Markar ESAYAN
Yaşadığımız tüm olayların ekonomi kökenli olduğunu söylememe sanırım gerek yok. Dünyadaki alan paylaşımı, güç mücadelelerinin temeli ekonomik kavganın güdülediği bir durum. Ancak ekonominin de muhtevası birkaç yüzyıldır hızla değişiyor. Reel ekonomi ile finans piyasası arasındaki mücadele sertleşirken, ikisi arasındaki makas da açılıyor.
Yani bildiğiniz, iskemleden çipe kadar mamul üreten üretici kesim ile para satan kesim arasında birbirini tamamlama, ekonominin anlamlı parçaları olma durumu giderek bozularak reel ekonomi aleyhine yıkıcı bir duruma sürükleniyor.
2008 dünya krizi ve bundan sonra sürükleneceğimiz diğerlerinin temel nedeni bu. Gerçek ekonomi ile sanal ekonomi arasındaki çatışma düzeltilmedikçe bu krizler daha da büyüyecek. Sorun sadece adil bir paylaşım sisteminin olması değil, temel sorun gerçekten de piyasanın insan kontrolünün dışına çıkacak şekilde yaratıklaşması.
Burada öne çıkan şey de faiz. Tabii dövizin fiyatı da öyle. Cumhurbaşkanı’nın önceki gün yaptığı konuşmada belirtiği hususlar bunlar.
Tıpkı kültür savaşları gibi, ekonomi savaşlarına tanık oluyoruz. Esasen, Türkiye’nin 2002 yılında topladığı her 100 liralık verginin 86 lirasını faize ödediğini, şimdi faize giden miktarın 11 liraya düştüğünü biliyoruz. Daha önceki 1994 krizlerinde gecelik faizlerin yüzde 7 binlere çıktığını da... IMF’den 500 milyon dolar almak için (serbest bırakılma denirdi buna) nasıl aşağılandığımızı, Cotarelli gibi adamların ülkeye sömürge valisi gibi gidip geldiğini, Kemal Derviş’in nasıl bakan atandığını vs. de iyi bilmekteyiz.
İdris Küçükömer (yerli ve milli bir solcuydu) bu duruma “tarihsel kapan” derdi. Yüksek faiz, değersiz milli para, yüksek ithalat, düşük üretim ve ihracat, borca batmış bir ülke... 1848 Ticaret Anlaşmalarından beri durumumuz budur. Osmanlı’nın çöküşünü de bu zayıflık sağlamıştır.
Türkiye bu durumdan ilk kez AK Parti iktidarında sıyrılmayı başardı ki, Gezi krizini patlattılar. Açık söylüyorum: Cumhurbaşkanı Türkiye’yi bu kapandan çıkarma yönünde irade kullanmasaydı, bugün Nobel ödüllü, 2. ve 3. dünya ülkelerine örnek gösterilen siyasetçi olurdu. Hele Cumhurbaşkanlığı sistemiyle, güçlü polititkaları uygulama kabiliyetine sahip olan bir Türkiye ise asla arzu etmedikleri bir şey. Oturdukları yerde milyonlarca insanın emeğini, hiçbir şey üretmeden sömürebildikleri bir sistem kurmuşlar.
Erdoğan’ın cezalandırılması arzusunu, sadece Türkiye’de kaybettiklerini yerine koyma amacıyla açıklayamayız. Eğer Türkiye ortaya koyduğu bu modelde başarılı olursa, dünyanın diğer ülkelerine de örnek olacak ve bu durum bir domino etkisi yaratabilir. New-York-Londra-Tokyo üçgeni arasına sıkıştırılmış bu ekonomik düzenin yıkılması korkusu var.
Tabii Erdoğan yalnızım demekte. Doğru söylüyor. Çünkü ekonomi alanında eğitim gören çoğu kişi zaten bu ekolü/düzeni kutsal kitap gibi bellemiş ve başka türlü olamayacağına iman etmiş. Damar sertliğine yakalanmamış, bir şeyleri değiştirme enerjisi olan gençleri ise ya sol ile ya da liberalizm ile afyonluyorlar. Sosyalizm ve liberalizm, kapitalizmin iki koltuk değneğinden başka bir şey değil. İnsanları “devrim”, “özgürlük”, “bireysellik”, “hak hukuk” diye avlayıp, hem onların enerjilerini emiyorlar, hem de milli/yerli bir alternatif çıkarsa onların üzerine saldırtıyorlar. Hep de yüce amaçlar için oluyor bu.
Erdoğan’ın yalnızlığı, bu halkın onun ardında dimdik durması konusundaki tereddütünden değil. Erdoğan başka türlü bir dünyanın mümkün olduğuna inanıyor. Ama buna inanmayan bir ekonomi ekolü ve bürokrasiyle boğuşmak oldukça zor.
Ne olacak devrimden vaz mı geçeceğiz? Yok öyle bir şey. Her şey yeniden inşa edilecek.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları


















































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
9.05.2019
2.05.2019
24.04.2019
21.04.2019
18.04.2019
16.04.2019
13.04.2019
10.04.2019
3.02.2019
28.03.2019