Markar ESAYAN
Öyle zamandan geçiyoruz ki, tüm siyasi, grupsal, kişisel hesapların ötesine geçerek bir milli mutabakat çerçevesinde hareket etmek gerekiyor. Ancak bu da yeterli değil… Bu milli mutabakatın tüm kesimlerin katkısına açık olması da şart. Ortak aklın devreye etkili biçimde girebilmesi ve ülkemiz için en doğru kararların alınması için her kesimin yerli/milli anlayış temelinde, kendi katkılarını siyaset ve sivil toplum alanına getirmesi gerekli. Mutabakatı sağlarken tekillik tuzağına düşmemek, bilakis sürecin demokrasimizi güçlendirmesini sağlamak durumundayız. Zor ama mümkün.
Dünyada Soğuk Savaş sonrasında oluşan geçici kararsız dengenin darmadağın olduğu bir süreç yaşanıyor. Türkiye yenidünya düzeninin kurulacağı iki noktadan birinde, Avrasya-Ortadoğu bölgesinde merkez ülke konumunda. Bir diğer mücadele alanı ise Asya-Pasifik.
Böyle durumlarda devletin hızlı ve güçlü refleksler vermesi hayati. Devlet, otoritenin toplandığı bir boş alan. Devasa bir makinenin kumanda koltuğu diyelim biz buna. O koltuğun gasp edilmesine, bir grubun vesayetine terk edilmesine izin verilemez. Dolayısıyla bu kumanda koltuğuna vaziyet edecek kişi ve kadroların, müdahaleye uğramaksızın halk iradesi tarafından tayin edilmesi gerekiyor. Yani millet iradesi ile o makam arasında bir özdeşlik kurulmalı, iki mesafe arasında mümkün olduğunca aracılar, kör noktalar bulunmamalı. Öyle ki, o makamı suiistimal edecek kadro hareketleri araya sızmasın.
Modern devlet aygıtında egemenliğin kaynağı millettir. Lakin iş uygulamaya geldiğinde bu hayati kural lafta kalabilir. Şekilsel gerekler tamamlanmış gibi gözükse de, yapısal sorunlar bu ilkeyi dışlar. Bizim parlamenter sistem geçmişimiz bunun canlı örneğini sunar. Sandıkta bir irade tecelli eder ama sonuçların o iradenin arzularının tam tersine gerçekleştiğini görürüz.
İşin aslı, devlet aygıtını ele geçirme sevdası bizim parlamenter sistem hikâyemizin en başında zuhur etmiştir. Millet ve devlet için en iyisini bildiğini iddia eden gruplar, devletin bu zaaflı yapısından faydalanmışlar ve o aygıtı ele geçirmişlerdir. Burada bu kadro hareketlerinin niyeti halis de olabilir. Ancak ortak aklın olmadığı yerde çürüme esastır. Çürümenin yaşanmaması için devleti millet iradesine teslim etmek gerekir. Kadrolar için kaynak millet olacaktır. Hatta ortak akılla alınan hatalı kararlar bile, kadro hareketlerinin alacağı doğru kararlardan daha iyi sonuç verebilir.
İşte başkanlık sistemi ve onu desteklemek konusundaki kararlılığımızın merkezinde bu hayati meşruiyet meselesi yatıyor. Başkanlık sisteminin, koalisyonları önleme, hızlı, verimli ve etkin hareket edebilme, yasama ve yürütmenin net biçimde birbirinden ayrılması gibi birçok artıları bulunsa da, asıl devrimsel sonuç, yürütmenin “doğrudan” halk tarafından seçilmesi olacaktır.Doğrudan halkın seçtiği başkan, sadece halkına ve yine doğrudan halkın seçtiği yasama meclisine karşı sorumlu olacak, böylelikle devletin halk dışında bir güç tarafından ele geçirilmesi, vesayet oluşturulması, darbeler organize etmesi neredeyse imkânsız hale gelecektir.
Faydalar bununla da bitiyor değil. Başkanlık sisteminin ülkede bulunan her toplumsal kesimi siyaset alanına çekme merkezkaç gücü bulunmaktadır. Halkın yönetimde etkin olma gücünün artırılması, siyasetin ülkede yegâne merkez olmasını sağlayacak, katılımcı demokrasiyi güçlendirecek ve şiddete eğilimi azaltacaktır.
Sanırım vesayet odakları için başkanlık sisteminin en rahatsız edici kısmı da bu özelliğidir.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları


















































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
9.05.2019
2.05.2019
24.04.2019
21.04.2019
18.04.2019
16.04.2019
13.04.2019
10.04.2019
3.02.2019
28.03.2019