Markar ESAYAN
Çocukluğumun geçtiği mahallem hâlâ hatıramda güçlü bir şekilde varlığını korur. Osmanbey’deki bu sokak şimdi tekstil toptancılarının merkezine dönüştü. Bozulmadan kalan sadece üst sokaktaki sinagog oldu. O zamanlar mahalle kültürü hâlâ canlıydı. Sokak, evimizin organik bir parçası, devamıydı adeta. Komşularımızla aynı evde yaşıyor gibiydik. Alt komşumuzun çocuğuyla oynarken sızar kalır, bazen orada açardım gözlerimi. Bizler anonim büyük bir ailenin çocukları gibi, bu büyük aile tarafından büyütülürdük. Bir çocuğun asla dile getiremediği, ama en çok ihtiyaç hissettiği güven ve sevgi açlığının giderilmesi bakımından oldukça önemlidir büyük aile. Böylelikle sağlıklı, sosyal ve kendine güvenli birisi olarak büyüyebilirsin, fark etmeden.
Tabii her şey tozpembe değildi. Ne zaman olmuş ki?
Küçükken doğduğum ve büyüdüğüm mahallemde bir misket kulübümüz vardı. Aslında bu kendi çapında bir şirketti. Dört veya beş kişilik takımımız, sokağın diğer misket takımlarına karşı gece yarılarına kadar amansız bir mücadele verir ve misket bankamızın sermayesini arttırmaya çalışırdık. Çok da esaslı bir takımdı doğrusu. Sokağın kaynaklarını kuruttuktan sonra, büyüme kararı almış ve diğer sokak ve mahallelere açılmaya başlamıştık. Önlenemez yükselişimiz göz kamaştırıcıydı...
Misketler ise bana emanet edilmişti. Yediemin görevinin bana verilmiş olmasının yaşattığı gurur büyüktü. Hem takımın iyi oyuncularından olmak, hem de misket durumumuz hakkında verdiğim haftalık raporlar esnasında üzerimde toplanan stresli ama saygın dikkat beni çok mutlu etmekteydi. Odamın her yeri sayılmış ve ağzı sıkıca kapatılmış misket torbalarıyla doluydu.
Bir gün takım liderimiz olan arkadaş –ismini hafızam silmiş– yanıma yaklaştı ve “Seni takımda istemiyoruz artık, payını ayır, geri kalanını bize ver” türünden bir şeyler söyledi. Nutkum tutulmuştu. Mahallede havanın sertleştiğini fark etmiştim. Bunu, arkamdan çoğalan “gâvur ve piç” sataşmalarından anlıyordum. Bu hep böyle olurdu. O “gâvur ve piç” lafı birdenbire ortaya çıkar, çoğalır, sonra birdenbire başladığı gibi birden biter ve her şey normale dönerdi. Ben de –biz de– bunlar hiç yaşanmamış gibi o arkadaşlarla oynamaya, yakın arkadaş olmaya, birlikte karşı mahalleye baskın yapmaya, harçlıklarımızı paylaşmaya devam ederdik.
Gâvur ve piç... Bunların ne anlama geldiğini bilmiyordum. Ama bir şeyler değiştiği anda o sözler ortaya çıkıyordu işte. Ben nedenini bilmediğime göre, bu lafları bana sarf eden yaşıtlarımın da bilmesi mümkün değildi. Belli ki evlerde konuşulanlar da değişmekteydi. Asala, Ermeni şu bu derken, sokak aniden sertleşiyordu. Dünyanın hükümdarı olarak gördüğüm babamın akşam eve geldiğinde yüzüne ölü bir güvercin gibi yapışmış çaresizlik ve isyan ifadesi, annemle bizden uzakta ne konuştuklarını duymasam bile, duymuş olmam halinde ne hissedeceksem onu hissetmeme yetiyordu...
Geçen pazar Taksim’de yapılan Hocalı mitinginde ortaya çıkan o linç havası, o nefret ve tezahür eden o kesici dışlama ruhuna bakar ve “Hepiniz Ermenisiniz, hepiniz piçsiniz” ve diğer türlü sinkaflı sözleri düşünürken, o günlerde yaşadığım klostrofobik hisler adeta sökün etti. Sanırım yalnız değilim bu konuda. Dün sabah gazeteyi arayan Ermeni bir Türkiye vatandaşı olan Silva Hanım, keder ve isyan karışımı bir ses tonuyla, birçok Ermeni adına aradığını, Taksim’de yaşanan o günden sonra içlerinde bir şeylerin kırıldığını ve çok üzgün olduklarını söylüyorlardı. Bu ülke hiç değişmeyecek miydi? Ermeni nefreti bitmeyecek miydi? Hadi, böyle ırkçılar her yerde olabilir, böyle densizlikler her yerde yapılabilirdi ama, zaten günler öncesinden billboard’ları, gazeteleri süsleyen dilin onlardan ne farkı vardı? Davetiyenin kimi çağırdığı belli değil miydi? İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin’in, pankartlardaki dil ile örtüşen feci konuşmasının, Başbakan’ın gruptaki değinmesinde kullandığı “muğlâk” ve “münferit” kelimelerinin ima ettiği dışlama, eminim sadece Ermeni olanlarda değil, sayısız insanda da klostrofobik bir etki yaratıyordu. Başbakan ağzına Ermeni lafını alamıyordu. Azınlık çalıştayı dışında, yaptığı birlik ve beraberlik konuşmalarında Türkü, Kürdü, Alevisi, Lazı, Çerkesi... diye başlayan matbu gruba hiç dahil olamıyor, ama yeri geldiğinde “Afedersiniz Rum, Ermeni, Yahudi” olarak telaffuz edilebiliyorduk. Açıkça, “Hocalı’daki zulmü anmaya tamam, ama bu ülkenin saygın bir parçası olan Ermeni vatandaşlarımızın rencide edilmesini kabullenemem” türünden bir söz edemiyordu. Genel ifadelerle sözü yuvarlayarak geçiştiriyordu.
Bu kâbus, bu kâbusun sahiplenişi, Ermeni’yi aşan anlamlarıyla, asıl bu ülke için büyük bir tehlike. Ermeniler, doğdukları, büyüdükleri, memleket belledikleri bu ülkede elli bin kişi kaldı. Birazcık sabır gösterilmesi ve fırsat verilmesi halinde 20-30 sene içinde zaten kendiliğinden Ermeni kalmayacak bu ülkede. En hoşgörüsüz insanlar bile, misafirlerini kapıya kadar geçirir, hürmeti çok görmez, güler yüzle yolcularlar giderken onları.
Peki, nerede o dillere destan Anadolu misafirperverliği?
Yazarlar
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları






















































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
9.05.2019
2.05.2019
24.04.2019
21.04.2019
18.04.2019
16.04.2019
13.04.2019
10.04.2019
3.02.2019
28.03.2019