Murat AKSOY
ABD'nin, Irak'ta ortaya çıkan ve İslam adına şiddet uygulayan, kafa kesen, halifelik ilan eden, IŞİD'e (kendi ifadeleri ile İslam Devleti –İD-) karşı yaptığı operasyonlara uluslararası meşruiyet sağlamak için başlattığı süreçte, en çok zorlanan ve zorlanacak ülke kuşkusuz AK Parti hükümetinin iktidar olduğu Türkiye’dir.
NATO Zirvesi'ndeki görüşmelerin ardından, Suudi Arabistan'ın Cidde kentinde yapılan toplantıda, Suudi Arabistan başta olmak üzere bazı İslam ülkelerinin de, IŞİD'e karşı ortak hareket etme konusunda prensip kararı aldılar ve ortak bir deklarasyon yayınladılar. Bu deklarasyona Türkiye imza atmadı.
ABD Savunma Bakanı Chuck Hagel ve Dışişleri Bakanı John Kerry peş peşe Türkiye'yi ziyaret ederek, IŞİD'e karşı Türkiye'nin pozisyonun gözden geçirdiler.
Türkiye’nin mi AK Parti’nin mi tercihi
Medyaya yansıyan bilgiler ışığında Türkiye'nin, IŞİD'e karşı operasyona çekinceleri nedeniyle katılmayacağı yönünde. Bu ise başta ABD olmaz üzere Batı’da son dönemde ortaya çıkan algıların doğruluğunu pekiştiriyor.
Türkiye'nin çekincelerinin kimi “hassasiyetlerden” kaynaklandığı ifade ediliyor.
Bu hassasiyetin başında kuşkusuz yaklaşık 100 gündür IŞİD’ın elinde rehin olan 49 diplomatımız geliyor. Bu haliyle IŞİD, Türkiye’yi de esir almıştır.
İslam adına, başta Müslüman olmayan, Müslüman olsa bile kendi dini yorumları dışında herkesin kafasını kesmekten, insanlık dışı muamele etmekten çekinmeyen IŞİD'ın, elindeki rehinler elbette Türkiye'nin daha hassas olmasını gerektiriyor. Ancak aradan geçen yaklaşık 100 günde rehinelerin kurtarılması için hiçbir somut adımın atılmaması da başka bir soru işaretidir.
Belki kamuoyuna yansımayan, gizli yürütülen kimi görüşmeler söz konusu olabilir, ancak rehinelerin ailelerinin yaptıkları açıklamalar, bu yönde bir olumlu gelişmenin de olmadığını gösteriyor.
Hassasiyet sadece rehinlerden mi?
AK Parti’nin rehineler konusundaki hassasiyeti anlaşılabilir ve bir noktaya kadar tolore de edilebilir. Ancak gerek iç kamuoyunda gerekse Batı kamuoyunda en çok tartışılan ve sorulan soru; bu hassasiyetin rehinelerle sınırlı olup, olmadığı olmadığı yönünde. Bu konuda gün geçmiyor ki, yeni bir bilgi, yeni bir haber ortaya çıkmasın.
AK Parti’nin IŞİD konusundaki hassasiyetinin rehineleri aşan boyutu, Esad’ı devirmek için Suriye’de işbirliği yapılan, yapılardan örgütlerden biri olması geliyor. Hatta medyaya yansıdığı kadarıyla Türkiye’nin operasyona destek şartlarından birinin, Esad’ın devrilmesi konusunda Batı’nın daha aktif olması.
Suriye’de Esad rejimine karşı, başlayan muhalefetin uluslararası alanda meşru temsilcisi Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) oldu. Ancak Türkiye, Arabistan ve Katar ÖSO dışında El Kaide bağlantılı radikal İslamcı El-Nusra’ya da yardım edildiğine dair iddialar, tüm yalanlamalara rağmen, dünya medyasında en çok tartışılan konuların başında geldi.
2013 sonuna kadar El Nusra ile birlikte hareket eden IŞİD de, bu yardımlardan yararlandı. IŞİD, El Kaide lideri Zerkavi’nin IŞİD’ın kendini feshedip tamamen El Nusra’ya katılmasını reddetti. Yaşanan gerilim IŞİD, gücünü Suriye’den Irak’a kaydırdı.
Dünyadaki AK Parti-IŞİD algısı
Artık dünyanın gözünde, AK Parti ile IŞİD arasındaki ilişkinin mahiyeti sadece gayri resmi yollarla yapılan yardımlar değil kuşkusuz. Algılanan en güçlü bağ, aralarındaki ideolojik ortaklık.
İslami yorumları birbirinden çok farklı olsa da yapılanların, “İslam” adına yapılması, hükümetin IŞİD'a “terör örgütü” diyememesi, son dönemde Türkiye’deki İslami görünürlüğün devlet eliyle yaygınlaştırılması, Batı dünyasındaki bu algının en güçlü nedenleri.
Ki, bu yönde medyada her gün bir haber, belge çıkıyor. Türkiye’de IŞİD’e karşı sınırlarda göz yumma, Türkiye'nin farklı illerinde IŞİD saflarında savaşmak için gidenlere karşı gösterilen esneklik, İstanbul başta olmak üzere IŞİD'a ideolojik olarak yakın kişi ve kurumlara gösterilen müsamaha Batı'nın, bu algısındaki en güçlü nedenler arasında.
AK Parti IŞİD’ı ikna edebilir mi?
