Münir AKTOLGA
Tam, “son günlerde Gülay tökezlemeye başladı”(!) derken, bir de baktık gene son derece önemli bir yazı kaleme aldı!..Bu yazıdan yola çıkarsak Gülay’ın yorumuna katılmamak mümkün değil..
“Tarihi Mücadeleyi İnkar mı” başlıklı yazısında bakın ne diyor Gülay[1]:
“..Kaş yapayım derken göz çıkarmak mı demeliyiz; yoksa pire için yorgan yakmak mı, bilemiyorum...
Ama Cemaat-AK Parti kavgasının "yan ürünü" olarak ortaya çıkan öyle bir tablo var ki, eğer akıllar bir an önce başa gelmezse, Cumhuriyet tarihinin en önemli kazanımı büyük zarar görecek.
Ergenekon ve Balyoz davaları üzerinde yoğunlaşan şüphe bulutlarından söz ediyorum.
Konu önce Taraf'ın 2004 MGK kararlarını yayımlanmasıyla gündeme geldi. Balyoz, Ergenekon ve 28 Şubat sanıkları, 2004 Ağustos'unda alınan irtica ile mücadele kararının, Balyoz, Ergenekon ve 28 Şubat davalarını fiilen çökerttiğini söylemeye başladılar.
Ardından Başbakan Başdanışmanı Yalçın Akdoğan'ın "Milli orduya kumpas kuruldu" sözleri geldi. Akdoğan'ın bu sözlerinin son MGK'da da gündeme geldiğini, Ergenekon ve Balyoz davalarında bazı askerlerin de gerçek olmayan deliller nedeniyle ceza aldıkları iddialarının konuşulduğunu biliyoruz.
Son olarak da AK Parti Grup Başkan Vekili Mustafa Elitaş "Türk Silahlı Kuvvetleri'nin bir süreden beri dile getirdiği 'adil yargılama' konusundaki itirazlarını dikkate alacak ve bu çerçevede Ergenekon ve Balyoz davalarındaki sanıkların itirazlarını gidermek için yeniden yargılamanın yolunu açtıklarını, bu yetmezse insanların mağduriyetini önlemek için gerekirse yeniden yasa çıkaracaklarını" söyledi.
Hatalarından kurtulayım derken onurundan "kurtulmak"..
Haksızlığa uğradığını düşünen her sanığın elbette yeniden yargılanmayı talep etme hakkı vardır. Hukukun üstünlüğüne inanan hiç kimse de usulüne uygun yapılan yeniden yargılanma taleplerine prensip olarak karşı çıkmaz.
Ama bu başkadır; "Milli orduya kumpas kuruldu" denilerek, bütün darbe davalarının özüne ağır bir darbe vurmak; bu davaların bütünüyle "düzmece dava" olduğu algısı yaratmak başka şeydir. Birincisi, hukuki bir tutumdur; varsa adli hataların düzeltilmesini talep eder. İkincisi ise, siyasi bir tutumdur; bu davaların kökünden yanlış olduğunu ima eder.
Ve bu tutum aynı zamanda, AK Parti'nin şu anda hesaplaşma içinde olduğu bir gücü yıpratmak uğruna, iktidarı boyunca yaptığı en hayırlı, en tarihi mücadeleyi inkâr etmesi anlamı taşır ki benim bunu anlamam mümkün değil.
"AK Parti'yi ve Cemaati Bitirme Planı"nın başlığından da çok iyi anlaşıldığı gibi, darbeci klikler vesayetlerini sürdürebilmek için bu iki gücü birden hedef aldılar. Bu iki gücün de ordudaki darbeci kliklerin kökünü kazımak üzere bir ittifak içinde olmalarından doğal bir şey yoktu. Ve öyle yaptılar.
AK Parti iktidarı her seçimde oyunu daha da artırdıysa, sonunda halkın yarısının desteğini almayı başardıysa, bunun temel sebebi tarihte ilk defa askeri vesayetle hesaplaşmayı göze alan iktidar olması ve bu davaların arkasına siyasi iradesini koyabilmesidir.
O zaman ittifak yapılan güçle bugün ters düşmek, bu şerefli siyasi rolü inkâr noktasına getirmemeliydi AK Parti'yi... Farkındalar mı bilmem ama, bu davranışlarıyla darbe davalarının hatalarından kurtulmaya çalışırken, onurundan da "kurtulmuş" oluyorlar“..!
Önce şunun bir altını çizelim; ortada henüz daha olmuş bitmiş birşey yok! Gülay’ın yazdıklarına katılmamak mümkün değil ama, acaba o da bunları, bir takım demeçleri abartarak, bunlardan, şu an biraz daha yakın durduğu taraf(!) adına bir pay çıkarmak için mi yazıyor, bu henüz daha belli değil!!.
Aman kardeşim, öyle bir oyun ki bu, bu günlerde atılan adımlara, yazılıp çizilenlere bakarak kimse kendini kandırmasın, kimin ne zaman kiminle “ittifak” yapacağı (ya da yapmayacağı) belli değil! Oportünizm almış yürümüş, kimsenin ilke falan taktığı yok!..
