Mesut YEĞEN
Türkiye’nin Cerablus’a müdahale ederek Rojava ya da Kuzey Suriye meselesine ‘daha doğrudan’ bir biçimde dahil olması çoktandır ortaya çıkmış olan bir durumu iyice belirginleştirdi: Türkiye’nin Kürd Meselesi’yle Rojava meselesi artık geri çevrilmesi güç bir biçimde iç içe. Bu durumun esas sebebi tabii ki her iki sahada birden statükoyu zorlayan aktörün aynı aktör, PKK olması. Bu iç içe geçmişlik hali yine çoktandır dile getirilen bir önermeyi teyit ediyor: Türkiye’nin Kürd Meselesi’yle Rojava meselesinde her ne olacaksa birlikte olacak: Bu iki mesele ya birlikte hallolacak ya da birlikte devam edecek.
Türkiye ve Rojava’da statükonun değişip değişmeyeceğini, değişecekse nasıl değişeceğini kestirmek kolay değil. 2013’ten bugüne geçen birkaç sene her iki yerde birden statükonun Türkiye’nin istediği biçimde sürdürülmesinin de PKK’nin arzu ettiği biçimde değiştirilmesinin de kolay olmadığını göstermiş durumda. Çözüm Süreci’nin çöktüğü 2015 Temmuz’undan bugüne olup biten, işlerin Türkiye kısmı için şunu gösterdi: PKK’nin Kürd şehirlerinde askeri olarak tutunması ve bu tutunma siyasetine kitlesel destek bulması imkansız ve fakat PKK’nin Türkiye içerisindeki askeri etkinliğini ve siyasi desteğini statüko için tehdit olmaktan çıkaracak seviyelere çekmek de zor.
Cerablus müdahalesinin ardından olup bitense şunu gösteriyor: Türkiye’nin onca zamandır peşine düştüğü bölgesel siyasetten tornistan etmek pahasına, bin bir fedakarlıkta bulunarak gerçekleştirebildiği Cerablus müdahelesi, bu kadarıyla Rojava’da statükonun değişmesinin önleyecek gibi görünmüyor ve lakin bu kadarından fazlasını yapmanın da kırk türlü riski var. Bütün gerginliklere rağmen Cerablus müdahalesinin ardından “ÖSO Cerablus’ta, SDG Sacur’un güneyinde” şeklinde bir ilk denge oluşmuş görünüyor. Lakin, bu denge Türkiye’nin derdine merhem değil ve fakat bundan fazlasını yapmak da kolay olacağa benzemiyor, çünkü Cerablus’a yerleşen ÖSO bundan fazlasını yapacak kudrete sahip görünmüyor. Bu ÖSO’yla fazlasını yapmak hele El Bab’ı IŞİD’den temizlemek belli ki mümkün değil. Bu durumda, oluşan ÖSO açığını Türkiye kendi askeriyle kapatmak isteyebilir ama bunun sonu belirsiz bir maceraya girmek olacağını hemen herkes biliyor. Nitekim, Türkiye de bu türden bir maceraya girmek yerine Suriye’nin kuzeyine yapmış olduğu yığınağı YPG’yi durdurmak üzere kullanmak istiyor. Lakin, Türkiye’nin “IŞİD’den çok YPG’yi vurmak” tercihi kimseyi memnun edeceğe benzemiyor ki Türkiye’nin ilk günler görmezden gelinen müdahalesine ilk itirazlar da gelmeye başladı. Dolayısıyla, Türkiye’nin Kuzey Suriye’de statükonun değişmesini önlemeye matuf Cerablus müdahalesi başlar başlamaz bir büyük açmazla karşı karşıya kalmış görünüyor. Açmaz şu: Türkiye ya Kuzey Suriye federasyonu ihtimaline kapı aralayan Fırat’ın batısının YPG-SDG’nin eline geçmesine rıza gösterecek ya da Fırat’ın batısının IŞİD’ten temizlenmesini doğrudan ya da vekaletle becerecek. Türkiye’nin IŞİD’le doğrudan savaşmak için gösterdiği anlaşılır gönülsüzlük ve ‘ÖSO açığı’ ikinci ihtimalin hemen hemen imkansız olduğunu gösteriyor. İlk ihtimalse (Türkiye’nin Kürd Meselesi’ne bildik bakışı açısından) tam bir felaket.
İlk işaretler Türkiye’nin bu açmaza üç enstrümanı birlikte kullanarak cevap vereceğini gösteriyor. 1. Meseleyi zamana yayarak ÖSO’yu geliştirmeye çalışmak. 2. IŞİD’den çok YPG’yi vurmak siyasetini gidebildiği yere kadar götürmek. 3. Rojava’daki sıkışmışlığı Kürd siyasetinin Türkiye’deki yasal kısmını tedip ederek dengelemek.
Rojava açmazının büyüklüğü ve bu büyük açmaza Türkiye’nin verdiği cevabın zayıflığı galiba şuna işaret ediyor: Ya bu açmazla devam edeceğiz ya da bu açmazı Türkiye ve Suriye’deki statükoyu ‘herkesin’ kabul edeceği bir biçimde yenileyerek aşacağız. Öte yandan, Türkiye ve Suriye’deki statükoyu herkesin kabul edeceği bir biçimde yenilemeye matuf sihirli öneri, gelse gelse bütün bu işlerin kısmen dışında kalan bir pozisyondan gelebilir.
KCK ve DTK açıklamaları Öcalan’ı yeniden bu pozisyona yerleştirmiş görünüyor. Devlet de Öcalan’ı aynı pozisyona yerleştirir mi? Bakalım.
http://bas-haber.com/tr/article/3025/rojavayla-ic-ice#sthash.HC6CvLc7.dpuf
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları


















































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
20.01.2026
28.12.2025
13.12.2025
17.10.2025
7.10.2025
5.09.2025
24.08.2025
9.08.2025
19.07.2025
13.07.2025