Mümtazer TÜRKÖNE
Bir iktidar üretme tekniği olarak uygulanan, toplumun yarısını düşman ilan edip geri kalanının desteğini alma politikasının daha da keskinleşmesini beklemeliyiz. Uzun yılların yıpranması, yolsuzluk şaibeleri ve daralan ekonomik şartlar tarafından kıskaca alınan iktidarın, daha önce sırf ayakta kalmak için icat ettiği düşmanları ile barışması hangi hesaba-kitaba uyar?
Başbakan’ın “düşmanları azaltıp dostları çoğaltma” sözü üzerine dün: İktidar’ın bölge ülkelerine yönelik barış taarruzunu “iç düşman” ilan ettiği kendi halkını da içine alarak genişletmesinin mümkün olup olmadığını sorgulamıştım. Vardığım sonuç iyimser değildi. Cemil Çiçek’in dün Hürriyet’in manşete taşıdığı “sıra içerdeki dostlarda” sözünü, bu karamsarlığı doğrulayan bir işaret olarak yorumlamalısınız. Çiçek, Erdoğan başta olmak üzere iktidarın beyin sermayesinin köşesini bucağını, niyet okuması yapacak kadar yakından tanıyor. “İçerdeki dostları çoğaltmak” gibi bir niyetin işaretlerini görse, neden durup dururken bu eleştiriyi yöneltsin?
Tecrübeli politikacının yaptığı şey bir tavsiye veya telkinde bulunmak değil, kendisinin de üzerine basa basa söylediği üzere bir özeleştiriyi gündeme getirmek. “Bir yandan ülkede birlik ve bütünlüğe ihtiyaç var” diyoruz, öbür taraftan bütünlüğü darmadağın eden, ülkenin dikişlerini yıpratan konuşmalar yapıyoruz. Bu sözlerin muhatabı kim? “Özeleştiriye kendimizden başlamalıyız” dediğine göre Çiçek, doğrudan, iktidarın sahibini yani Erdoğan’ı kastediyor. Kendisinin elinde bir iktidar gücü veya iktidar adına konuşma yetkisi bulunmadığına göre, “özeleştiri” diyerek aslında iktidarı eleştiriyor. “Dikişleri yıpratmak” tabiri ile taze yaralardan bahsettiğine göre, kendi onardıklarını yok eden bir iktidarı bize gösteriyor.
En önemlisi Çiçek, Saray’ın “içerdeki dostlar”ı çoğaltma niyeti olmadığını bize haber vermiş oluyor. Abdullah Gül’ün nadiren, Bülent Arınç ve Hüseyin Çelik’in sistematiğe bağlayarak yönelttiği itirazlar gibi, Çiçek’inkiler de iktidar çemberinin dışından geliyor; bir sonuç almaktan ziyade tarihe not düşüyor.
Karl Schmidt, bize siyasetin temelinin “dost-düşman ilişkisi” olduğunu gösterdiğine göre, “dostları çoğaltmak-düşmanları azaltmak” niyeti, çok yalın bir çıkar hesabına dayanmak zorunda. Öyle ya, dosta-düşmana dair yeni hesaplar yapmak, siyaseti temelden değiştirecek bir karar vermek demek. O zaman sempati, sevgi, nefret gibi insanî duygulardan değil, iktidarı sürdürmek için buz gibi soğukkanlı bir akıl ile yapılan toplama çıkartma işleminden bahsediyoruz. Dost kazanmak ancak çıkarları uzlaştırmakla mümkün, düşman edinirken de size kazandıracağı dostları dikkate almak zorundasınız.
İktidar adına “millî birlik ve bütünlüğü sağlamak”tan, toplumu barış taarruzu ile kazanmaktan, içerdeki düşmanlarla yani rakiplerle uzlaşmaktan elde edilecek herhangi bir çıkar görülmüyor. Tersine, bir iktidar üretme tekniği olarak uygulanan, toplumun yarısını düşman ilan edip geri kalanının desteğini alma politikasının daha da keskinleşmesini beklemeliyiz. Neden?
Birincisi, dışardaki düşmanları azaltma politikası içerdeki düşmanlarla daha kolay baş etme, dolayısıyla düşmanlıkları artırma fırsatı sunuyor. İktidar’ın bu fırsatı kullanmaya ihtiyacı var mı? Cevabı en net şekilde ekonominin istikametinden çıkartıp verebilirsiniz. Ekonomi uzun genişleme dönemini geride bıraktı, hızla daralıyor. Daralan bir ekonomide iktidarı ayakta tutmak için, kamu kaynakları ile oluşturulan sosyal şebekesinin daha da “yandaş” hale gelmesi gerekiyor. Ahbap-çavuş kapitalizminin temel sütunlarından biri olarak yükselen “kayyım düzeni” sadece özel sektörü yönetmek için değil, aynı zamanda bu sosyal şebekeyi beslemek için kullanılacak.
Terörün dizginlenemeyen potansiyeli, korku ve panik ortamında düşman ihtiyacının artacağını haber veriyor. Terörün azalacağına dair bir beklentiniz var mı? Yoksa çoğalan dostlara değil, boyun eğmiş kitlelere hitap edeceksiniz.
Kamuoyu araştırmaları, AK Parti oylarında erimeyi, başkanlık sisteminin ise reddedileceğini haber veriyor. Hem referandumun hem de erken seçimin gündemden kaldırılması bu araştırmaların bulguları ile uyuşuyor. Uzun yılların yıpranması, yolsuzluk şaibeleri ve daralan ekonomik şartlar tarafından kıskaca alınan iktidarın, daha önce sırf ayakta kalmak için icat ettiği düşmanları ile barışması hangi hesaba-kitaba uyar?
Cemil Çiçek’in özeleştiri çağrısı, Türkiye’nin yüksek çıkarlarına uygun ama iktidarın hesaplarına uymuyor; bu yüzden toplumsal barışı kurmanın yegane yolu iktidar parametrelerini değiştirmekten geçiyor.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları














































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
16.01.2026
13.01.2026
9.01.2026
31.12.2025
30.12.2025
28.12.2025
24.12.2025
23.12.2025
21.12.2025
21.12.2025