Murat BELGE
Avrupa Birliği ve bazı başka kuruluşların bir arada düzenlediği, Avrupa Birliği’ne girmemiş ama girmek isteyen Güney- Doğu Avrupa ülkelerini kapsayan, düşünce ve basın özgürlüğü konusunda bir konferansa katılmak üzere Brüksel’deyim.
“Avrupa Birliği’ne girmemiş ama girmek isteyen” dedim. Bu tanım Sırbistan ile Bosna’yı ve Montenegro’yu, Kosova’yı ve Arnavutluk’u kapsıyor. Bu ülkelerin yurttaşlarının çoğunluğu AB’ye girmek istiyor. Biz de çağırılmış durumdayız, ama AB’ye “girmek isteyenler” arasında olup olmadığımızdan emin değilim. Gezi protestolarına kadar, girmek istediğimizi söylüyor, ama istiyormuş gibi davranmıyorduk. Şimdi Başbakan’ın konuşmalarına bakılırsa, Avrupa Birliği de Başbakan’ın ve dolayısıyla Türkiye’nin düşmanları arasına girmiş.
Başbakan’ın öfkesi dinmek bilmiyor; öfkelendikleri de bitmek bilmiyor. Avrupa’sı, Amerika’sı, iç düşmanı, dış düşmanı, “faiz lobisi”, hepsi sıradan geçti. Hepsinin haddi bildirildi. Bu münasebetle AB ile kalan bağlarımızı da koparırsak, hiç şaşmamak gerek.
Nitekim, Başbakan, AB’den, AB Parlamentosu’ndan gelen açıklamayı “tanımadığını” da söyledi.
Bir “kulüb”e üye olmak üzere başvurduktan sonra “ben sizi tanımıyorum” demek, üyeliği gerçekleştirmenin en iyi yöntemi olmasa gerek. Ama Gezi Parkı eylemleriyle birlikte girdiği yeni ruh hali içinde, Başbakan, Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne üye olmamasının daha doğru olduğuna karar vermiş olabilir.
Ama, tabii, bu konuda karar verecek başkaları da bulunuyor. Türkiye’nin Avrupa Birliği üyesi olması fikrinden hiç hoşlanmayan Avrupalılar olduğunu biliyoruz. Hele Türkiye onların zihinlerinde canlandırdığı “Türk” ve “Türkiye” imgelerine uygun bir biçimde davranmaya başlayınca, “İşte, biz demedik mi? Bunlar böyledir” diye ortaya çıkıyorlar. Şimdi olan da bu, tastamam böyle. Türk polisinin vazifeşinaslığı “Benim polisim” diye konuşmaktan özel bir zevk aldığı anlaşılan Başbakan Erdoğan’ın gözlerini yaşartabilir ama, başkaları açısından, ille göz yaşaracaksa, bu yaşarmanın nedenleri başka.
Şu ara Merkel’in partisi (herhalde seçim hazırlığının bir parçası olarak) Türkiye’yi bir Avrupa Birliği üyesi olarak görmediğini açıkça ilân etme yolunda. Alman Hıristiyan Demokratları’nın bu tutumu benimsemesi herhalde Türkiye’nin Başbakanı’nı huzursuz etmeyecek, tersine, rahatlatacaktır. Bir yandan, üyeliğin gerektirdiği can sıkıcı “demokratikleşme” yükümlülüklerinden kurtaracak, bir yandan da, Başbakan’ın yeni siyasî yaklaşımının önemli bir ögesi haline getirdiği “zenofobya”nın dayanağı olacaktır.
Burada, Brüksel’de, gelişimizin ikinci gününe rastlayan “Speak Up” (“Konuş” ya da “Sesini Yükselt”) toplantısında Türkiye üzerinde en çok konuşulan ülkeydi. Protestolar herkesin ilgisini toplamıştı. Sürecin bütünü içinde Başbakan’ın gerilimi tırmandıran dili ve emrindeki güvenlik güçlerinin duruma müdahale etme üslûpları ayrıca ilgi toplamıştı. Sonuç, Türkiye açısından, iç açıcı değildi. Son oturumda konuşan Adalet Bakanlığı Müsteşarı’nın söyledikleri de bu havayı değiştirmeye yetmedi.
Yukarıda saydığım öteki ülkelerinde “entegrasyon süreci”nde karşılaştığı bazı zorluklar var. Ama, hiçbirinde bizdeki gibi bir direniş yok. Buna rağmen, Türkiye’nin demokratikleşme potansiyelinin (ve aynı zamanda, demokratikleşmeye karşı direncin) hepsindekinden daha fazla olduğu kanısındayım.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları




























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
8.12.2025
1.12.2025
24.11.2025
25.08.2025
6.08.2025
1.08.2025
28.07.2025
22.07.2025
30.06.2025
16.06.2025