Markar ESAYAN
Daha önce yazmıştım ama bu anlamlı günlerde aklıma yeniden düştü. Serbestiyet'te kıymetli dostum Gürbüz Özaltınlı'nın 'Babalar ve Oğullar' yazısını bir daha okuyup sarsılınca Yeni Şafak'taki siz dostlarımla da paylaşayım istedim. Özaltınlı bu yazıyı daha önce Taraf'ta yazmıştı, 24 Nisan taziyesi ile sanırım aklına yine o yazıdaki kendi babasının hikâyesi gelmiş, küçük bir notla bir daha yayımlamıştı. Hafızalarımız nasıl da benzer çalışıyor. Bir kırılma yaşadığımızda, duygularımız ve aklımız bizi mazimize götürüyor ve onu yeniden kurmaya çağırıyor bizi. Çünkü biz tüm Türkiyelilerin, Osmanlıların geçmişinde birçok söylenmemişler, dile gelmemişler, sırlar ve acılar var.
Türkiye Ermenileri olarak bizler ilk defa Başbakan'ın herkesi açığa düşüren tarihi sürprizi ile bu 24 Nisan'da 1915 kayıplarımız için ayin-i ruhani gerçekleştirdik. Meryem Ana Patriklik Kilisesi'nde, bir yüzyıla yakındır ilk defa, korkmadan, devletin bizleri tehdit etmek yerine arkamızda olduğu ve acılarımızın saygı görmeye başladığı hissiyle kayıplarımızın ruhlarının rahata ermesi için dua ettik. Sayın Başbakan'ın 'Ateş düştüğü yeri yakar' cümlesiyle mükemmel şekilde özetlenebilecek bu toprakların acısından doğmuş taziyesi ve Patrikliğin 'Bu taziyeyi sevgiyle kabul ediyoruz' mesajı kilisede Türkçe okundu. Verilen vaaz da çok anlamlıydı. 'Hatırlayalım ki, unutabilelim' diyordu kıymetli Vaiz Episkopos Sahag Maşalyan.
Hikâyeme döneyim… Babam Aram Esayan'ın Dolapdere-Yenişehir'de büyük bir dükkânı vardı. Giyimden beyaz eşyaya, kumaştan tüpgaza kadar her şeyin satıldığı bir dükkân. İşleri de fena sayılmazdı. Kasımpaşa'dan Şişli'ye tüm tüp dağıtımını biz yapardık. Bir gün kendisine babamın da memleketi olan Sivas'tan bir adam gelmiş. Ailesine bakmak için gurbete çıkmış, bu semtte düşmüş. Parasız kalıp sokakta yatacak duruma gelince kendisine babama gitmesini, fakir babası olduğunu söylemişler. Babam da onu hemen işe almış. Tüp dağıtım bölümünde çalışacakmış. Bölümün şefine onu emanet etmiş, kendisine bir bekâr evi tutmuş, dayayıp döşemiş.
Adamcağız güzel güzel çalışırken acı tablo ile karşılaşması uzun sürmemiş. Tüp bölümünün şefi ve diğer eleman, dağıttıkları tüplerden para aşırıyor, dükkândan da malzeme çalıyorlarmış. Mecburen kendisini de ortak etmek istemişler. Adam önce reddetmiş, güzel bir dayak bile yemiş, sonra vicdanı ile işini kaybetmek arasında kalarak o da 'ganimetten' kendisine düşen payı almaya mecbur kalmış.
Ancak babamın kendisine gösterdiği dostluk karşısında bu vicdanlı Anadolu çocuğu daha fazla dayanamamış. Mahcup olduğu için de gerçeği gizleyerek babama memlekete dönmek istediğini söylemiş. Babam 'Neden' diye sorunca 'Karımın, çocuklarımın hasretine dayanamıyorum' demiş. Babam da 'Haklısın, neden akıl etmedik, onları da İstanbul'a getirelim, geniş bir ev tutalım' demiş. Lakin adamcağız bin bir dereden su getirip babamı ikna etmiş ve Sivas'a dönmüş.
Ben bu hikâyeyi nereden mi biliyorum? Babam 1995 yılının kasımında vefat etti. Birkaç yıl sonra köylü giyimli bir kişi bizim dükkâna geldi. Ben daha o dönem ne AGOS'ta yazıyorum, ne de siyasetle uğraşıyorum. Adam babamı soruyor, ben de 'Öldü' demeyi sevmediğim için 'Yok burada' diyorum. Ama adam çok ısrarcı, illa onu görmek istiyor. Baktım olmuyor, 'Babam öldü, ben oğluyum' diyorum. Adam yerine çöküyor, birden yaşlanıyor sanki. 'Ne oldu!' diyorum endişeyle. 'O zaman bu meseleyi seninle halledeceğiz' diyor ve bu hikâyeyi daha geniş tafsilatla bana anlatmaya başlıyor…
Tabii acısı henüz taze olan ben derinden sarsıldım. Ama adam durmadı. Cebinden bir kâğıt çıkardı. 'Bu meseleyi seninle halledeceğiz o zaman' dedi. Listeyi bana uzattı. Zimmetine geçen hatırlayabildiği kalemleri alt alta sıralamış, kalemlerin altını çizerek toplam bedelini kargacık burgacık harflerle yazmıştı. Cebine davrandı. Ben de adamın eline davrandım. 'Dur, yapma!' dedim. 'Buna hiç gerek yok, bu yaptığın çok daha değerli, üzerinden çeyrek asır geçmiş, helalleştik işte, helal olsun' dedim.
Tabii bir 'gâvur' olarak İslami kuralları o kadar bilmiyorum. Sanırım bu kul hakkının mutlaka iade edilmesi gerekiyormuş. Ben iyiniyetle almamakta ısrar edince adam şöyle dedi.
'Bak kardeş, benim o günden beri iki yakam biraraya gelmedi. Yıllarca köyün en fakiri olarak yarı aç yarı tok yaşadık ailemle. Bana bu iyiliği yap…'
O kadar üzüldüm ki! 'Neden babama anlatmadın, bunca yılını neden bu yükle geçirdin? Niye bu haksızlığı kendine yaptın? Babam anlardı, böyle şeylere alışık, seni de iyi tanıyormuş' dedim. Adam, 'O zaman cesaret edemedim, sonra da İstanbul'a gelecek parayı hiç bulamadım. İstanbul'da emmim öldü, para gönderdiler şimdi de öyle gelebildim' dedi.
Ben de bir formül buldum. 'Köyüne dönünce, bu miktarla babamın ruhu için yoksullara bir can yemeği ver, mevlüt okut, artarsa fakir çocuklara giysi, ayakkabı al' dedim. Aklına yattı. Mutlaka yapmıştır. Kendisinden fakir birilerini köyünde bulmak zor olsa da…
İşte ben bu vicdana güvendim hep. O vicdan, en karanlık günlerimizde bile hep yanımızda bizi aydınlatıyordu çünkü.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları





















































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
9.05.2019
2.05.2019
24.04.2019
21.04.2019
18.04.2019
16.04.2019
13.04.2019
10.04.2019
3.02.2019
28.03.2019