Markar ESAYAN
“Başbakan’ın iki hatası” başlıklı yazımda, barış sürecine başkanlık sistemi tartışmalarını katmanın ve medya ile kavga etmenin iki önemli yanlış olduğunu söylemiş ve Hasan Cemal’in hedef alınmasını eleştirmiştim. Bugünkü yazıyı yazarken ise Hasan Cemal’in Milliyet’te yazamadığı bir ortamda yazmanın üzüntüsü ile doluyum. Aynı yazıda, Yalçın Akdoğan’ın reddettiği üzere, doğrudan bir talimat olmasa bile, gazete patronları- iktidar ilişkisinin böyle olduğu bir ülkede, en büyük sorumluluğun hükümete ait olacağını belirtmiştim.
Hükümetin, faydacı bir noktadan baksa bile, bu ayıbı üstlenmiş olmakla alınan hasarın, Hasan Cemal’inMilliyet’te yazamamasından doğacak “faydadan” büyük olduğunu fark etmesi lazım. Üstelik, yine faydacı bir noktadan bakılsa bile, John Stuart Mill’in altını çizdiği gibi, bastırılan fikir, doğru ve yanlışlığından bağımsız olarak dokunulmazlık kazanır. İktidar gücünü sırtına alan veya yasaklanarak dokunulmazlık kazanan karşıt fikirlerin ise özgür bir tartışma ortamını sağlamayacağı açıktır.
Eleştiriyi tam yapmak
Hasan Cemal olayında tabii ki sorumluluk sadece hükümetin değil. Özgürlükler ve haklar sadece iktidarın yanlışı kendiliğinden fark etmesini bekleyerek genişletilebilir mi? Hangi maddi kayıp ve hangi endişe, Hasan Cemal’in yazısının yayımlanmamasının sorumluluğunu almaya eşdeğerdir? Peki, ilk sayfada, Cemal’in işten çıkarılmış değil de, kendisi ayrılmış gibi olayı çarpıtan bilgi notunun sorumluluğunun altına girmek nasıl açıklanabilir? Milliyet’in övünerek ilan ettiği basın etiği ilkelerinin neresine denk geliyor bu tavır? Peki, sus pus kalarak çiçek böcek yazan, Cemal’in Milliyet’teki meslektaşlarına ne demeli?
Barış da gelir, ayıp da kalır
Nitekim, PKK’nın bugün Öcalan’ın çağrısıyla silahları bırakacak olmasına dair süreçte yaşanan tartışma da sağlıklı bir mecrada ilerleyemedi. Hasan Cemal olayı ile birlikte artık daha zor tartışacağız. Ama bu zoru başarmak, demokrasi ihlallerini eleştirirken, barış sürecine de destek olmak durumundayız. Burada birbiri içine sokulan kavramların ayıklanması şart. Bunun için de bir üslup standardına ihtiyacımız var. Niyet okumalar, lümpen, çoluk çocuk, suçlamaları, tartışmanın anlamının içini boşaltan bir tutum.
Demokrasi olmadan barış gelmeyeceği, Hasan Cemal’in yazamadığı bir ülkede barışın kurulamayacağı savları kulağa çok çekici gelse de doğru değil. Ne iyi ki hayat daha karmaşık. Bunu savunanlar içine düştükleri paradoksu aşamıyorlar. Barışı “mükemmel bir demokrasi ânına” endekslemek, bu olmadan mümkün olan barışın sahihliğinden kuşkulanmak, sosyolojik tüm kuralları gözden kaçırıyor. Şiddeti sona erdirme iradesine kavuşmanın kendisi bile demokrasiye hizmet eder. PKK silah bıraktığında da mükemmel bir demokrasiye kavuşmayacağız. Ancak önemli bir eşik atlanacak. Bu bakışı eleştirirken kimsenin gözüne barış pankartı sokma, insanları Ergenekoncu ilan etme gibi bir niyetim olmadı. Ancak bunu iddia etmek de, başka türlü bir sansür uygulamak demek. Kendisini kutsallaştıran, eleştirilemez bulan bir aydın kibri de artık günümüzde iyice sırıtıyor. Bunların hepsi kısa zamanda değişecek. Siyaseti, aydınları, toplumu ile zırıl zırıl ataerkil, totaliteryenizme, gerontokrasiye eğilimli, faydacı ve kompleksliyiz. Bu süreçte bunları da fark ederek değişeceğiz umarım.
