Markar ESAYAN
Gezi ile içine girdiğimiz karmaşık sürecin, şüphesiz birçok yönden tahlili gerekiyor. Çok katmanlı, çok aktörlü ve dünyanın durumu ile de bağı asla ihmal edilmemesi gereken bir süreç yaşıyoruz. Bununla ilgili geniş bir incelemeyi raflarda henüz yerini alan ve çıkar çıkmaz dört baskı yapan 'Dünyayı Durduran 60 Gün'de Cemil Ertem ile yapmaya çalıştık. Kitap 1913-2013 aralığında Türkiye siyasi tarihini anlatsa da, Gezi krizi de geniş bir analize tabi tutuldu.
Taraf gazetesinden Çözüm Süreci ve hükümete kategorik olarak savaş açmadığımız için tasfiye edildiğimizde, arkadaşlarımızla gelecek günlerin çok sert bir mücadeleye gebe olduğunu hissetmiştik. Gazetenin biz ayrıldıktan sonra ne hale geldiğine Hilal Kaplan son yazısında değindi. Etyen Mahçupyan da çok berrak bir tasvirle 'Taraf bir gecede Mr. Hyde'a döndü' diye yazdı.
Taraf için sadece üzülüyorum. Orada ekmek parası için hala aylarca maaş almadan çalışan emekçi muhabir, editör ve sayfa sekreteri arkadaşlarım için de üzülüyorum. Canımız dahil her şeyimizi ortaya koyarak vesayete karşı bir demokrasi destanı yazmıştık orada. Final böyle olmamalıydı. Üzüldüğüm için bu bahsi çok uzatmayacağım.
Bugün yaşanan sert ortam, bir demokrasi ve özgürlük hareketi olarak ambalajlanmaya çalışılsa da, derinde çok daha ciddi bir iktidar mücadelesi yaşanmakta. Bu mücadelenin kodlarını iyi okumak, senaryo olarak sahnelenen hikâyeyi çözmek ise hayati.
Bu süreçte olan, olmaya devam eden şeyleri analiz ederken, daha fazla özgürlük ve kent siyasetine itiraz için Gezi'ye sahih duygularla çıkan gençler alınıyorlar. Sözüm veya sözümüz onlara değil. Gezi'nin enerjisi üzerinde akbabalar gibi dönen siyaset mühendislerine yönelik bu eleştirilerimiz.
Ancak artık bu safhadan sonra, Alevi, Kürt ve 'laik' fay hatlarını kırmaya çalışan siyaset mühendislerine 'yakıt' olmaktan vaz geçerlerse, daha sonra üzüntü ve keder yaşamazlar.
Türkiye'de merkez medya her zaman kirli işlerin içinde oldu, hatta maestroluk yaptı. 28 Şubat'ın darbeci yazar ve yönetmenleri, bugün de Gezi'den bir siyaset dizaynı çıkarmaya çalışıyorlar. Eksiksiz her darbeyi desteklemiş, ama ellerindeki algı yaratma gücüyle yine de 'itibarlı' kalmayı başarabilmiş bu isimleri gerçekten ibretle izliyorum. Etkili oldukları kesimlere nasıl bir Türkiye göstermek istiyorlarsa, o Türkiye'yi gösteriyorlar ve bunda çok da başarılılar. Ancak artık halk da eski halk değil. Her hamle kısa sürede deşifre oluyor. Deşifre oldukça daha güçlü yükleniyorlar; çünkü bu pisliği kazanarak kapatmaktan başka yolları yok.
Bazen soruyorum kendime; 'Bu ülkede kepaze olmadan yaşlanmak neden mümkün değil' diye.
Ülkede basın özgürlüğü ve başka sorunlar var mı, var. Hükümet hatalar yapıyor mu, tabii ki yapıyor. Ama bunların çözümü için namuslu şekilde tartışılan bir dönem değil bu. Basın özgürlüğü, Alevilerin, Kürtlerin ve laiklerin korkuları, acıları, gençlerin ölümleri gaddarca araçsallaştırılıyor. Erdoğan ve hükümete yönelik sıradan birer alet muamelesi görüyor.
Türkiye'de basının yüzde doksanının hükümet kontrolünde olduğu algısı bir yalandan ibaret. Kocaman bir gazete yönetici kadrosu (Taraf), Çözüm Süreci'ni desteklediği için operasyona uğradı ama, bu çevrelerde tek bir yazıya bile değer görülmedi. Çünkü burada ideolojik bir savaş söz konusu ve gazetecinin hangi pozisyonda olduğu önemli, basın özgürlüğü değil.
Ancak medya özgürlüğü konusu hükümete yönelik en etkili muhalefet alanlarından birisi ve yurt dışında da ciddi bir karşılığı var. Hükümet, 28 Şubat ve kendi dönemindeki '411 El Kaosa Kalktı' türünden gazeteciliğin ise bir 'gazetecilik' faaliyeti olmadığını biliyor. Merkez medya –içlerindeki namuslu gazeteci-emekçi arkadaşımızı mutlaka tenzih ederek- hükümete karşı bir siyasi mücadele yürütüyor ve Erdoğan da buna göre oyun kuruyor. Bu, doğru ve yanlışlarla ilgili bir şeyden çok, yaşanan şeyin kimyasını anlamaya yönelik bir tesbit.
Yani eğer, bir mühendislikten bahsedeceksek, iktidarın medya mühendisliğine nazaran medyanın siyaset mühendisliğinin çok daha kötücül ve antidemokratik olduğunu söyleyebiliriz. Hepimizi kahreden merhum Ahmet Atakan'ın ölümü ile ilgili yapılan tezvirat bile tek başına bunu kanıtlamaya kafi.
Hasan Cemal'in Milliyet'ten gönderilmesinden sonra 'yandaşlıkla' itham edilen Yeni Şafak'a davet edildiği, Derya Sazak'ın yerine ise Fikret Bila'nın getirildiği bir ülkeden bahsediyoruz. Erdoğan'ın nasıl devrileceğine, bedensel ve ruhsal sağlığını yitirdiğine, Hitler'e, Franco'ya eşdeğer bir diktatör olduğunda yönelik yazıların sıradanlaştığı, ama bunlar eleştirildiğinde ise 'Bizi linç ediyorlar' diyerek büyük bir şirretliğin sergilendiği bir ilkesizlikten bahsediyoruz.
Bu, sonuç alınacak bir eleştiri biçimi değil, zelil bir kavganın en etkili malzemesi. Gerçekten Erdoğan devrilmek değil de eleştirilmek istenseydi, aslında paradoksal olarak namuslu eleştiriyi zayıflatan bu yol tercih edilmezdi.
İşte bu nedenle de medya eleştirileri itibarsız.
Yazarlar
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları






















































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
9.05.2019
2.05.2019
24.04.2019
21.04.2019
18.04.2019
16.04.2019
13.04.2019
10.04.2019
3.02.2019
28.03.2019