Mehmet TEZKAN
Bugün söze sondan başlayalım. Sorun, Merkez Bankası Başkanı'nı atmakla, Hazine ve Maliye Bakanı'nın "affını (!)" kabul etmekle çözülmüyor.
Sorun derin.
Sorun tek adam yönetimi. (Tek adam yönetimi denilince iktidar yanlılarının tüyleri diken diken oluyor. Ama gerçek bu. Erdoğan yürütmenin yegane temsilcisi benim demedi mi? MHP lideri Devlet Bahçeli'nin isim babalığı yaptığı Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi tek kişilik yönetimi öngörmüyor mu? Bahçeli Anayasa Mahkemesi'ni bile tek adama bağlamayı önermedi mi?)
Son durum şu:
Merkez Bankası Başkanı değişti, aileden olan Hazine ve Maliye Bakanı istifa etti; Türk Lirası değer kazandı. Hazine ve Maliye'ye yeni bakan atandı, Türk Lirası değer kaybetti.
Acayip bir durum değil mi?
Değil..
Batı ülkelerinde olsa ekonomistler kafayı yer. Bizde normal karşılanıyor.
Çünkü, iki kurumun başına gelen kişilerin yeterli olmadığı ikisinin de partili olduğu, Saray'dan aldıkları direktiflerle kurumlarını yöneteceklerini piyasa biliyor.
Yeni Merkez Bankası Bakanı göreve başladığı gün "Bakacağız, göreceğiz gerekeni yapacağız" dedi. Ne yapacak?
Kısaca, günü geldiğinde Saray'a soracağım, demek istedi.
Ne yaparsa yapsın ekonomi artık dikiş tutmaz.
Dolarızasyonun önüne geçse bile uzun vadeli olmaz; geçici çözüm olur. Türkiye'nin sorunu yapısal, rejimle alakalı.
Türkiye kırıldı, o kırığı onarmak gerek, başka çare yok.
Türkiye'nin kırılma noktası, Bahçeli'nin "Cumhurbaşkanı Anayasa'ya uymuyorsa, biz Anayasa'yı Cumhurbaşkanı'na uyduralım" dediği gün değil.
Türkiye'nin kırılma noktası, Anayasa değişikliğinin mühürsüz oyların (yaklaşık iki milyon) geçerli sayılarak kabul edildiği gün de değil.
Türkiye'nin kırılma noktası, Bahçeli'nin bu iş böyle yürümüyor diyerek yeni rejimin uygulamasını öne çekerek baskın seçimin yolunu açtığı gün de değil.
Peki ne?..
2016 yılının Mayıs ayında Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın Başbakan Ahmet Davutoğlu'nu Saray'ına çağırıp "Seni attım, artık Başbakan da AKP Genel Başkanı da değilsin" dediği gündür.
Davutoğlu'nun da bunu paşa paşa kabul ettiği gündür.
Tek adam o gün gücünü kurda kuşa gösterdi. "Cumhurbaşkanı oldum, Anayasa'ya göre partisizim, tarafsızım ama ipler benim elimde, kurduğum partimin patronu hâlâ benim" dedi.
Daha da ötesi devlet benim dedi.
AKP delegeleri Cumhurbaşkanı'nın bu isteğini oy birliğiyle onayladı. 1411 delege oy kullandı, Cumhurbaşkanı'nın Davutoğlu'nun yerine aday gösterdiği Binali Yıldırım 1408 oy aldı. 6 oy geçersiz sayıldı.
Türkiye'nin kırıma noktası o gündür.
(Küçük bir not: Aynı delegeler Davutoğlu'nu da bu şekilde seçmişti. O da 1388 oyun 1382'sini almıştı. Yine 6 oy geçersiz sayılmıştı.)
Gerisi çorap söküğü gibi geldi. Cumhurbaşkanı bir işaretle seçilmiş başbakanı bile görevden atabiliyorsa bizi uçurur diyen…
Bürokratlar sindi.
Büyükelçiler sustu.
İş adamları havlu attı.
Medya (büyük çoğunluğu) teslim bayrağı çekti.
2016 yılında başbakanın atılmasını eleştirmeyen, hatta Cumhurbaşkanı'nın bu işi tereyağından kıl çeker gibi yaptığını söyleyen medya bugün bir bakanın istifa haberini bile yazamaz, konuşamaz hâle geldi.
Kırılma noktası Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Başbakan Davutoğlu'nu attığı gündür. O gün Türkiye sakindi.