Bütün mesele nerede biliyor musunuz; Türkiye’de siyaset halâ 20.yy da yaşıyor! Şimdiye kadar bir tek AK Parti bunun dışındaydı, bir tek onlar 21.yy’ın küresel paradigmalarına uygun adımlar atıyorlardı (ve zaten bu yüzden de şu son on yılda Türkiye’yi bir yerden alıp başka bir yere getirmeyi başardılar); ama şu son olaylar gösteriyor ki, onlar da galiba attıkları bütün o olumlu adımları bilinçli olarak atmamışlar; bunlar hep pragmatik nedenlerle-rüzgar o yönde estiği için-atılmış adımlarmış!.
Dikkat ederseniz, hep çarpışan iki süreç, iki paradigma var ortada! Bir yanda, 20.yy’ın her biri kendi içinde kapalı bir sistem olan ulus devletler dünyası, diğer yanda ise, 21.yy’ın küresel dünyası. Bunlardan biri, tıpkı ipek böceğinin içinde geliştiği o koza gibi, her biri kendi içinde izafi olarak kapalı bir sistem iken, diğeri, bir bütün olarak küresel açık bir sistem. Hal böyle olunca, bu iki farklı zeminde yapılan siyaset de farklı oluyor tabi!. Ulus devlet zeminini temel aldığınız zaman siyasetin anlamı kapalı bir sistem içinde yer alan güçler arasındaki statik denge hesaplarına dayanırken, küresel bütünü temel alan siyasetin ekseni ilkelere, yani 21.yy’ın küresel paradigmasına dayanıyor.
Öyle anlaşılıyor ki, AK Parti-Erdoğan ve onlarla birlikte de Türkiye bir yol ayırımına gelmiştir. Erdoğan ve AK Parti, ya şu son bir yıldır izlenen “faiz lobisine” karşı “istiklal savaşı” politikasını devam ettirmeye çalışarak yol almaya çalışacaklar ( ki, bu durumda siyaset ulus devletin dar çerçevesi içine hapsolmuş olarak kalacağı için, atılacak adımlar da statik denge hesaplarının ötesine geçmeyecektir; sonuç olarak da tabi Türkiye bir türlü düze çıkamayacaktır), ya da, geride kalan on yılda bilinç dışı olarak izlenen küresel siyaset bu kez bilişsel olarak yeniden keşfedilerek tekrar rayına oturtulacaktır. Görüyorsunuz, “danışmanlar”, “faiz lobisi”, “istiklal savaşı” falan derken iş nerelere kadar geldi!!..Erdoğan ve AK Parti, ve onlarla birlikte de Türkiye, artık ya 21.yy da yaşadığımızın FARKINDA OLARAK siyasete devam ederler, ya da, şimdiye kadar atılan bir adım ileriden sonra, yerimizde bile saymaya zaman kalmadan iki adım geriye gideriz!..
“Orduya kumpas kurulmuş”!! Kim kurmuş bu kumpası? Cemaat herhalde! E..Yani şimdi bütün o Ergenekon Davaları, Balyozlar falan hep bu “kumpas”ın sonuçları mıydı!! Adamı böyle şaşkına çevirirler işte!.”Faiz lobisine”, “küresel sermayeye” karşı kutsal savaş-“istiklal savaşı”-falan diye başlarsanız, sonunda geleceğiniz yer budur!. Bu durumda önünüze bir duvar çıkıyor. Ve tabi siz de, bu duvarı aşamayacağınızı görünce, bu seferde süreci sıfırlayarak yeniden aynı yola devam etmenin koşullarını yaratmaya çalışıyorsunuz!.
Bakın açık söylüyorum, bu yol çıkmaz! Bu türden manevralarla belki İÇERDE geçici-statik bir denge kurma yoluna girebilirsiniz, ama küresel sistem kaldırmaz bunu!. Çok kısa zamanda oluşan girdap sizi de Türkiye’yi de yutuverir!. Üstelik de öyle olur ki, siz daha ne olup bittiğini falan anlamadan olur biter bütün bu işler!. Ve de oturur bütün kabahatı Cemaata yükleyerek ağlamaya başlarsınız!..Kim bilir bu durumda artık o “danışmanlar” ne yapar!. İsterseniz bahse girelim, onlar gene eski mevzilerine dönerek “atışlarına” devam ederler, hem de hiç utanmadan!!..
[1] http://duzceyerelhaber.com/gulay-gokturk/21270-tarihi-mucadeleyi-inkr-mi
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRT“Birden dursun istersin seneler olunca mazi. Öyle bir geçer zaman ki…” 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeni gelen bakanlara “Hoşgeldiniz” yazısı… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUİrfan Fidan’dan Akın Gürlek’e… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZGüvenlik paradigması çağında Kürt Meselesi: Yeni statüko ve arayışlar 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolYine yolsuzluk sorunu 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRVe siyasallaşan yargıda yeni eşik 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAÖzgür Önderlik – Özgür Rojava – Jin, Jiyan, Azadî... 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANDemirel’in köprüsünü sattırmam… Özal’ın köprüsünü sattırmam… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanEvrensel hukuk ilkesini rafa kaldırdığınızda neler olur? 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuBir yakın takip hikayesi bizimkisi… 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçCHP çok iyi bir şey yaptı 4.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAmerika İran’a saldırır mı saldırmaz mı? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
















































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
16.11.2024
9.11.2024
31.07.2024
3.06.2024
9.04.2024
20.07.2023
18.07.2023
17.07.2023
20.06.2023
18.06.2023