Markar ESAYAN
Siyasette ne zaman kadın konusu gündeme gelse kulaklarımı diker, dikkat kesilir, beynimdeki eleklerin gözeneklerini daraltırım. Kadın meselesi çok kritiktir, kökü onbinlerce yıl öncesine giden tuzaklarla doludur.
Çünkü ilk işgal edilen topraklar kadınlardır.
Hedef ve işgal nesnesi kadınların bedenleri gözükür ama, kadının öncelikle erkeğin algısında erkeğin antitezi olması, kadının hayatı kavrama biçimi, erkekleri her zaman en çok korkutan öncelikli tehdit olmuştur. Erkeğin MGK’sının değişmez maddesidir kadın.
Erkek, lineer düşünür, kadın ise helezonik. Lineer demek, geçtiğin nokta ile bir daha hiç karşılaşmamak, haliyle, vurup kırdığınla yüzleşme ihtimalini baştan yok saymaktır. Erkek, ortalama yedi saniyelik cinselliği ile ölümü her zaman ensesinde hisseder. Ereksiyon halinde yaşamak yorucudur; kifayetsizdir ve imkânsızdır da. Varlığını bu lineerliğe bağlamış olması onu her zaman korku içinde, haliyle de öfkeli tutacaktır. Erkek aslında kadından çok korkar ve bu yüzden ona karşı öfkelidir. Öfkesinin ansızın ortaya çıkması için bir kadının herhangi bir “suç” işlemesi gerekmez. O kadına baktığında yaşamı, kendisinde ise ölümü görür. Kaba kuvveti ile binlerce yıldır bunu değiştirmeye çalışmıştır ama, oyunu baştan yanlış kurduğu için hep yenilmektedir. Erkek hayatı paylaşmak yerine, kadını işgal etmeyi seçmiştir. Bu nedenle her türlü mücadelesini de düşmanını kadınlaştırarak verir. Madun halkların toplumsal cinsiyeti dişidir. Kolonyaller erkek, koloniler dişidir. Mesela Türkiye’de azınlıklar, Kürtler dişi, millet-i hâkime erkektir.
Değişim dönemlerinde kadın cinayetleri artar.
Başbakan Erdoğan tarafından başlatılan kürtaj konusu, Uludere ile bu anlamda boşuna mukayese edilmiyor. Başbakan’ın bence iktidar süresince en çok sıkıştığı konu olan Uludere katliamında bir nebze soluk alabilmek için kadın ve kürtajı seçmesi, bence ciddi anlamda analiz edilmeli. Bu çaresizliğin bir göstergesi ve iktidarın panik halidir. Kürt açılımı gibi zor bir mücadeleye “Analar ağlamasın” mottosuyla girmesi ne kadar psikolojik bir hazırlığı ima ediyorsa, açılımın iflasını ima eden Uludere katliamına yönelik vicdanları bastırma operasyonunu yine kadın üzerinden başlatması da o kadar sembolik.
Çünkü bizim erkek aklı böyle çalışıyor. Barış için cesaret gerektiğinde önce kadınla barışmamız gerektiğini içten içe biliriz. Bu doğru, ahlaki bir başlangıçtır. Barış için totaliter paradigmadan ve ölüm korkusundan ölüm korkusu öldürme ihtiyacını besler çünkü kurtulmanız gerekir. Analar ağlamasın demek, yaşam olsun demektir. Kürtaj cinayettir demek ise, ölüm olmasın... İlki rasyonel, ikincisi bilinçli kurulmuş karşılığı olmayan bir önermedir.
Başbakan barışa cesaret ettiğinde doğru bir önerme kurar ve kadınsılaşırken, savaş durumuna geçtiğinde erkeksileşerek kadını hedef alıyor. Kürtaj burada teferruat. Erdoğan bilinçaltında Uludere hassasiyetini toplum vicdanından aldırmak istiyor aslında. Uludere hassasiyetinin kendi tabanını sarstığını, yanlış pozisyon aldığını, kendini kurduğu İslam dini bağlamında inancı ile çeliştiğinin de farkında. Bu da kadın meselesinden sonra ikinci husus. Uludere’de ölen 34 Kürt Müslüman için tabanında yaşanan vicdan sorgulamasını alıp, onun yerine yine din ve vicdan alanına giren kürtaj meselesini yerleştirmek istiyor. El çabukluğu ile kartları değiştiren bir sihirbaz gibi, yüreklerdeki vicdanın öznesini, doğmuş ve öldürülmüş olanlardan, doğmamış olanların öldürülme ihtimali ile değiştirmeye yelteniyor.
Böylelikle bir gerçekten bir olasılığa, yani aslında hiçe geçmiş olabileceğiz. Kürtaj, çok özel bir konudur ve derin bir yaradır. Belki de, “Evet Uludere’de 34 vatandaşımız öldü ve çok üzgünüm ama, çoğumuz bunu kendi hayatında yapmadı mı? Hangimiz aldırdığı çocuğunu günlerce konuştu? Konuyu unutup hayata devam etmedik mi?” diyerek vicdani bir tutulma alanı yaratmak istiyor, özellikle Müslümanlarda.
Başbakan bunları bilinçli yapmıyor tabii. Benim anlattığım derinlikte düşünülmüş bir taktik değil en azından. Ama vicdan kesintisiz bir üzerine düşünme halidir. Malzeme orada sürekli birikir. Siz onları bilinçli ve bilinçsiz tasnif eder kategorilere ayırırsınız. Gösterdiğinizin dışında, bilgisayarlar gibi bir ara yüzünüz vardır ve orada aslında her şey ortalıktadır. Bunu nasıl yaptığınız ise sizi belirler.
Kürtaj Türkiye’nin gerçek bir meselesi değil. Kürtaj öyle hassas bir konu ki, bir kadının bile başka bir kadına şöyle yap demeye, kimsenin kadın bedeni üzerinde tasarruf kurmaya hakkı olamaz. Türkiye bu konuda Batı’dan daha ileride bence. Kişinin vicdanına, hayatın akışına bırakmış. Tabii ki her şeyde olduğu gibi bu alanda da kişi sağlığı, yine kadının hakkını ve sağlığını korumakta devletin sorumluluğu olmalı. Ama devlet kürtaj hakkında karar veremez. Kadının kendisinden başka bu konuda kimse karar veremez. Zor bir konudur, ama veremez.
Ama aslında kürtajı konuşmuyorduk değil mi?
Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
- Operasyon çökünce...
9.05.2019 - Kızgın demiri soğutma yöntemleri...
2.05.2019 - Müzik ve terör örgütü listelerinin benzerlikleri...
24.04.2019 - Taşın altına elini yine Erdoğan koydu...
21.04.2019 - Millet İttifakı neye kuluçka oldu?
18.04.2019 - Organize kötülüğün peşini bırakmayacağız...
16.04.2019 - CHP'nin 2019 resmi
13.04.2019 - Mazbata fetişizmi neye delalet?
10.04.2019 - 31 Mart’ta Türkiye neyi başardı?
3.02.2019 - Bu seçimin adaletsizliği…
28.03.2019
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları



















































Ad Soyad Giriniz...
Hranti oldureceksin, sonra da onu kendi politik ajendanin bir payandasi haline getireceksin! Ey derin devlet! Eskiden sadece korku saliyordun, simdi artik zekanla da isildiyorsun! Turk dusmani dedigin ermeninden sen nasil bir halkla iliskiler calismasi cikardin oyle? Helal olsun!