Enflasyon 8.5, dolar 3 lira, Euro 3.3 liraydı.
Bugün?
Doların, Euro'nun kaç lira olduğu bile belli değil.
Ama hâlâ kurumlar (onlara kurum denilirse tabi) rakamlarla oynayarak pembe tablo çizmeye çalışıyor. TÜİK işsizlik rakamlarını açıkladı. Geçen yılın Ağustos ayına göre işsiz sayısı 456 bin azalmış. Ama çalışan sayısı da 975 bin azalmış.
Cumhurbaşkanı, 10 Kasım konuşmasında işsiz sayısının azaldığını söyledi. Söyledi de TÜİK Başkanı'nı çağırıp "Hem işsiz hem çalışan sayısı aynı anda nasıl oluyor da azalıyor, şunu bana izah et" demedi mi?
Ne oldu bu insanlara. Öldüler mi? Ülkeyi mi terk ettiler?
TÜİK Başkanı Cumhurbaşkanı'nın önüne gerçekleri koysa, biliyor ki gece yarısı görevden alınacak.
Merkez Bankası Başkanı'nın başına geldiği gibi...
Sahi...
Hazine ve Maliye Bakanı çok başarılı bulunurken neden istifa etti?
Faizi istenilen düzeye indiren Merkez Bankası Başkanı gece yarısı neden kovuldu?
Kabile veya çadır devleti değilsek bu sorulara yanıt verilmesi gerekir deyip noktayı koyalım.
Noktayı koyalım da sorunun adını da koyalım:
Sorun; Erdoğan'ın devlet benim demesidir.
Yazarlar
-
Mehmet Ali ALÇINKAYABarış, Demokratik Toplum ve Demokratik Sosyalizmin İnşası.. 31.08.2025 Tüm Yazıları
-
Umur TALUBir uğraktır sevgili… Bir durak olsa bile! 30.08.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEÇözüm Süreci’nin künhüne vakıf kaç kişi var? 30.08.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan çok beğenmiştir… 30.08.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasLiderleri neden ‘insan üstü’ gibi görüyoruz 30.08.2025 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİPlazma Toplumu: Bir sinyal okyanusunda yüzen balıklar gibiyiz 30.08.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalKızışan Ortadoğu ve Amerikan sağında ihtilaflar 30.08.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRAktaş serbest, Özer niye tutuklu? İşte skandalın kanıtı 3 rapor 30.08.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSurvivor entelektüel! 30.08.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞSıfır oranlı gelir vergisi neden uygulanmıyor? 29.08.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANSiyaset kulislerinde konuşulan baskın seçim senaryosu… 29.08.2025 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYATürk futbolunun acı gerçeği: Kendimiz çalıp kendimiz oynuyoruz 29.08.2025 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunBarışın kaçınılmazlığı… 29.08.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİTasarruf edilecek makam aracı bulunamamış mı yani? 29.08.2025 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuAnkara neden huzursuz? 29.08.2025 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRCezaevinden yükselen çığlık: Yaşamak istiyorum! 29.08.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENBüyük hesaplaşmaya doğru 29.08.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZKomisyon yol temizliği için harekete geçmeli 29.08.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERDemokratların çilesi 29.08.2025 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİR"KILIÇ KININDAN ÇIKARSA!" 28.08.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANBasın Tarihi: Baba Evi’nde Yarenlik… 28.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gökçer TahincioğluGerçekten “adrese teslim” kadro ilanı, memurken başka yerde okuma rahatlığı ve yandaş medyanın “ezbe 28.08.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktanİslam ülkelerinin liderleri de acaba bir gün utanır mı? 27.08.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciTefeci faizi gerçek ama nedeni ne? 27.08.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞ“Ortaklaşmacı demokrasi” örnekleri: İtalya-Güney Tirol Özerk Bölgesi 27.08.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur Akgünİsrail hedefine ulaşırken… 27.08.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNHepimize Yetecek Evrensel Bir Utanç 27.08.2025 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanKKM kasıtlı bir uygulamaydı, kastı da zengine servet transfer etmekti 27.08.2025 Tüm Yazıları
-
Doğu ErgilTürkiye neden çürüyor ve çürüme neden durdurulamıyor? 27.08.2025 Tüm Yazıları
Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
18.08.2025
3.08.2025
7.07.2025
13.01.2025
6.01.2025
27.02.2023
14.06.2022
23.05.2022
7.03.2022
7.02.2022