Markar ESAYAN
AK Parti tartışması devam ediyor. Gayet de iyi oluyor. Dün bir dostumuz, “Taraf bu konuda da Türkiye’ye yeni bir şey gösteriyor” dedi. Ben de öyle düşünmüştüm. Bir gazete içinde, böyle sert ve zor bir tartışmanın açılması, bunun dünyanın sonu olmadığını görmek, beni endişelendiren değil, ferahlatan bir şey. O nedenle Taraf’ta yarılma, çatlama, patlama düşünceleri olanlar bence öncelikle bu bakışın kendi alışkanlıklarından kaynaklandığını fark etmeliler. O kadar tektipçi, ataerkil ve totaliter eğilimliyiz ki, bu türden fikir ayrılıklarının aynı çatı altında yer almasının mümkün ve sağlıklı olmadığını düşünüyoruz. Taraf’ı sevenler ise, ne gerek var kendi içinizde bölünmeye ve kavga etmeye diye üzülüyorlar. Orada da sorun var. Bu teklik ve birlik eğilimi ne kadar da içimize sızmış! Düşünce çeşitliliğini ve ifade özgürlüğünü tehdit görür hâle geliyoruz. Bu nedenle Taraf’ın bence de bu tartışmaya zemin olmakla ülkeye verdiği ve vereceği çok şey var. Promosyon veremiyoruz ama, en azından böyle hizmetlerimiz var. Bu da teletabi dağıtmaktan daha faydalı olsa gerek.
Tartışmanın AK Parti’ye karşı Taraf, Başbakan Erdoğan’a karşı Ahmet Altan eşitlemesinde yaşanması başlı başına bir sorun. Ülkenin güçlü bir iktidar partisi var ama parti tek adam Erdoğan’dan soruluyor. Karşısına bir gazete ve bir genel yayın yönetmeni konmuş. Darbeci, JİTEMci askerlerle kavga eder ve onları yenerken, Taraf bu payeyi ister istemez kazandı. Çok güçlü görünüyoruz. Bunu cesur ve ilkeli yayın çizgimizden aldık. Şimdi diyorlar ki, bu ilkede odak kaybına uğradınız. Nasıl çıkacağız bu işin içinden? Sadece gazetecilik mi yapsak?
Asla eşitlenemeyecek, eşitlenmesinin haksızlık olacağı bu iki kurumu birbirine denk gören bir zihin yapısına sahibiz. Birinin elinde koca devlet, diğerinin ise sadece kalem var. Eğer Ahmet Altan’ı Başbakan Erdoğan’a iman ettirebilirsek, Türkiye’nin önü açılacak. Yok, Ahmet Altan eğer Başbakan Erdoğan’ı yaptığı hatalarda ikna edebilirse, ülke yine uçup gidecek.
Bu algı zemininin AK Parti’de, Taraf’ta ve tartışan kesimlerde nasıl düzeltilebileceğini inanın bilmiyorum. Belki bilmemek de gerekir. Yani bu Türkiye için yeni bir şeydir. Birlikte öğreniyoruzdur.
Asıl sorun ise AK Parti karşısında etkili, özgürlükçü ve güçlü bir muhalefet olmamasından kaynaklanıyor. Bu durumda, AK Parti’nin patinaj yaptığı bu dönemlerde halka yönelik “Bak eşek uçuyor” işlevini yükleyeceği kutuplaşmayı sağlamak için gerekli modeli CHP üstlenemiyor. O kadar paspal bir “siyaset” yapıyorlar ve o kadar kötüler ki, geriye mütedeyyin ve demokrat kitlelerde sözünün karşılığı olan kala kala bir Taraf kalıyor. Bizler-onlar ikiliği, siyasetin iş görmediği totaliter eğilimlerin arttığı dönemlerde “Acil durumda çekiniz” butonu gibidir. O, bunu yapıyor.
Peki, neden Başbakan bunu yapıyor? Kabaca iki nedeni var.
İlki, patinaj yaptığı dönemin, kendisini devlete hâkim hissettiği döneme denk gelmesi. Yani kabaca 12 Eylül Referandumu sonrası. Yargı vesayetinin kırıldığı bu tarihten sonra, Başbakan başarılarının verdiği özgüvenle de devlete hâkim olduğunu düşündü. Kendi kişisel ajandasına döndü. Kürt meselesinde gerçekten yalnız bırakıldı, yoruldu ve açılım, karşılıklı örtüşen alicengiz oyunlarıyla duvara tosladı. Ama asıl sorun Erdoğan’ın o bitti dediği derin devletin Uludere tuzağına düşmesi ile başladı. Özür ve telafi kültürüne henüz yabancı, kendisini zayıf göstermek istemeyen Başbakan, Uludere’nin üzerine gidilmesine öfkelendi. Şike, ÖYM’ler, Sayıştay ve kuşkulu F-4 olayı gibi meseleler de buna eklendi tabii. Taraf ise bu konuların en sıkı takipçisi oldu.
İkinci sorun ideolojik boşluk. AK Parti pragmatik bir parti. Bu nedenle doğru davranması ancak tehdit altında olduğu zaman mümkün oluyor. İlkeleri henüz evrensel ve özgün değil, ideolojiye tahvil olmuş da değil. O nedenle AB ilerleme raporunu bugünü çöpe atıp, 1071’e kadar geri gidip, oradan hop 2071’e zıplamak durumunda kalıyorlar. Aslında bunun o bildiğiniz hepimizin canına okuyan Türk-İslam sentezinden bir farkı yok. Ama ideoloji de öyle iki günde oturup yazılacak bir şey değil ki! İdeoloji değerler birikmesidir. AK Parti’nin o kadar zamanı olmadı. Demokrasi kumbarası bu dönemlerden kazasız geçmeye kâfi gelecek nakdi ihtiva etmiyor. Ama tamtakır da değil. Kalanı Alparslan Sultan’la, dev camiler ve 600 milyar dolar pazar vaat eden aceleye getirilmiş kentsel dönüşümlerle telafi ediyorlar.
Yıldıray’ın “Siyaset de böyle bir şey, anlayın” dediği de bu. Hayır, siyaset hiç de böyle bir şey değil. Sen kendini avutuyorsun sevgili kardeşim. Düş kırıklığın ile yüzleşmeye hazır değilsin. Senin de bizim istediklerimizi istediğini çok iyi biliyorum. Ama elindeki tek umudu kaybetme korkun keskin zekânı törpülüyor. Hatırlar mısın? Perihan Mağden “Ben AKP’nin demokrat olma ihtimalini sevdim” demişti. Güzel laftı. Ben ihtimallerden çok AK Parti’nin doğru ve cesur icraatlarını sevdim. Bu partiye açık açık oy vermekten gocunmadım. Pişman da değilim. Benimki daha çok Gökhan Özgün’ün kemalist Türkiye’yi kast ederek “Bok dolu bir havuzda temiz tarafa yüzmeye çalışırken bir de baktık AKP de yanımızdaydı” dediği durumdu.
Hatırla, sen de oradaydın. Biz orada tanıştık seninle.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları























































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
9.05.2019
2.05.2019
24.04.2019
21.04.2019
18.04.2019
16.04.2019
13.04.2019
10.04.2019
3.02.2019
28.03.2019