Birgül Ayman Güler’in cevabı
Aşağıda CHP’de sonun başlangıcı başlıklı yazıma Sayın Birgül Ayman Güler’den gelen itiraz var. Sarf ettiği söz kamuya mal olduğu için bilindiğini farz ederek kısaltarak kullanmıştım. Arada nüans olduğu konusunda Sayın Güler haklı. Olduğu gibi yayımlıyorum.
Sayın Markar Esayan
Taraf Yazarı
Yazınızda, doğru olmayan sonuçlar yaratan iki nokta vardır: İlki, “Birgül Ayman Güler’in “Türk ve Kürt eşit olamaz” çıkışı..... cümlenizle ilgilidir. Sözün doğrusu şudur: “Türk ulusu (milleti) ile Kürt milliyeti eşdeğer görülemez”. İki söz dizimi arasındaki fark, ilkinde insan temelinde karşılaştırma; ikincisinde anayasal - siyasal kuruluş karşılaştırması yapılması nedeniyle çok büyüktür. Söz konusu konuşma, anayasa değişiklikleri ile ilgilidir; TBMM konuşma metnine bakarsanız, bu özelliği açıkça görebilirsiniz.
İkincisi, “Daha sonra partideki ulusalcılar Muharrem İnce’nin sözcülüğünü yapacağı bir karşıbildiri hazırlığına girdi. Konu Baykal’ın itirazına takıldı. Baykal daha sonra grupta bir konuşma yaparak bu sert çıkışı partiyi zor durumda bırakacağı için dengeledi.....” sözlerinizle ilgilidir. Sayın Baykal’ın grup konuşması 12 Şubat 2013, Sayın Muharrem İnce’nin açıklaması 28 Şubat 2013 tarihlidir. Bu iki konuşma arasında “itiraz”, “itiraza takılma”, “dengeleme” gibi hiçbir bağlantı yoktur. İlgilerinize sunarım.
Birgül Ayman Güler,
İzmir Milletvekili.
Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
- Operasyon çökünce...
9.05.2019 - Kızgın demiri soğutma yöntemleri...
2.05.2019 - Müzik ve terör örgütü listelerinin benzerlikleri...
24.04.2019 - Taşın altına elini yine Erdoğan koydu...
21.04.2019 - Millet İttifakı neye kuluçka oldu?
18.04.2019 - Organize kötülüğün peşini bırakmayacağız...
16.04.2019 - CHP'nin 2019 resmi
13.04.2019 - Mazbata fetişizmi neye delalet?
10.04.2019 - 31 Mart’ta Türkiye neyi başardı?
3.02.2019 - Bu seçimin adaletsizliği…
28.03.2019
Yazarlar
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları




















































Îsmaîl Girikî-- Kandil: Bildiri Öcalnin kalemiden cikmistir dedi
Bakin Tayiz siz hem pkk yi takip ediyorsun diyorsunve hemden Kandildekia ciklamayi görmezden geliyorsun. Zehirli acikala Öcaanin elinden cikmistri dedi Murat karayilan. Bakin Kurdsat Tv nin evelsi günkü aciklamasina. Yok erdogan yok MIt bunlarin hepsi zaten Öcalanda vardir. Öcalan devletin bir nomarasi. Kandil ve Avrupa olmal üzere BDP ve Türk ekibi bu acikalayi bas östüne dedimi demedimi? O yetmedyse. Har gün PKk nin 2 tv si ve onlarca sitesi ve gazetelere bak. Yani Öcalan Milli misakiyimi
Ro$ev sîtav
"Newroz bildirisi Öcalan’a dikte mi ettirildi" Gotinên, ango dîtinên Ergenekonê ne.. Kesên ku naxazin $er bê siknandin îcar jî ti$tên wusa diwêjin.. Dema ku ew name Ocalan hat xandin, hemîyan jî gotin; em wan nêrinan diparêzin..hwd. Lê dura qat kirin ku, AKP bi rastî jî dixazî gor xa gavên ba$ bavêjî, îcar jî diwêjin; ew ne dîtinên Ocalan in..hwd. Ma ew ne fedîye, ango ne $erm e.. Edî bese bes.. Êdî bila kes nemirî.. Êdî bila xunxar birçî bimînin..