Mümtazer TÜRKÖNE
Bu soruya “kaldığı yerden devam ediyor” cevabını verebilir misiniz? Bardak zaten damla damla doluyordu. PKK’nın Türkiye’yi yangın yerine çeviren kitlesel şiddeti ile bırakın yeni bir damlayı, ortalığı sel aldı; geride ne bardak ne de bugüne kadar birikenler kaldı. Erdoğan Trabzon’da Barış Süreci’nin “çok farklı bir şekilde” yürütüleceğini söyledi. Gerçekçi olmak şu hükme ulaşmayı gerektiriyor: Artık Barış Süreci diye bir şey kalmadı.
Ancak Barış Süreci’ni sona erdiren asıl sebep son olaylar ve PKK ile Hükümet arasındaki müzakerelerin tıkanması ve iki taraf arasındaki güvenin zedelenmesi değil. Köklü bir siyasî paradigma değişimi vuku buldu. Barış Süreci’nin dinamikleri artık geride kalan paradigmayı oluşturan düşmanlıkların, dengelerin, çıkar hesaplarının ve alışkanlıkların eseriydi. PKK’nın son eylemlerle üzerine benzin döküp kibriti çakması, geride kalan 30 yılın paradigmasına takılıp kalmanın hatasıydı. Artık Türkiye’nin ulusal sorunu olarak bir Kürt Sorunu kalmadı; Türkiye ve bölge halkları küresel ölçekte dönen bir kazanın içinde alttan gelen ateşin şiddetine göre birlikte yanıp kavruluyor. “Türkiye Kobani’de Kürtlere neden yardım etmedi?” diye soranların, MİT’e, Hükümet’e, Genelkurmay’a değil Çin’e, İran’a, Rusya’ya bakması gerekiyor.
Barış Süreci’nin bağlı olduğu paradigma ile birlikte çökmesi çok büyük bir kayıp değil. Çünkü yeni paradigma, katmerli sorunların çözümünü basit ve kolay çözülecek ayrıntılara dönüştürüyor. Bölgedeki cehennem ateşinin ortasında Kürtçe eğitimi tartışmak “meleklerin cinsiyeti” münakaşası kadar saçma. Meleklerin cinsiyeti olmadığı gibi, Kürtçe eğitim meselesinin devlet katında Türkçe eğitimden bir farkı kalmamalı. Dünün paradigmasına göre PKK silah tehdidiyle şartlarını kabul ettirmeye, Devlet de çözüm bulmaya çalışıyordu. Şimdi, PKK’ya gerek kalmadı; normalleşme için geçmişe sünger çekmesi gereken Devlet’in kendisi. PKK uzun çabalarla elde ettiği “Kürtleri temsil” yeteneğini Kürtler karşısında bile kaybetti. Yeni paradigmaya göre “çözüm” tavizlerle varılacak bir zoraki barış değil, “ortak çıkar” gereği varılacak çok taraflı bir uzlaşma. Dün Öcalan’ı serbest bırakmak Hükümet Partisi için “oy kaybı” demekti; bugün daha ciddi sorunlarla baş edebilmek için bir fırsata dönüştürülebilir.
PKK’nın sadece stratejisi değil, ideolojisi ve örgütlenme mantığı da çökmüş durumda. Gerilla taktikleri ve Leninist anlamda Sovyetik örgütlenme modeli ile 30 yıldır Türkiye’yi taciz eden PKK, Suriye’de bölgesel hakimiyet fırsatı doğup, iş devlet kurmaya varınca tesbih taneleri gibi darmadağın oldu. Kobani’de yaşanan acı yenilgi sadece silah eksikliğinin değil, bu örgütlenme ve demode askerî anlayışın da eseri.
PKK Kobani’de olduğu gibi Türkiye içinde de “kurtarılmış bölgeler” oluşturmayı kendi devletini kurmak zannetti. Hafta içi “ortalığı yakıp, savaş yerine çevirin” talimatıyla yükselen kitlesel şiddet, kamu düzeninden önce KCK’nın kurduğu örgüt düzenini yerle bir etti. Devlet olmak yol kesip asayiş kontrolü yapmakla, mahkeme kurup vergi toplamakla olmuyor. Bir siyasî krizde hemen kendi halkını linç etmeye girişen devlet olur mu?
Müfid Yüksel’in yazısından öğrendim: Kobani’de IŞİD şefi ve savaşan IŞİD gerillalarının çoğu Kürt imiş. Ali Bulaç’ın sadece bir şehir için verdiği Kürt IŞİD’ci rakamı, endişe verici. PKK vandalizmi Kürtleri radikalleşmeye zorluyor. Daha kötüsü ABD IŞİD tehlikesini Kürtleri bozuk para gibi harcayarak dünyaya kanıtlamaya uğraşıyor. Kobani’den kaçanlara sınırları açan Türkiye’nin gösterdiği insanî yaklaşımın bir benzerini kimse göstermek niyetinde değil.
Barış Süreci’nin, onu doğuran tarihi paradigma ile birlikte artık sona ermesi büyük bir kayıp değil. Yeni paradigma PKK sorununu da Kürt sorununu da çözmek için daha elverişli. Türkler ve Kürtler bütün potansiyellerini, enerjilerini, akıllarını bir araya getirerek gelmekte olan güçlü dalgaya karşı güçlü bir set oluşturmak zorundalar. PKK’nın kitlesel şiddeti evi yanan birinin çare olarak komşu evi yakması gibi aptalcaydı. Hemen, süratle bir çözüme ihtiyacımız var; ancak bu çözüm yeni paradigmanın üzerinde yükselmeli.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları















































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
16.01.2026
13.01.2026
9.01.2026
31.12.2025
30.12.2025
28.12.2025
24.12.2025
23.12.2025
21.12.2025
21.12.2025