Murat AKSOY
14 Temmuz 2011'de PKK'nın Silvan'da mola veren askerlere saldırısı ve aynı gün Diyarbakır'da Demokratik Toplum Kongresi'nin (DTK) olağanüstü toplanarak ilan ettiği "demokratik özerklik", Kürt sorununda yeni bir kırılmanın işareti oldu. Yani 14 Temmuz 2011 PKK için artık yeni başlangıcın tarihidir ve her şey 14 Temmuz öncesinden farklıdır. O güne kadar artarak süren eylemler artık başka bir düzleme taşındı. Hem şiddeti arttı hem de hedefi genişledi. Artık sadece askerler ve polisler değil siviller de hedef oldu.
O tarihten sonra PKK kadın, çocuk, Türk, Kürt fark etmeden öldürmeye başladı. Ve ne yazık ki buna ne BDP içinden ne DTK içinden bir vicdan sahibi dur deme cesaretini gösterdi. Arada ayrıksı ses verenler ertesi gün "yanlış anlaşıldım" diyerek düzeltme çabasına girdi söylediklerini. 12 Haziran'da blok listesinden Meclis'e girenlerden Ertuğrul Kürkçü, "barış" savunmayı değil, özel tasarlanmış rozetlerle mesaj vermeyi, "Kürtler özgür olmadan Türkler özgür olmaz" retoriği ile 1970 model solculuk yapmayı; Sırrı Süreyya Önder ise "barış" yerine kravatsız Meclis'e girme hayalini gerçekleştirmeyi önceledi.
PKK'nın değişen bu stratejisini meşru kılmak için önce, demokratik özerkliği ilan eden DTK'nın eşbaşkanı Aysel Tuğluk –ki yayınlanan mektubu kendisinin yazmadığı ortaya çıktı-, ardından PKK'nın Kandil'deki lideri Murat Karayılan Taraf gazetesine uzun mektuplar yollayarak özetle; "süreç sizin bildiğiniz gibi değil, çözümü biz değil AK Parti istemedi, savaşı biz değil hükümet istedi" mesajını verdiler. Ancak üç gün önce Bitlis Güroymak'ta patlayan mayın, önceki gece Hakkari Çukurca'da 8 noktadan birden yapılan saldırılar; Tuğluk ve Karayılan'ın savundukları her şeyin "yalan" olduğunu gösterdi.
Artık savaşı isteyenin, çözümden yana olmayanın ya da olacaksa benim çözümüm olsun diyenin devlet, hükümet değil PKK olduğu çok açık.
PKK, Öcalan'ın 8 Temmuz'da yaptığı "büyük barışın eşiğindeyiz" açıklamasına inat kendi tarihlerinde anlamlı olan 14 Temmuz'da Öcalan'a rağmen yeni bir süreç başlatmış ve devam ettiriyor. Son saldırıların başka bir anlamı yok.
Bu arada Bitlis Güroymak (18 Ekim) ve Hakkari Çukurca (19 Ekim) saldırılarının zamanlaması dikkat çekici. Çünkü bu saldırılar Demokratik Açılımın başlaması ile Mahmur ve Kandil'den Türkiye'ye giriş yapan 34 kişilik grubun Habur'dan Türkiye'ye giriş tarihlerinin yıldönümü. Bu küçük bir ayrıntı olabilir ama bunun PKK tarafından özellikle seçildiğine kuşku yok.
Üç gün önce Bitlis Güroymak'ta, önceki gece Hakkari Çukurca'da PKK'nın yaptığı saldırılarla sadece askerler, çocuklar, kadınlar, polisler, PKK'lılar ölmedi; siyaset de öldü. PKK siyaseti de öldürdü. Ve BDP bu cinayetlere sadece "üzgünüz" diyerek ortak oldu.
Bir kez daha siyaset öldü, askerlerle, polislerle, çocuklarla, kadınlarla, PKK'lılarla beraber. Siyaseti öldürenler, Kürt sorununu demokrasi, özgürlükler, diyalog, müzakere çözer diyen az sayıdaki özgürlükçü demokratın da kolunu kanadını kırdı. Artık onların sözlerinin, kelimelerinin gücü kalmadı. Çünkü PKK, o sözleri ve kelimeleri de öldürdü. Siyaset ölünce biz de öldük çünkü.
Ama bu ilk değil. Geçtiğimiz yıl Anayasa değişiklikleri Meclis'te görüşülürken, ardından referandum sürecine giderken artan şiddet, bu yıl seçimlere aylar kala arttırılan ve 12 Haziran'da oluşan Meclis'e hiçbir şans vermeden devam ettirilen şiddet birer komplo değil PKK'nın iradi tercihi olduğu artık bugün daha açık biçimde görülüyor. PKK'nın bu iradi tercihinin arkasında "çözüm isteği" değil "AK Parti'yi sıkıştırarak elini güçlendirme" girişimlerinden başka bir şey değil.
Son saldırıların Meclis'te yeni anayasa için uzlaşma komisyonunun kurulmasından sonra gelmesi tesadüf olmasa gerek. Son iki saldırı sonrasında askerlerin sınır ötesine geçmesi, gündeme gelen kara harekâtı yeni anayasayı konuşmayı, tartışma imkânsız kılan ortamlar. Buna rağmen kabul edelim ki Meclis Başkanı Cemil Çiçek'in yeni anayasa ile ilgili olarak "bu yoldan dönüş yok" mesajı övgüyü hak ediyor. Çünkü yeni anayasa çözümün araçlarından birisidir. Aynı şekilde Başbakan Erdoğan'ın siyasete sahip çıkan açıklamaları da önemlidir. Çünkü çözümün tek zemini siyasettir. Kürt sorunu özelinde AK Parti'nin yalnız kaldığı zemin.
Peki PKK arttırdığı bu şiddetten neyi umut ediyor?
Bu şiddet ile Kürtler daha çok özgürlük mü elde edecek?
Hayır.
PKK artık Kürtler için savaşmıyor. PKK kendi geleceği için savaşıyor. Ama bu olmayan gelecek.
PKK'nın bildiği ama görmek istemediği bir gerçek var; şiddetini arttırdıkları savaş, kendilerinin kazanacağı bir savaş değil. Kürtlerin de, Türklerin de kaybedeceği bir savaş. Bu savaştan Türkiye mağlup çıkmaz ama Türkiye vatandaşı olan Kürtler ve Türkler büyük acılar çekmiş olurlar.
PKK şiddeti arttırarak demokratik çözüm umudunu yok ettiği kadar, Kürtleri de kaybedeceği bir çatışma sürecinin içine itiyor. Bu yüzden Kürtler belki de hiçbir zaman sahiplenmedikleri bir savaşın mağduru olacaklar.
İnsanların adaletsiz buldukları, memnun olmadıkları düzeni değiştirmek için ellerinde pankartlarla, bilgisayarlarla, cep telefonları ile Tahrir'de, Wall Street'te, İtalya'da, Kanada'da meydanlara çıkıyorlar. ETA bile kendini feshederken; PKK'nın şiddeti nereye kadar yaşayabilir, arkasında İran-Suriye hattı ve/ya İsrail ya da başka ülke/ler olsa bile?
Yazarlar
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları






















































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
8.02.2019
23.11.2018
20.11.2018
16.11.2018
13.11.2018
10.11.2018
6.01.2018
3.01.2018
30.10.2018
26.10.2018