Mümtazer TÜRKÖNE
“Ne olacak?” sorusunun cevabı belli. Türkiye Erdoğan’ın oluşturduğu ve kendisini de çaresiz biçimde içine hapsettiği statükoyu bir yıl daha taşıyamaz.
Kış yakında sona erecek, buz tabakası giderek incelecek ve sonunda kırılacak. Kişiler fani, bu ülke de, bu ülkenin tarihî-sosyal dinamikleri ve âlî menfaatleri ise kalıcı. Kişiler de partiler de ancak temsil ettikleri çıkarlar kadar dayanıklı.
2014, Türkiye için kayıp bir yıl oldu. İktidar siyaseti, yolsuzlukların açtığı derin açığı elindeki fiili güçle kapatmak için bütün sermayesini seferber etti ve meşruiyetini tüketti. Yolsuzlukların üstü demokratik bir toplumda kapatılamazdı, demokrasinin ve özgürlüklerin alanı daraltıldı. Yolsuzluk yapanın hukuk devletinde kaçacak yeri yoktu, hukuk devletinden vazgeçildi. Boğazına kadar yolsuzluk batağına batmış bir ülkenin uluslararası arenada esamesi okunmazdı, itibarımız beş paralık oldu. Toplumda güven aşındı. Ekonomi bu ilave maliyetleri kaldıramadı ve tıkandı. Geriye incelen buz tabakası üzerinde soğuktan ve korkudan titreyen bir statüko kaldı.
Akıl sahipleri statükoyu serin sulara gömerken bu ülkeyi selamete ulaştırmanın telaşında. Hepimiz aynı gemideyiz, kazasız belasız bu yükten kurtulacağız.
Statüko Erdoğan’ın şahsında somutlaşıyor. Erdoğan’ın şahsı ise, dört temel sorun alanında dört yanlışı temsil ediyor.
Türkiye’nin AB sürecine geri dönmesi lâzım. Bu süreç, artık sadece demokrasi ve özgürlükler için değil, dağılıp yeniden kurulan bölgesel dengeler için de vazgeçilmez. Statüko ise kendi varlığını ancak Şangay Fantezisi gibi akla zarar alternatiflerde sürdüreceğini düşünüyor.
Ekonomi, devletlü müteahhitlerinin kıskacında rasyonalitesini kaybediyor. Erdoğan’ın orkestrasyonunda rant yaratma ve dağıtma kapasitesi etrafında oluşan çıkar şebekesi, reel sektörü kilitliyor. Statüko yapısal reformlara direniyor.
Barış Süreci, PKK’nın gelişme ve genişleme sürecine dönüştü. İstihbarat devleti mantığı ile müzakere yürütülmez, derin sorunlar çözülmez. Statüko sorunu çözmüyor, sadece erteliyor. Daha fazla zaman kazanmak için daha fazla taviz veriyor. Bu sefer paçayı kurtarmak için abartılı bir milliyetçiliğe sığınıyor ve sorun daha da büyüyor.
Devlete olan güven kaybını telafi etmek için hukukun geri dönmesi lâzım. Tek çare güçlü bir anayasa hamlesi olabilir. Yargının yeniden bağımsız olacağı, temel hak ve özgürlüklerin garantiye alınacağı sağlam hukuk reformlarına ihtiyaç var. Statüko varlığını toplumdaki güvensizliği tırmandıracak kutuplaştırıcı siyasete bağladı. Erdoğan’ın yeni yıl mesajındaki “hain” vurgusu, ara dönemlerin “üç yanımız deniz, dört yanımız ve içimiz düşman dolu” söylemini aşmış durumda.
Bu statükonun sürmesi, sürdürülmesi çok zor. Her türlü zorlama, telafisi zor zararlara yol açacaktır. Statükoyu, yerine bir şey koyamadıkları için sürdüren elitler de bir tercihle karşı karşıya. Ayrışma giderek belirginleşiyor.
Mesele artık bir kişinin veya partinin kazanması veya kaybetmesi meselesi değil. Erdoğan biriktirdiği güçle ve oturduğu korunaklı yerle siyasetin önemli bir figürü olarak kalsa bile, statükoyu sürdürecek araçlara artık sahip değil. Teorik olarak statükoya en yakın alternatif yine statükoyu devralanlardan çıkabilir. Yoksa 2015 zaten bir kader yılı, seçim sandığı görünecek ve toplum kendi yolunu kendisi çizecektir.
Gazetemiz Erdoğan’ın Balyoz ve Ergenekon davaları hakkında söylediklerini hatırlatan bir dosya hazırladı. Bugün söyledikleri ile karşılaştırınca kimin ne kadar değiştiği ve kimlerle iş tutmaya başladığı ortaya çıkıyor. Siyaset acımasız bir iktidar oyunu. Dün devlet iktidarını vesayetçi ortaklardan temizlemek için çaba harcayan, bugün iktidarda kalabilmek için elindeki gücü onlarla paylaşmaya çalışıyor. Neyse ki bütün baskılara ve tehditlere rağmen susmayan bir medya gücü her şeye rağmen direnmeye devam ediyor.
Nasıl olacak? Cevabı, statükonun yanında duranlarla, karşı çıkanlar arasındaki ayrışma verecek. Bu aydan itibaren ayrışmanın işaretleri artacak. Yüce Divan’a gidecek dört bakan ile başlayıp, bakanlar kurulu toplantısı için “Majestelerinin Hükümetleri” tartışmalarıyla bu derin ayrışmayı takip edebilirsiniz.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları














































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
16.01.2026
13.01.2026
9.01.2026
31.12.2025
30.12.2025
28.12.2025
24.12.2025
23.12.2025
21.12.2025
21.12.2025