Markar ESAYAN
'16 Ocak 1998'de Refah Partisi'nin Anayasa Mahkemesi tarafından kapatılmasıyla Milli Görüş geleneğinden gelen siyasiler Fazilet Partisi altında tekrar birleşti. Ancak değişmeyen politikalar ve değişmeyen yaşlı lider kadro sebebiyle partinin halk tabanında karşılık bulamadığını düşünen Abdullah Gül liderliğindeki Yenilikçiler, Gelenekçiler ile Fazilet Partisi kongresinde başkanlık yarışına girdi. 14 Mayıs 2000 tarihinde düzenlenen kongreyi kıl payı bir farkla kaybeden Yenilikçiler artık partide toplum tabanlı bir siyaset yapılamayacağını düşünmeye başladılar. Bu ortam içinde Fazilet Partisi de Refah Partisi ile aynı akıbete uğrayarak kapatıldı (22 Haziran 2001). Hapisten çıkan Recep Tayyip Erdoğan'ın da aralarına katılması ile Yenilikçiler hemen yeni bir parti çalışmalarına başladı.'
Vikipedi, AK Parti'nin kuruluşunu bu şekilde tarif ediyor.
Bu hikâyenin üzerinden neredeyse 15 yıl geçti. Bu 15 yılda çok önemli şeyler yaşandı Türkiye de. AK Parti'de bu zorlu yolda hem ülkeyi değiştirdi, hem de kendisi değişti ve dönüştü. Ülke farklı bir yere ve AK Parti de yeni bir yol ayrımına geldi.
Öncelikle söyleyeyim; Türkiye çok hayırlı bir yolda. Yaşananlar bizlere ne kadar sert ve kabul edilemez gelse de, kendi özgün demokrasisini kurma cihetinde yaşananlar, hele Batı ile mukayese edildiğinde oldukça sakin ve başarılı bulunmalı. Batı kendi demokrasisini yüzbinlerce ceset üzerine kurdu... Yo hayır, sadece Avrupa'daki iç mücadelelerdeki kayıplardan bahsediyorum. Yoksa bu 'demokrasiyi' tahkim etmek için sömürgelere ihraç ettiği katliam, talan ve soykırımlarla birlikte düşündüğünüzde, bugün yüce Batı uygarlığı uğruna milyonlarca insan can vermiştir. Mısır örneğinde olduğu üzere hala da vermektedir.
Gelelim AK Parti, 17-25 Aralık Darbesi ve Cumhurbaşkanlığı seçimlerine...
AK Parti, 2000'lerdeki gibi bir yol ayırımında mı? İkinci bir 'Yenilikçiler'-'Gelenekçiler' ayrışmasının eşiğinde miyiz? Eğer öyleyse, kim 'Yenilikçi', kim 'Gelenekselci' tarafına düşüyor?
Akla böyle bir ayrım geliyor olsa da, kanımca şu an yaşanan çok daha benzersiz bir süreç. Milli Görüş çizgisi özellikle Batı ile kurduğu –kurmamak üzere- ilişki ve içe kapalılık nedeniyle kendi doğal sınırlarına erişmiş ve bugünkü CHP'nin yüzde 25'lik banda sıkışması gibi bir durum ortaya çıkmıştı. Partiyi merkeze açmak için zihniyet farklılaşması gerekiyordu ve Yenilikçiler bunu görerek harekete geçti, teveccüh buldu ve o an ülke de böyle bir hamleyi bekliyordu. Türkiye yeni bir darbeden geçmiş, ekonomi darbeciler tarafından talan edilmiş ve Şubat 2001 krizi ile 'deniz' bitmişti.
Bugün ise, 13 yıllık başarılı bir iktidar sürecinden sonra, ciddi bir kalkışmayla karşı karşıya kalan bir parti ve lideri var. Siyasi boşluk veya bunalım AK Parti'nin kapladığı alanda değil, CHP ve sekter solcuların, lastik patlatmış sözde liberallerin işgal ettiği totaliter laik sosyolojide. Yani tarihi momentum, totaliter laik tabandan bir yenilik talep ediyor. Ancak medyaları ve aydın görünümlü oportünist kalemleri ile bu sosyoloji işgal edilmiş durumda. Bu nedenle de Gezi'nin enerjisini bir nefes borusu olarak değerlendirmek yerine, ondan bir darbe çıkartmaya çalışarak boşluğa savurdular. Gezi sosyolojisi de özgür olmadığı için 30 Mart'ta gidip CHP'ye blok oy verdi. Paralel devletin aparatı için oy deposu oldu.
Bugün Türkiye'de yaşanan gerici güç ittifakının meşru siyasi temsilciye darbe teşebbüsüdür. Bu grupla hareket edecek olası AK Partililerin ise siyaset dışı ayak oyunlarından medet uman 'Gerici' güçlerin arasına katılacağı kesindir. Bunun 'Yenilikçilik'le veya 'muhaliflikle' ilgisi yok. Yüzyıldır aşina olduğumuz köhne bir gericilikten bahsediyoruz. Bu ittifaka dini bir cemaatin üst yapısının ve birtakım iliştirilmiş AK Partili vekilin katılması kafaları karıştırmasın.
Yaşananlar normal mi? Evet normal... Bir ülke bir odadan diğerine girer gibi totaliter rejiminden sıyrılıp kendi özgün demokrasisine geçemiyor. Bu işi 250 yıldır Batı'dan ithal etmeye çalışmakla da sadece özgürlükler zarar gördü ve ülkede seçkin bir diktatörlük kuruldu. 90 yılda gelebildikleri yer Pınar Kür ile Perihan Mağden'in, Ertuğrul Özkök ile Cengiz Çandarların ilk anlamlı krizde bir tık mesafeye yerleşmesi oldu. 'Tam kontrol'ü sağlamak takıntısıyla dindar bir cemaat üst yapısı ahlakından ayrılıp bu köhneliğin yanına geçti.
Bu noktada Erdoğan tarihin kendisine verdiği göreve en namusluca yapışan lider olarak değer kazanıyor. Yaşanan Erdoğan'ın kişisel mücadelesinden çok fazla bir şeydir. Halk bunu biliyor ve Erdoğan üzerinden kendi geleceğine sahip çıkıyor. Dün bizlere yaşatılan acılar, bugün tecrübe olarak geri dönüyor ve tuzakları anlamsızlaştırıyor.
Erdoğan karşısında Gül'ün olası liderliğine bel bağlayan gerici ittifak sükûtu hayale uğrayacaktır. Gül bu oyunlara gelmeyecek kadar tecrübeli bir siyasidir.
Çünkü hikâye yazıcılar artık etkisizleşmiştir.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları



















































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
9.05.2019
2.05.2019
24.04.2019
21.04.2019
18.04.2019
16.04.2019
13.04.2019
10.04.2019
3.02.2019
28.03.2019