Markar ESAYAN
Ben kadını bol bir evde büyüdüm.
Annem dışında beş tane harika kız kardeşim var. Biri benden küçük diğerleri ise büyük. Karakterli kadınlardan bahsediyorum. Erkek olmanın bizim toplumdaki “ayrıcalıklı” konforunu babamın bütün çabasına rağmen bana yaşatmadılar sağ olsunlar. Zaten toplumdaki bu erkek egemen kast sisteminin “avantajlarını” o yaşlarda bilemeyeceğimden benim için bu “yoksunluk” yıkıcı olmadı. Bilmediğiniz bir ayrıcalığı da yitirmiş olmuyorsunuz nitekim. Böylelikle en azından ergenliğe kadar önce erkek değil, önce insan (adayı) olarak gelebildim. Babamın “Aslan oğlum benim” dediği, kayırmaya çalıştığı çok oluyordu ama, bunun icraatta “canım kızım” ile karşılığı birbirine uzak değildi çok. Babamın erkek çocuk sevdasının bu şekilde dengelenmiş olması büyük bir şans. Kendimi kadını bol bir evde ve çevrede büyümüş olmaktan ötürü hep iyi hissettim. Böylelikle koyu ataerkil bir toplumda küçük vahamızda normal bir çocukluğum oldu, en azından toplum beni işgal edene kadar. Tabii bu hikâyeyi bir de kız kardeşlerimden dinlemek lazım, onu da şerh olarak buraya düşüyorum.
Kadınların bu ülkede çok sorunları var. Şiddet, aşağılanma ve tehdit altında yaşıyorlar. Bu duruma “ama”lı cümle kuracak hâlim yok. Bir erkek olarak önce insan olmaya ve payıma düşen erkek sorumluluğunu reddetmemeye çalışıyorum. Bunun da övülecek bir yanı yok. Çünkü bu şiddetin bir ekonomisi var. Öldürülen, başörtüsü veya şu bu yüzünden çalışamayan, kadın olduğu için işinde erkeklere geçilen her kadının varlığı, erkeğe giden bir haklar havuzuna akıyor. O havuzdan da tüm erkekler olarak yararlanıyoruz. Yararlandıkça meşrulaştırıyor ve normalleştiriyoruz. Suç ortaklığını reddetmek suça daha fazla ortak olmak demek.
Ancak erkeklerin durumunun da çok sefil olduğunu hatırlatmama izin verin. Toplumun erkeğe verdiği ayrıcalığın öyle okkalı bir karşılığı ve bedeli var ki! Hani kaşıkla verip kepçeyle almak gibi. Aslında koca bir yanılsama bu iktidar oyunu. Erkeğin üzerindeki iktidar kullanma baskısının, Dr. Faust’un Mefistofeles’le yaptığı zehirli anlaşmadan farkı yok. İktidar ve kadına tahakküm etme karşılığında aldığınız şey, kendinden şüphe eden, iç huzurunu iğdiş etmiş, sevmeyi ve sevilmeyi bilemeyen, kadınla ortak sevgi ilişkisi kuramayan bir yetersizlik duygusundan başka bir şey değil. Tahakkümle “satın aldığınız şey”, aslında bir zombi, yaşayan bir kadın değil.
Eşit olmayan bir ilişki biçiminden, ancak eşit insanlar arasında yaşanabilecek türden duygular ve mutluluklar bekliyoruz. Kadın bunu istese de veremez erkeğe. Topu olmayan bir futbol maçı gibi, oyunun ana ögesi eksik. Sevgi ve huzur eşitlikte zuhur eden hâller. Tahakküm ilişkisinden sevgi çıkamaz, kadının ve erkeğin canı çıkar, o kadar.
Şimdi kadınlar yavaş yavaş özgürleşiyor. Böyle bir ilişki (çelişki) yerine yalnız yaşamayı tercih ediyorlar. Tecavüz- taciz- sömürü evliliklerinden kurtuluyorlar. Buna koşut olarak toplumda erkek şiddeti artıyor. İlişkideki erkek rolü sarsılıyor çünkü. Buna erkek hazır değil. Mefistofeles’in sözünde durmadığını fark ediyor küçük Faustlar. Kadını öğüterek çalışan kıyma makinelerine gün gün daha az kadın bedeni taşınıyor. Bu, paradoksal olarak cinayetleri, erkek şiddetini arttıran öfkeyi besliyor. Avantajlarını yitiren ama cinayet işleyemeyen erkeklerin yeni taktikler edindiğini fark ettim. Mesela artık kendilerinden çok daha küçük kadınlarla ilişki kurmaya çalışıyorlar. Bu sadece erkek açgözlülüğü değil. Toplumun verdiği taciz yetkisinden boşalan yere artık yaşı, tecrübeyi koyuyorlar. Öyle ki, kadını domine edebilsinler, kadın ona tabi olmaya devam etsin, yetersizlik duygusu ile yüzleşmesinler. Başka türlüsünü, o başka türlüsünün ne kadar daha keyifli ve helal olduğunu bilmiyorlar çünkü. Hep mutsuz olacaklar.
Kadınların çoğu da toplumsal cinsiyet gender olarak aslında kadın değiller. Tansu Çiller Sendromu; kadın görünümlü erkekler, hanımağalar vs. Toplumun muteber bulduğu iki kadın tipi var çünkü: “Erkeğine” itaat edenler ve erkek dünyasında erkekleşerek varolabilenler. Yani iki türlü de kadınlıktan çıkmak zorunda olan ara formlar; tıpkı otorite baskısı altında cinsiyetlerini kaybeden, alfa erkeğinin haremine giren “erkekler” gibi.
Aslında, tahakküm kadını da erkeği de cinsiyetsizleştiriyor. Ataerkil ve otoriter rejimler, asla kadınların kadın, erkeklerin de erkek kalmasına müsaade edemez. Biz çiftleşme ve üremenin kadın ve erkek olmaya yettiğini düşünüyoruz. Aynı eve tıkılmanın da yuva kurmak olduğunu. Bir kaybet-kaybet oyunu bu. Oysa bizim saydıklarımız bizim değil, alfa erkeğinin. Alfa erkeği de bir kişi değil, bir sistem, hepimizi haremine kapatmış ataerkil ve otoriter düzen.
Bireyin mutsuzluğundan siyasetin başarısızlığına kadar, bugün Türkiye’nin en büyük temel sorunlarından biri bu. Erkeklerin erkek, kadınların kadın, insanların da eşit olamaması.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları





















































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
9.05.2019
2.05.2019
24.04.2019
21.04.2019
18.04.2019
16.04.2019
13.04.2019
10.04.2019
3.02.2019
28.03.2019