AK Parti’nin, IŞİD karşısındaki hassasiyeti sadece 49 rehineden kaynaklanmıyor. Daha baskın olan İslami kimliği ve daha önemlisi de; hükümetin son tahlilde IŞİD’ı ikna edebileceğine olan inancı var görülüyor. Yani IŞİD’a bir tür “bizim/iyi çocuklar” muamelesi yapılıyor.
AK Parti kendi geleceğiyle yüzleşecek
ABD’nin başını çektiği koalisyona, Türkiye’yi dahil etmeleri, bir yanı ile kaçınılmaz. Türkiye pasif kalsa da bu koalisyonun parçası olmak zorunda kalabilir.
Bu durum, AK Parti’nin, Ak Partililerin kendisiyle, hayal ettiği Türkiye gerçeği ile yüzleşmesi demek.
AK Parti'nin “Yeni Türkiye’si” IŞİD'ın kurmayı istediği İslam Devleti'nin yumuşak bir tonu mu olacak yoksa çoğulcu, özgürlükçü, demokratik ve laik bir ülke mi olacak? Şunu kabul etmek durumundayız ki, IŞİD’in elindeki silah gücüyle, İslam adına Batıya ve dünyaya yaptığı meydan okumayı; AK Parti, sandıktan elde ettiği “plebisiter çoğunlukla” yumuşak biçimde yapmaya çalışıyor. Türkiye’yi demokratik meşruiyet zeminini çoğunlukçu bir anlayışla anti-demokratik düzenlemeler yapıyor. Sadece içeriye değil, aynı şekilde dünyaya “düzen verme”ye soyunuyor.
Müdahale tek başına çözüm değil
Son olarak ABD liderliğindeki koalisyonun müdahalesi tek başına IŞİD’i yok etmeye yetmez.
Bu müdahale, IŞİD’ı geriletebilir ama orta vadede durdurmaya yetmez. IŞİD’ın terör örgütü olarak devreden çıkarılmasının yolu, onu ortaya çıkaran nedenlerin ortadan kaldırılmasından geçer. Yani Irak’taki Şiiliği temel referans alan mezhepçi politikaların sona ermesi ve eşit vatandaşlığı, çoğulculuğun hayata geçirilmesiyle IŞİD ve benzeri terör örgütleri marjinalleşip, ortadan kalkabilir.
Elbette başarının bir unsuru da, bugüne kadar IŞİD’ı arka kapıdan besleyip büyüten İslam ülkelerinin de bu uluslararası koalisyonun parçaları olmasıdır.
@murataksoy
Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
- 43 günün kısa hikâyesi
8.02.2019 - Siz bu satırları okurken ben…
23.11.2018 - Hangi devlet sivilleri sever?
20.11.2018 - Yerel seçim sadece yerel seçim değil
16.11.2018 - Sosyal medya politik bir mezarlık mı?
13.11.2018 - Hatırladınız mı geçen ay ne olmuştu?
10.11.2018 - Şimdi değilse ne zaman?
6.01.2018 - Dini dinbazlardan* kim kurtaracak?
3.01.2018 - Kılıçdaroğlu: 'Dünyanın tüm demokratları birleşmeli'
30.10.2018 - Laik Türk’ten Sünni Türk’e üst kimlik
26.10.2018
Yazarlar
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuSuriye, güvenlik ve 15 milyon bağımlı… 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN100 Bin Dolar Kazanan “Yeni Yoksul” Mu? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalSovyetler ve Bookchin 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğlu‘Entegre strateji’ varsa, niye tek yönünü görüyoruz? 25.12.2025 Tüm Yazıları
-
Doğu ErgilGüvenlikten kimliğe, inkârdan yurttaşlığa 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanKomisyonda uzlaşma çıkmazsa süreç yine de ilerler mi? 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİSekülerleşme sorunu veya Müslümanlar nasıl modernleşecek? 23.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayPax Americana sonrası Almanya: Yeşil dönüşümden askeri Keynesçiliğe 21.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAK Parti hariç herkes CHP 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarThank you Ahmed 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNKüfürbazlar ve ötesi 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakNüfusumuz dibe vururken! 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselPara politikasında sınav zamanı 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKEN"O Yıl", hangi yıl? 15.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞEntelektüel üretimin kaybı-Rejimin vesayeti-Siyasetin iflası 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENGüney Amerika’da büyüyen gölge 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRBu durumda AİHM yetkilileri de Trump’tan yardım istesin… 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berrin Sönmezİktidar politikası ters mi tepiyor, tersine mi işletiliyor? 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrta sınıf nereye gitti? 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANBahis oynayan bakan kim?.. CASUS KİM?.. 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpHissedilemeyen büyümenin anatomisi 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKİmralı için CHP’yi sıkıştırmaya gerek var mı? 5.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRPOLEMİK SENDROMDA 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYTürkiye İçin Irak Peşmergeleri Sorun Olmuyor da Rojava neden Sorun! 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKEve siyaset için dönüş öncesi bir mıntıka temizliği gerek 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMABD’de bir şeyler oluyor: Nick Fuentes 30.11.2025 Tüm Yazıları

































































Nazlı Azapcı
Sevgili Gürbüz Abi, Kök abi için yazdığın yazı benim gibi bir çok arkadaşı derinden etkilemiş olup, Kök abiye sevgilerimizi, saygılarımızı gönderiyoruz. Senin de yüreğine, kalemine sağlık. Muhteşem bir yazıydı. Sevgiler Nazlı Azapcı, Safiye Kay