulaşan Ukrayna sorunu Rusya için büyük bir bataklığa dönüşme riski gösteriyor.
***
Peki, Ankara’nın bu mesele karşısındaki tutumu nasıl değerlendirilmeli? Bir defa, Türk kamuoyunda Karadeniz’in öbür yakasında olanlara yönelik tepki Batı ülkelerindeki kadar güçlü değil. (Bunun sebepleri ayrı bir tartışma konusu. Nitekim geçen gün burada tartıştık bunu.) Dolayısıyla hükümetin tepkisinin de içerideki atmosferin ötesine geçmemiş olması normal sayılabilir.
Diğer yandan, Rusya ile her halükarda iyi geçinmemizi gerektiren bazı bagajlarımız var maalesef. En başta Suriye’deki durum. Ancak yine de bir ülkenin başka bir egemen ülkenin toprağını ele geçirme girişimi karşısında “Biz ikisinden de vaz geçmeyiz” açıklaması yapmak hoş olmadı.
“İki ülkeyle de ilişkilerimiz bizim için değerli ama bir işgal girişimini kabul edemeyiz” denmeliydi en azından. Gerçi sonraki günlerde biraz daha net ifadeler kullanıldı işgalin kabul edilemez oluşuna dair. Ne var ki Rusya’nın Avrupa Konseyi’nden çıkarılması yönündeki girişime karşı Türkiye’nin çekimser oy kullanması bir başka vahim yanlış olarak tarihe geçti.
Türkiye'nin 1958’de BM'deki Cezayir'in bağımsızlığı oylamasında Fransa’nın yanında yer alarak çekimser oy kullanması kabilinden bir skandal bu da. İşgal altındaki Cezayir’in bağımsızlık mücadelesine o gün belirli kaygılarla mesafeli durmayı seçen Türk hariciyesi bugün de bir başka tarihî yanlışa imza attı.
İki konu arasındaki hukuki ve siyasi benzerlikler veya farklılıklar bir yana, bugünkü şartlarda üniter bir devletin egemenliğinin güç kullanarak çiğnenmesini -ve dahası terörist ayrılıkçılığı- en net biçimde reddetmesi gereken bir ülkenin böyle bir durum karşında çekimserlik göstermesi olacak şey değil.
***
Dış politika sorunlarının hızla iç politikanın malzemesine dönüştürüldüğü son on yıl içinde dışarıdaki tıkanmanın sonucu olarak kotarılan jeopolitik realitelere aykırı Rus ittifakı bizim bugünkü zorluklarımızın ana kaynağı. NATO üyesi olarak sahip olduğumuz rol ve bununla bağlantılı milli çıkarlarımız bir yanda, Moskova’yı hoşnut etme zorunluğumuz öbür yanda.
Şimdilik iki tarafı da idare ediyoruz ama her iki tarafı da aynı anda idare etmenin mümkün olamayacağı bir aşamaya gelindiği takdirde sıkıntıların daha da büyüme riski var. Söz gelimi Ukrayna’ya -ve bu arada bütün dünyaya- Montreux gereğince Boğazları Rus savaş gemilerine kapatacağımızı söyleyip sonra da hangi gerekçeyle olursa olsun bunu yapmazsak uluslararası saygınlığımız yara alacaktır.
Öyle görünüyor ki giderek kırılganlaşan bu politikayı “her iki tarafı aynı anda idare etme” yöntemiyle sürdürmek artık iyice zorlaşıyor. Ukrayna krizi belki de dış politikamızın milli çıkarları önceleyen bir bakış açısıyla yeniden rasyonel esaslara oturtulması için bir fırsat olur…
Yazarlar
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları

























































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
3.02.2026
27.01.2026
27.01.2026
24.01.2026
22.01.2026
20.01.2026
17.01.2026
15.01.2026
13.01.2026
6.01.2026