Markar ESAYAN
Geçen pazar kendimize yaptığımız haksızlıklardan bahsetmiştim. Gerçekten de öyle. Çok haksızlık yapıyoruz kendimize. Kendimizin en büyük işkencecisi yine biziz. En büyük mahkûmiyetleri verip, en gaddar şekilde cezalandırıyoruz kıyasıya. Bunun türlü nedenleri var. Ama sanırım yetiştirilme tarzımızın da bunda payı büyük. Geçenlerde Vatan gazetesinde Özge Ciğit’in haberinde okudum. Yaşar Üniversitesi Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Elif Durgel Jagtap Hollanda’da 4,5 yıl araştırma yaparak Avrupalı ve Türkiyeli annelerin çocuk yetiştirme alışkanlıklarıyla ilgili bir tez hazırlamış. Avrupalı anneler ile Türkiyeli anneler arasındaki farklar ise şöyle:
Türkiyeli anneler: İtaatkâr ve gelenekçi bireyler yetiştiriyor. Çocuklarının saygın bir iş sahibi olmasını istiyor. Çocuğunun gözünün önünde olmasını istiyor. Çocukları ağlamaya başladığında fikrini değiştiriyor. Ceza yöntemini kullanıyor. Hava kötü olduğunda çocuğunu dışarı çıkartmıyor. Yeme, içme ve uyku saatlerini esnetiyor. Çocuklarına kitap okuma alışkanlıkları zayıf. Koruma hissi aşırı.
Avrupalı anneler: Özgür bireyler yetiştiriyor. Meslek seçimine karışmıyor. Çocuklarının kendi başına odasında yalnız vakit geçirmeleri gerektiğini düşünüyor. Çocukları bir şeyi ısrarla isteyince “hayır” diyorsa bir daha fikrini değiştirmiyor. Cezaya çok az başvuruyor. Her gün yürüyüşe çıkarıyor. Yeme, içme ve uyku saatlerinde titiz davranıyor. Çocuğuna düzenli olarak her gün kitap okuyor. Rahat davranıyor.
Tabii bu sonuçtan yola çıkıp bütün mutsuzluk ve travmalarımızın yükünü Türkiyeli annelerimizin sırtına yüklemiyoruz. Bu bir toplum ve kültür modeli. Bu model böyle biçimlenmiş ve insanlar buna göre davranıyorlar. Başka türlüsünü bilmiyorlar. Binlerce yıllık şiddet, itaat ve dayanışma ile hayatta kalma kültürü, bunun üzerine eklenen yoksulluk ve savaşlarla ortaya çıkan bir bakiyenin üstündeyiz. Burada her şey kötü de değil. Önemli bir direnç göstererek iyi değerlerimizi de bu zorlu hikâyenin içinden sürükleyerek geçirmişiz. Üstelik tarih devam ediyor ve bizim toplumumuz da hızla özgürleşiyor. Komplekslerimizden hızla kurtularak kendimizi buluyoruz.
Dönelim kendimize... Herkesin biraz sonra anlatacağım hikâyeye benzer bir tecrübesi olmuştur. Babanız veya anneniz sizi alışverişe götürür. Ayakkabı alacaksınızdır. Çok güzel bir kırmızı ayakkabı beğenirsiniz. Önce anneniz ve babanız daha “uygun” başka bir model için sizi ikna etmeye çalışır. Sonra pandomima kopar. Unutmayın, daha çocuksunuz ve “doğalsınız”. Travmalarınız az. İstediğinizi yaptırtır, kırmızı ayakkabıyı alırsınız. Sonra o ayakkabının başına, her ayakkabının başına gelenler gelir, eskir ve yırtılır. Anneniz ve babanız size muhtemelen onların önerdiği ayakkabıyı almanız durumunda böyle olmayacağını söyler. Onlar söylemese bile, siz zaten böyle düşünmeye eğilimli hâle getirilmişsinizdir.
Basit bir deneyim, bir travmaya dönüşmüştür. Tekrarlanan bu travmalar size bir hayat modeli olarak geri döner. Artık kendi isteklerinizin peşinde gitmekte zorlanacaksınız, böyle yaptığınız zaman cezalandırılacağınıza inanacaksınız. Karar verirken bir tasdik makamına ihtiyacınız olacak. Tercihlerinizi belirleyecek olan artık sığındığınız hamiler veya korkularınız oldukça özgürlüğünüz ve kendine güveniniz zarar görecek.
Bu hep böyle gitmek zorunda mıdır? Bu bizim, bizden ayrı düşünemeyeceğimiz, derimiz hâline gelmiş bir karakter midir? Bu yapıdan kurtulabilir mi insan? Yoksa artık her şey bitmiş midir?
Şüphesiz hayır. Bunlar öğrenilmiş yanlış bilgilerin sonucu gelişen yanlış modeller. Üstelik insan bu durumundan memnun olmadığı için her zaman “sıkıntı” olarak ortaya çıkan bir değişim arzusu içinde oluyor, değil mi? Tıpkı bilgisayara girmiş virüs gibi, tabii ki bu yanlış bilgiler tesbit edilebilir ve doğruları ile değiştirilebilir. Bunu bir uzman yardımı ile, inancımızla veya içbilgimizle geliştirdiğimiz formüllerle yapabiliriz.
Yeter ki farkına varalım ve ümitsizliğe kapılmayalım.
Yazarlar
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları




















































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
9.05.2019
2.05.2019
24.04.2019
21.04.2019
18.04.2019
16.04.2019
13.04.2019
10.04.2019
3.02.2019
28.03.2019