Markar ESAYAN
Etyen Mahçupyan’ı Zaman gazetesindeki köşesindeki iki yazısı Hrant Dink cinayeti, davası ve bu davayı sahiplenen- sahiplenmeyenler ekseninde zaten için için ilerleyen bir tartışmayı kamuoyuna mal etti. Kanımca iyi de oldu. Ortada bir sorun veya yara varsa bunun mümkün olduğunca çok insan tarafından bilinmesinde fayda var.
Mahçupyan’ın iki yazısında söylemek istediklerinin ve kanımca çok da anlaşılır biçimde izah ettiklerinin ısrarla anlaşılmak istenmemesi gibi bir durum var. Mahçupyan bu konuda konuşmaya en ehil kişilerden birisi. Hrant Dink’in en yakın arkadaşlarından. Dink’in ölüme sürüklendiği süreci onunla birlikte yaşamış, ölümünün acısını en sarsıcı biçimde hissetmiş, olan bitenlere en yakından şahit olmuş kişilerden.
Birçoğumuzun bu konuda kişisel görüş açıklamaktan uzak durmamızın en önemli nedeni de buydu zaten. Bu yakınlık, spekülasyonlardan uzak durmayı, böylelikle Hrant’a borcumuz olan saygıyı gösterme sabrını da bize yüklemekte çünkü. AGOS ailesinden ve Hrant Dink’e yakın kişilerden birisi olarak benim de benimsediğim ahlaki bir duruş bu. Öldürülen kişinin yakınlığı, değeri, o kişinin tüketilme biçimlerine duyduğumuz tepki ve öfke kadar, aynı yola sapmamayı da ahlaki olarak zorunlu kılıyor. Basılı ve sosyal medyada, militan ve dar bir çevre, AK Parti düşmanlığı ile doğrudan bağlantılı olarak hem Mahçupyan’a, hem de bana sürekli olarak saldırdılar. Hrant Dink cinayeti ve AK Parti düşmanlığı üzerinden, neredeyse bu cinayetin sorumluları gibi gösterecek kadar pespayeleştiler. Hatta bir tanesi Ogün Samast’ın davasının bittiği günde, “Cezası bu kadar az ise, bekle Markar geliyorum” diye mesaj bile attı.
Kendi ideolojisizliklerini, tıpkı Ergenekon avukatlığına soyundukları ölçüde, Dink cinayeti üzerinden saygıdeğer gösterme, konsolide etme gayretiydi bu. Dink cinayetinin skandal bir kararla bitmesi, sanki bu konuda beş yıldır AK Parti’ye en ağır eleştirileri biz yazmamışız gibi, linç güruhunu hortlattı. Ama asıl sorun Dink Davası’nın, Ergenekon süreçlerinin çökertilmesi için kullanıma sokulmuş olmasıydı. Oysa iki süreç birbirine göbeğinden bağlı, bunu görmüyor olabilirler miydi?
Mahçupyan, her iki yazısında, başlıklarda ima ettiği üzere “Hrant’ın arkadaşları” ve “Hrant’ın parazitleri” arasında net bir ayrım yaptı. Cinayetin ilk gününden itibaren davayı sahiplenen, çoğunu tanıdığım, genellikle sol tandanslı küçük bir grup bu konuda ancak teşekkürü hak edecek bir çaba gösterdi çünkü. Mahçupyan da bunu teslim ediyor zaten. Çoğunluğuyla ideolojik olarak aynı yerde durmuyoruz. Bunun da hiç önemli olmaması gerekir. Zaten, eğer tek amacınız bir cinayetin tamamıyla ortaya çıkmasını sağlamaksa, ideolojik farkların ne önemi kalır ki!
Ama bir de “parazitler” sıfatını fazlasıyla hak eden bir dış çevre var. Bir yandan Ergenekon ve darbe süreçlerine “Yiyin birbirinizi” perdesinden bakan, AK Parti takıntılı, solcu görünümlü gerçekte ise Kemalistler bunlar. İdeolojik olarak yitik ve etkisiz oldukları için, Dink cinayeti gibi sembolik davalar, onların kendilerini hiç emek vermeden yeniden üretmelerinin bir fırsatı, o kadar. Böylelikle, bünyenin zayıf düştüğü anlarda üremeye başlayan parazit sıfatını da fazlasıyla hak ediyorlar.
Bu iki grup arasında ayrımı görmek, bu tartışmayı da buna özen göstererek yapmakta fayda var. Bu anlamda, davaya çok emek vermiş, Hrant’ın yakın arkadaşı ve bu cinayetten derin acı çekmiş olan sevgili Ümit Kıvanç’ın geçen gün yazdığı türden yazılar da, zorlama, alaycı ve kendi içinde kaybolmuş ironik halleriyle, Mahçupyan’a çizik atmak isteğinden olsa gerek, bu önemli ayrımı muğlâklaştırıyor; Mahçupyan’ın ima etmediklerini etmiş gibi kabul etmek, aslında iki grup arasında belirsizleşmeye yol açıyor.
Bu gelişmeler üzerine Hrant’ın Arkadaşları’nın kişisel olarak cevap verme veya görüş bildirmeyi reddetmiş olmaları, yukarıda anlattığım ahlaki duruşun bir ifadesi olarak övgüye değer.
Öte yandan, ilk grubun ağırlıklı olarak sosyalist kimlikli arkadaşlarımız oldukları doğru. Bunun Hrant’ın geniş toplumdan kaçırılarak “sosyalist kimliğe” hapsedilmesine yol açtığı savına katılmıyorum. Yani bu davanın Müslümanlar tarafından sahiplenilmemiş olmasının, bu grubun ideolojik altyapıları ve süreçte kullandıkları sol jargonla tayin edici bir ilgisi yok. Cinayetten sonra üstat Cahit Koytak’ın yazdığı “Hepimiz Hrant’ız bence ne demektir” şiiri, cinayetin AK Parti’yi devirmek için işlenmiş olduğu kanaati bile, ne AK Parti’nin, ne de geniş Müslüman çevrelerin bu davayı sahiplenmesine yol açtı. İstisnalar her zaman saygıyı hak eder, ama böyle bir talep varmışçasına, bu talebi bir avuç insanın önlemiş olduğu fikri de gerçekçi değil. Dava tüm adaletsizliğiyle işte orada, isteyenler buyursun sahiplensin.
Bu tartışmanın, Hrant’a borçlu olduğumuz saygı ve davanın takibi konusundaki titizlikte faydalı olmasını temenni ediyorum.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları


















































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
9.05.2019
2.05.2019
24.04.2019
21.04.2019
18.04.2019
16.04.2019
13.04.2019
10.04.2019
3.02.2019
28.03.2019