Kurtuluş TAYİZ
Kürt sorununu sabit ve değişmez bir toplumsal sorun gibi algılıyoruz; oysa bu mesele içeriden ve dışarıdan etkilerle her geçen gün yeni özellikler kazanıyor ve nitelik değiştiriyor. 30 yıl önceki Kürt meselesiyle, bugünkü arasında önemli bir fark var. Bu dinamizm gözden kaçırıldığı için sorun büyüyerek Türkiye için “milli” bir mesele haline gelmiştir. Kürt sorunu dün insan hakları, demokrasi ve özgürlüklerin genişletilmesiyle çözülebilecek bir sorunken, bugün kısmi egemenlik paylaşımı tartışılıyor, yarın ise tartışma daha üst boyutlara varacak.
Bundan 30 yıl önce Kürt isyancıları silahı ilk patlattığında Ankara için sorun “üç-beş eşkıya”dan ibaretti. Kuşkusuz o zaman ortada silaha sarılan bir avuç isyancı vardı ama o üç beş kişinin çaktığı kıvılcım bütün bir bozkırı tutuşturduğunda da sorun dikkate alınmadı. Darbecilere teslim olan Ankara’nın refleksi ise Kürt köylülerine dışkı yedirmek ve onları köy meydanında sıra dayağına çekmek oldu. Saddam’a karşı girişilen Birinci Körfez Harekâtı’ndan sonra Irak’ta ortaya çıkan yeni durum Kürtlerin lehineydi. Otorite boşluğundan en çok PKK yararlandı ve 1990’lara gelindiğinde artık Türkiye’nin bir “Kürt sorunu” vardı. Demirel ve İnönü’nün ortak kurduğu hükümet, bu durumu “Kürt realitesini tanıyoruz” diyerek tescil etti. Cumhuriyet tarihi boyunca belki de Ankara’nın yaptığı en akıllıca tesbitti bu, adını doğru koydu ve çözmeye niyetlendi.Ancak PKK’nın köylü isyancılığını aşıp siyasallaşamaması, askerin ağırlığını koyarak sivilleri teslim alması yüzünden Türkiye kanlı bir iç savaşa sürüklendi. 17 bin Kürdün faili meçhul bir şekilde sokak ortasında öldürülmesi, binlerce köyün yakılarak milyonlarca insanın batıya göç ettirilmesi işte o korkunç dönemin ürünü. “Orta yoğunluklu savaş” olarak nitelenen o dönemin sonunda örgütün lideri yakalanarak Türkiye’ye getirildi. Örgüt silahlı mücadeleye son verdi, demokratik siyasete dönüş fırsatını beklemek için silahlı militanlarını Türkiye dışına çıkardı ve kötü çağrışımlar yaptığı gerekçesiyle “PKK” ismini bile değiştirdi.
Türkiye’ye teslim edilen PKK lideri Öcalan’ın İmralı’ya “Zafer Fırkateyni” ile götürülmesine bakarak bile, Ankara’nın büyük bir zafer sarhoşluğuna kapıldığını söyleyebiliriz. Peki ya sonrası?
AKP hükümetinin başa geldiği dönem oluyor, bu tarih. Objektif olarak söylemek gerekirse AKP, bu dönemde Kürt sorununu çözmek için kılını bile kıpırdatmadı. İktidarın zorlukları vardı, henüz yeni ve daha yolun başındaydılar, bunlar doğru; ama hayatın böyle mazeretleri pek umursamadığı bugün daha iyi anlaşılıyor. AB standartlarında bir demokrasiye ve basit bir af yasasıyla eve dönüşe hazır olan örgütün varlığı unutuldu ve kendiliğinden sönmesi, yok olması beklendi. Bu sorumsuzluğun faturası ise Türkiye’ye çıktı. 2003’te Saddam’ın sonunu getiren İkinci Körfez Harekâtı’yla birlikte Kuzey Irak’taki Kürt bölgesi, “Irak Kürdistanı”na dönüştü. Yanımızda -henüz bağımsız olmasa da- bir Kürt devleti kuruldu. Türkiyeli Kürtlerin bundan daha azını istemesi mümkün mü? Irak’taki dağlara çekilen örgütün Türkiye’ye dönüşü 2004’te başlıyor. Bu gelişmeler Ankara’yı Kürt meselesinde köklü bir değişikliğe yöneltti. Askere havale edilen Kürt politikasına siviller ağırlık koydu. Yasa ve kanunlarda bugüne kadar radikal değişiklikler yapılmasa da Kürtleri inkâr politikası terk edildi. Örgütle diyalog başlatıldı, demokratik açılım süreci ilan edildi...
Ancak örgütün de ayak diremesiyle açılım süreci yarıda kaldı, silahlar yeniden konuşmaya başladı. Türkiye yine eski kanlı günlere geri döndü. Kürt sorununun dinamik özelliğini ve etrafındaki değişimi kavrayamayan Ankara, eskiden olsa belki anlamlı olabilecek bazı demokratik adımları, büyük bir gösterişle pazarlamaya çalışınca karşılık bulmadı. Ve hâlâ bunun hayal kırıklığını yaşıyor da diyebiliriz. Bu çağda Kürtlerin ana dilini özgürce konuşamadığı eleştirilerini “Yaşayan diller enstitüsü kurduk, daha ne istiyorsunuz” sözleriyle cevaplayan hükümet, önceki hükümetlerden farkını da “Güneydoğu’da yol kontrollerini kaldırdık, rahat seyahat imkânı getirdik” diyerek savunuyor.
“Kürt sorunu” bugün hâlâ bir “terör sorunu.” Türkiye, bu kısırdöngüden bir türlü kurtulamadı. Hükümetin gerekçesi malum; PKK yüzünden çözemiyorum bu sorunu... Siyasal iktidarın PKK sorununu çözememesi anlaşılabilir ama Kürt sorununu çözememesi asla anlaşılır değil.
Hükümet Ortadoğu’daki değişimi anlamaktan bence çok uzak. Ankara sadece 2014’e kilitlenmiş durumda. İç iktidar hesapları yüzünden Suriye’de yaşanan gelişmeler de gözden kaçırılıyor. Saddam’ın devrilmesinin ardından Iraklı Kürtler, özerk bir devlet inşa ettiler kendilerine; Esed’in sarsılmasıyla birlikte Suriyeli Kürtler de yaşadıkları şehirlerdeki yönetimi üstlenmeye başladı. Bunun ardından yaşanacakları tahmin etmek zor değil; onlar da Irak’ta olduğu gibi kendi özerk bölgelerini kuracaklar.
PKK, Ortadoğu’daki değişimin farkında ama Ankara bu gelişmelerin pek farkında görünmüyor. Biraz daha geç kalınırsa Kürt sorunuyla İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin ve Devlet Bakanı Beşir Atalay değil, Dışişleri Bakanı Davutoğlu ilgilenmek zorunda kalacak.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları


























































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
15.05.2019
10.05.2019
1.05.2019
22.04.2019
19.04.2019
17.04.2019
15.04.2019
12.04.2019
11.04.2019
8.02.2019