Markar ESAYAN
Öncelikle, ölen her gencin toplumu çok sarstığını ihmal etmeden, bu ölümlerin buna denk gelmeyen bir fonksiyona sahip olduğunu söyleyerek söze girmek istiyorum. 1993 Bingöl katliamını milat alırsak, 33 askerimiz dâhil, bugüne kadar yaşanan onbinlerce ölümün toplumu çok üzdüğü, ama bu üzüntünün örgüt ve özellikle eski devlette aynı anlama denk gelmediği ortaya çıkar. Acı ama gerçek, 1993, yani barışa en çok yaklaşıldığı andan itibaren bu çocuklar “nedensiz yere” ölüyorlar.
Çünkü dengesini bulmuş bir savaş vardı ve bu savaşın tartısı, dökülen kanla orantıya geliyordu. Çoğu baskında, PKK’nın daha fazla kayıp vermesinin de mantıksız bir tarafı yok. PKK sadece öldürdükçe değil, hatta daha çok öldükçe güçlenen bir örgüt. Bir sivil toplum kuruluşundan değil, kendi içinde de binlerce infaz yapan, buna rağmen tabanında kritik oranda meşruiyet kaybına uğramamış bir yapıdan bahsediyoruz. En iyi bildiği şeyi yapıyordu, yapmaya da devam edecek. Bunun karşılığının olduğunu hep gördü çünkü. Öldürdükçe ve öldükçe, sorunun kaynağı olan zorba devlet JİTEM örgütü hâline geldi. Bu ise tabanda öfkeyi arttırdı, gerilla sayısı da buna orantılı olarak sürekli tahkim oldu. Hâsılı, PKK’nın davranışlarında taktik arayabilirsiniz, ama siyaset aramak beyhude. Şiddet siyaseti dışlar çünkü.
Ölümlerin sistemdeki fonksiyonu kısaca bu.
Bu nedenle, açıkçası Avni Özgürel’in Karayılan röportajı beni heyecanlandırmamıştı. Leyla Zana’nın açıklamalarından ise daha büyük heyecan duydum. Çünkü örgütü değil, siyaseti önemsiyorum. Örgütü ve savaşı anlamsız kılacak paradigma değişikliği beni ilgilendiriyor.
Tam da bu nedenle, Karayılan’ın “Silvan benim emrimle olmadı, barış olacağı anda bu saldırı her şeyi mahvetti” gibi sözleri çelişkili değil. Asıl çelişki, Türkiye’nin hâlâ PKK’nın yapısını anlamamış olması. Birbirine tezatmış gibi duran Karayılan ve Bahoz Erdal’ın açıklamaları bence bir tezadı değil, örgütün farklı farklı yüzlerini ifade ediyor. Bir azada farklı organlar gibi. Öcalan da Bingöl’ü anlayamadığını söylüyordu. Ne oldu? 1993’ten beri buna benzer bir sürü sözüm ona kuşkulu eylem yapıldı. Örgüt toz kondurmadığı Öcalan’ın fişini “sözüm ona” Silvan’da çekti. Benim analizim yanlışsa, Öcalan’ın adının hiç anılmaması, Karayılan’ın da şu an enterne edilmiş olması gerek. Ama hiç zannetmiyorum; PKK tam da böyle bir yapı.
Örgütle tabii müzakereler sürmeli. Bu müzakerelerin ardında sadece AK Parti değil, Meclis olmalı. Bu savaş uzatmaları oynuyor. Bitmiş bir savaş bu. Bunu PKK da, Türkiye de biliyor. Sorun bu sürecin ne kadar kısa tutulacağı. Çünkü gençler ölmeye devam ediyor. Ölümlerin örgütte ve devlette bir karşılığının olmayacağı hâle gelinmeli. Bu nasıl olacak? Kafayı yormamız gereken bu.
Şu kadar net söyleyeyim: Uludere faciası ve sonraki devletin akıl almaz gayrı insani tutumu ölümleri işlevsel kılıyor. Uludere faciası ve Pozantı skandalından sonra örgüte katılımlar arttı. Tersinde ise duraklama yaşanıyor. Bu kadar doğrudan bir ilişki var. Seçmeli Kürtçe dersiyle Kürtçe eğitimin önünün açılması ve Kürt vatandaşların karşılanan her bir talebi ise örgütün savaşma meşruiyetini azaltıyor, Zana ekolüne güç enjekte ediyor. Bir anlamda PKK sorunu ve Kürt halkının haklı talepleri arasındaki organik bağ kesiliyor. “PKK ve Kürt halkının sorunları farklı şeylerdir” söyleminin altını bu şekilde doldurmadıkça, temenniler bizi gerçeklerden sadece uzaklaştırır.
Savaşta ilk insanlık ve ahlak ölür. Bu topraklarda çok uzun bir zamandır savaş var. Türkler ve Kürtler samimiyet ve ahlaklarını sorgulamalı. Ben Leyla Zana’nın çıkışında bu ahlaka daveti görüyorum. Zana sözleriyle Kürtleri ve PKK’yı 2012’ye davet etti. Bunun devlette mutlaka bir karşılığı olmalı. Paradigma değişimi ancak bu şekilde olabilir. Kurnazlık ve alicengiz oyunlarıyla, ancak Uludere ve Dağlıca’ya ulaşırız.
Ermenilerin Kürtler benzeri hak talepleri 1915’te toplu imha ile son bulmuştu. Kürtler “Bu ülkeyi birlikte kurduk (kurucu, asli unsur), sonra bize verilen sözler tutulmadı” söyleminin ahlakını sorguluyor mu? Bu bir suç ikrarı aslında. Bahsettiğim 1915 ve Ermeniler ile ilgili bir şey değil. Bu savaşı sürdüren kurucu ahlaksızlıktaki ortaklık.Şiddetle bağ bir türlü kopmuyor. Müzakereye, uzlaşıya, paylaşmaya değil, şiddet uygulayarak sorunun öznesini ortadan kaldırmaya dair bir adanmışlıktan bahsediyorum. Paradigma değişikliğinden kastım bu.
Kürtler devlete güvenmemekte haklılar. Ama güvensizliğin ahlakını sorgulamıyor, paylaşıyorlar. BDP’nin devletteki değişimi fırsat değil, risk olarak görmesinin nedeni de buydu.Kanımca Leyla Zana son çıkışını yapmasaydı, Selahattin Demirtaş PKK’ya silah bırak çağrısını yap(a)mayacaktı. Zana, ortaya farklı ve reddedilemeyecek kadar güçlü bir ölçü koydu çünkü.
Demirtaş gibi, Başbakan Erdoğan ve CHP lideri Kılıçdaroğlu’nun saldırı sonrası söylemi de olumlu. Ama artık hükümet ve Meclis çok daha hızlı hareket etmeli, kurnazlıklardan, siyasi ürkekliklerden vazgeçilmeli.
Karayılan’ın sözleri üzerinden Dağlıca saldırısını uzun uzun analiz edebilirdim. Ama artık bana bu ölenlere saygısızlıkmış gibi geliyor.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
























































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
9.05.2019
2.05.2019
24.04.2019
21.04.2019
18.04.2019
16.04.2019
13.04.2019
10.04.2019
3.02.2019
28.03.2019