Mehmet BARANSU
İsmail Hakkı Karadayı. 28 Şubat’ın kudretli Genelkurmay başkanı. Postmodern darbenin en önemli organizatörü. Nüfus kütüğüne göre Çankırılı. Aslen ise katliamın yaşandığı bir bölgenin insanı.
Karadayı’nın ifade vermek üzere Ankara’ya götürüldüğü gün bu köşede satır arasında bu bilgiyi yazdım. Karadayı, kamuoyunda Çankırılı olarak bilinse de aslında 1930 Dersim Pülümür katliamı sürgünüydü. Yani o bir Dersim Alevi’siydi.
Bu gerçeği yıllarca silah arkadaşları dâhil kamuoyundan özenle sakladı. Tıpkı 28 Şubat öncesi kimliğini saklaması gibi.
Karadayı’yla ilgili bu yazının ardından birileri kimlik siyaseti yaptığımı iddia edecektir. Bu tür iddiaları çok da dikkate almadığımı hemen belirteyim. Bu ülkede Genelkurmay başkanlığı koltuğuna oturmuş bir kişinin, yıllarca kimliği dâhil siyasi görüşlerini neden sakladığının çok daha önemli olduğunu düşünürüm.
Karadayı gerçeğini yazmamın ardından Dersimli öğretmen-gazeteci Mehmet Yürek’ten önce telefon sonra da mail aldım. Yürek, Karadayı’nın Dersimli olduğu gerçeğini kendisinin de bildiğini söyleyip başından geçen bir anısını benimle paylaştı.
Sözü önce Yürek’e bırakıyorum: “İsmail Hakkı Karadayı, M. Kemal’in bilgi, emir ve direktifleriyle Kazım Orbay kumandasında gerçekleştirilen 1930 Dersim-Pülümür tedip ve tenkilinin (katliam)sürgünü bir ailenin çocuğudur. Sürgün yeri Çankırı ilidir.
Karadayı ailesinin kendilerini ve çocuklarını koruma refleksiyle Sünni mezhebinin vecibelerini ve gereklerini yerine getirdikleri doğrudur. Bu durum tamamıyla takiyyedir.
Bu bilgiyi emekli Cumhuriyet Savcısı- yazar (Türk Pen Kulübü Yöneticisi ve Cumhuriyet gazetesi yazarlarından) İsmet Kemal Karadayı vasıtasıyla öğrendim. İsmet Abi, 12 Eylül öncesi İstanbul Şile’de birlikte çalıştığımız, samimi bir hemşerim ve dostumdu. O, savcı, ben öğretmendim.
Şile’den Kadıköy C. Başsavcı Yardımcılığı’na atandı. Bir öğle üzeri Kadıköy’deki makamında kendisini ziyaret ettim. Makamına girdiğimde ayaktaydı ve elinde de şemsiyesi vardı. ‘Hayrola abi, çıkıyorsun galiba. Ben ziyareti başka bir güne erteleyeyim’ dedim. O da ‘Telefon edince seni bekledim, Hadi beraber gidiyoruz’ dedi. ‘Nereye’ dedim. ‘Asker karavanası yemeye’ dedi.
‘Olmaz abi, askere (rütbelilere) ne kadar soğuk olduğumu biliyorsun, askerlik dahi yapmamış bu adamı asker karavanasına götürüyorsun. Paran yoksa ben burada sana öğle yemeği yedirebilirim’ dedim. O da tekrar bana dönüp ‘Gevezelik etme, düş önüme. Askerler jeeple kapıda bizi bekliyor’ dedi ve kolumdan tutarak beni yürüttü. Kapıdan çıkarken bana ‘Bu öyle, böyle askerlerden değil, bizim can bir hemşerimiz. Ama gidip dönünceye kadar bu konuda tek bir kelime etmeyeceksin. Dönüşte ben burada sana her şeyi anlatırım’ dedi.
Anlaştık ve bir teğmen ile şoförlük yapan bir erin topuk selamıyla askerî jeepin arka koltuklarına kurulduk. Tuzla tarafında bir askerî birliğe gittik. Komutan odasına girdik. Masa üzerindeki isimlikte İsmail Hakkı Karadayı yazıyordu. Bunu görünce kaş gözle İsmet abiye işaret ettim. Alttan ayağıyla bana dürterek sus işareti yaptı. Sonra beraber yemek yedik ve tekrar Kadıköy’e döndük.
Adliyeye gelince İsmet abi anlatmaya başladı. ‘Ben 1975’te Bilecik savcısı iken TÖB-DER tarafından yılın hukukçusu seçilmiştim. İsmail Hakkı Karadayı bunu basından öğreniyor. Beni buldu. Meğer benim 1926 Pülümür tedibinde öldürülüp toplu gömüldüğünü sandığımız, ama öyle olmayıp Çankırı’ya sürülen amcamın oğluymuş. Bunun kesinlikle gizli kalması gerektiğini, aksi halde askerlik hayatının biteceğini, zaten ailenin kendisini korumak için ramazan orucu tutup namaz kıldıklarını anlattı.’
Sevgili Baransu kardeşim. Köşende yazdığın bilgi doğru. İsmail Hakkı Karadayı, köken olarak bir Dersim Alevisidir. Kemalist ittihat terakki rejimi, Dersim’de yalnız fiziki soykırım yapmadı. Kalanları da din, dil, kültürel soykırıma tabi tutarak, kimliksizleştirdi. Kişiliksizleştirerek cellatlarının aşıkları olarak düzene entegre etti.”
Yürek’in mektubu böyle.
28 Şubat bu ülkenin muhafazakâr ve dindar kesime adeta “terör” estirmişti. Faillerin en tepesindeki isim de yıllarca kendi kimliğini ve siyasi görüşünü toplumdan saklayan Karadayı’dan başkası değildi.
Özal döneminde “namaz” kıldı. Bazı generallerin seccadesini yere serdi. ANAP, kendisini muhafazakâr zannedip, “Suyun öteki yakasından ilk kez dindar bir Genelkurmay başkanı geliyor”hatasına düştü. Özal, Karadayı’nın Genelkurmay başkanlığı engellenir diye darbe yanlısı Doğu Aktulga ekibini emekliye sevketmedi.
Aynı zamanda Encümeni Daniş üyesi olan Karadayı, Genelkurmay başkanı olunca da gerçek yüzünü tüm topluma gösterdi. 28 Şubat sürecinde medyanın ortaya attığı “takiyye” yalanının da mimarıydı. İddiaya göre “cemaatler, dindarlar” devlet içine sızmak için takiyye yapıyor ve kendilerini gizliyorlardı. Medya bunu günlerce manşet yaptı.
Ancak bugün ortaya çıkıyor ki bu ülkede yüz yıllardır takiyye yapanlar dindarlar değil, başkaları.
Sanırım bu yazıyı neden yazdığımı anlatabildim.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları



















































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
29.01.2016
5.02.2016
28.12.2015
15.12.2015
9.02.2015
30.11.2015
23.11.2015
16.11.2015
9.01.2015
26.10.2015