İlker DEMİR
Analistler işlenen suçlarda, kişilerin tutumunu, sistem, ekoloji, ekonomik, sosyal durum ve eğitimin etkileriyle ele alır ve genelde yazılar şöyle biter:
"Kural yola sokar, kuralsızlık yoldan çıkarır."
Acaba öyle mi?
Öyle mi değil mi, Londra metrosunda yaşanan bir olaya bakarak bir sonuca varılabilir mi?
Metroda hareket halindeki trenin vagonundaki koltukların hepsi dolu, sadece iki kişilik bir koltukta genç bir zenci erkek yalnız oturuyor. Zencinin karşısındaki koltukta da yaş ve benzerliklerinden bir İngiliz anne ve kızı olduğu anlaşılan iki kadın oturuyor, yanlarında da baba ve damat ayakta dikiliyor. Baba 65 üstü, boylu poslu dinç ve bakımlı biri; 30 yaşlarındaki damat babadan da uzun.
Damat kayınpederine zencinin yanına oturmasını öneriyor.
Babanın burnu havada, aristokrat bir edayla, çimdiklenen birinin ani ve tiz tonuyla "N'oo!" diyor. Tam Türk filmlerindeki jöndamın, "ruhumu asla!", diyen keskinliğinde bir cevap. Hayır derken yüz ifadesindeki tiksinti hümanizmayı mücadeleye davet edecek kadar çirkin.
Az önce gürültü ve uğultu içindeki vagondakiler, iğrenme dozlu o tiz "n'oo!" yüzünden bir patlama olacağını anlıyor ve olacakları kaçırmamak için tedbirli ve sessiz.
Çünkü vagonun hafızası benzerlerle dolu, babanın o koltuğa zencinin yanına oturmamak için oturmadığını biliyor. .
Zenci, renginden değilse de nefes alışlarından, sımsıkı sıkılı yumruklarını birbirine vuruşundan çok sinirlendiği kendini zaptedemediği, içi içini yediği belli oluyor.
Kızı ve karısı da, yolun uzun olduğunu, oturmasını söylüyor babaya, ama nafile. Baba burnu hep havada sadece kafasını hayır anlamında oynatıyor.
Vagon, tabana toplu iğne düşse çınlayacak bir sessizlik içinde.
Tam o anda çığlık gibi bir “why?” ile çınlıyor vagon.
Horlandığını düşünen zenci, avaz avaz bağırarak yerinden fırlıyor, kırmızı görmüş bir boğa süratinde ayakta duran babaya koşuyor ve önde dikilen iri yarı damata, aileye, vagondakilere hiç aldırmadan sağlı sollu yumruklarla girişiyor.
Vagonda çıt yok.
Onca emek verdiği aygır gibi güçlü görünen kızı ve yıllardır aynı yastığa baş koyduğu pek sevgili karısı kılını kıpırdatmıyor.
Sırık gibi genç damat da kayınpederini korumak için hiç çaba göstermiyor.
Vagondaki yolcular da öyle, seyrediyor.
Bu ne emek inkarı vefasız bir soğukkanlılık, kurallara bağlılık?
Bu bir İngiliz soğukkanlılığı mı, kurallara, kanunlara sıkı bağlılık mı, duyarsızlık mı, buna hukukta psikolojide ne deniyor?
İşin garibi, suçluluk psikolojisi mi, kavga bilmeme mi, ölüme kadar gitmesini önleme mi, kurallar gereği mi bilinmez, baba da kendini hiç savunmuyor, aleyhinde delil olacak sanki sakınmak için kolunu bile siper etmiyor.
Ailenin yaptığı tek şey “poliis, poliis” diye bağırmak, vagondakilerin yaptığı da treni durdurmak.
Tren duruyor, kapılar açılıyor, polis diye bağırmaya devam eden ağzı kanlar içindeki baba, ailesi ve zenci vagondan iniyor, gözleri görevli arıyor.
Burada bir gariplik, başka bir ruhi şekillenme var, dışarıdan seyreden yadırgıyor.
Mesela aile fertleri, ne baba, ne kadınlar, deliller ortadan kalkmasın diye mi, yaşadıkları şoktan mı, babanın ağzından akan kanı silmiyor, kanın durması için bile çaba göstermiyor.
Zenci, görevlileri görür görmez hızla metronun loş dehlizlerine doğru koşuyor ve gözden kayboluyor.
Vagondakilerin suratlarından zenci yakalanacak mı, yakalanırsa bir özürle veya yukarıdan bir selam ya da bir alo ile serbest mi kalacak, işkence mi görecek, hapse mi girecek diye merak edip etmedikleri anlaşılmıyor, tren eski demir gürültüsüyle yoluna devam ediyor.
Bu nasıl bir ruh hali, hiç olacak şey mi, burada trendekilerin bir kısmı zenciyi, diğer kısmı babayı tutup ağız dalaşı bile yapmıyor; bunlar sanki bahisli bir sokak kavga sahnesi izlemiş sakinliğinde, acıyı, hakkı, haksızlığı tümden devlet emanetine vermiş görünüyor.
Bu teslimiyet bir güvenin mi bir zorunluluğun mu yoksa yok edilmiş bir duyarsızlığın mı sonucu?
Bu, neme lazımcı, bir tür yabancılaşma mı?
Kural kanunun sivili, dibacesine temel hakları koymadığınız taktirde üreticiliği, yaratıcılığı, duyarlılığı, dayanışmayı ve daha birçok güzel duyguyu engelleyen taş duvardır.
Kurala evet fakat herkes içinse, çok standartlı değilse ve giderek yok olacaksa..
Zira, adaletin olduğu yerde kurallar sıfırlanır.
Yazarlar
-
Yıldız ÖNENPasifik’te savaşın ayak sesleri 18.02.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUAKP’nin kutuplaştırıcı politikasının bir sonu var mı? 18.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANVietnam Neden Türkiye’den Çok Daha Mutlu? 18.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTEski Türkiye 18.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZMünih Konferansı’nda ABD-AB gerilimi ve Türkiye’nin Kürt eşiği 18.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanErdoğan’ın hepimize maliyet yaratan inatları 18.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolMÜSİAD’ın cibilliyeti? 18.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANÖcalan Komisyonu havlu attı 18.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciDüştük bir kuyuya… 18.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇEREmeklinin gözü Anayasa Mahkemesi’nde 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANAksiyon müfettişliği 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞANKARA NE YAPIYOR? 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKÜslup sorundan daha derin 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRGülme ihtiyacı artıyor, gülme cesareti azalıyor: Toplumsal baskılar mizahın kamusal alanı daralttı m 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçaySeçimler yaklaşırken AKP’nin üçlü açmazı 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAÖcalan’a Özgürlük Komitesi; "Önderliğin Özgürlüğü Olmadan Ortadoğu’da Barış Olmaz"... 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞEşit yurttaşlık, hukuk üretememe, Tanzimat ve AB 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUSiyasal sorumluluk -1: Kaldırılması 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları






































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
23.01.2026
19.01.2026
14.01.2026
9.01.2026
5.01.2026
4.12.2025
26.11.2025
31.10.2025
4.10.2025
17.09.2025