Murat BELGE
Seçim sonuçları bir sürpriz yaratmadı sanırım. Ya da şöyle diyelim: ortada “sürpriz” diye bir şey varsa, Tayyip Erdoğan’ın seçimi kazanmış olması değil, beklenen oy oranına ulaşmamış olması sürpriz sayılabilir. Çünkü “AKP’nin yandaşı” falan sayılmayacak birçok anket şirketi yüzde elli beşler, elli yediler civarında oranlar gösteriyordu. Gelen ilk rakamlar da oralarda dolaşırken sonunda 52’nin altına indi.
Erdoğan ve AKP umduğunu bulamamış olabilir ama bu sonuç yeterince başarılı bir sonuçtur.
Dünkü Taraf sonucun Çankaya için yeterli olsa da Başkanlık için yeterli olmayacağını yazıyordu. Böyle düşünen çok, örneğin televizyonda Taha Akyol da aynı şeyleri söylüyordu. Bu doğru olabilir ama Tayyip Erdoğan’ın aynı fikirde olduğunu hiç sanmıyorum. Tayyip Erdoğan’ın kendi kafasındakini yapmak üzere davranacağından da hiç şüphem yok. Şimdiye kadar hep olduğu gibi “balkon âyini”ni de yerine getirdi: bunu yaptıktan sonra bildiği gibi getirecektir arkasını.
Zaten şu anda herhangi bir yasaya uymayan bir zeminde duruyor AKP iktidarı. “17 Aralık” Erdoğan’ın düşmanlarına saldırmak için mazereti haline getirilmiş, bir yanda tayinler, yani sürgünler, öbür yanda da savsaklanan fezlekeler, açılmayan soruşturmalar, gayet acayip bir konumda oturuyoruz.
Türkiye toplumu şimdiye kadar Silâhlı Kuvvetler dışında bir süpap, sigorta işleri görecek bir kurum bilmediği ve kurmadığı için, böyle kural tanımaz bir iktidarla karşılaştığı zaman da çaresiz kalıyor. AKP iktidarının son yılları bize bunu öğretti. Bunun yanısıra, o cephenin de, kendi “cephe çıkarı” olarak tanımladığı şeylerden bağımsız, herhangi bir olaya bakamadığını, ağzını açamadığını gösterdi.
Bunun çaresi, şüphesiz, askeri yeniden sigorta haline getirmek değil. Silâhlı Kuvvetler’in bilinen o eski konumunu, ayrıcalığını kaybederek normalleşmesi sonuç olarak bütün bu toplumun kazanımıdır. Ama şimdi toplumun kendini koruyacak sivil mekanizmaları kendi üretmesi gerekiyor. Bu dönem, sanırım, toplumun bu dersi öğreneceği dönem olacaktır.
Bu Cumhurbaşkanlığı seçiminde karşımızda sürekli Tayyip Erdoğan’ı gördük, ama muhtemelen ondan da fazla, Selahattin Demirtaş’ı konuştuk. Seçim sonrası yorumlar, değerlendirmelerde de, farklı siyasî görüşlerden insanlar Demirtaş üstüne olumlu sözler söylediler. Kazanmanın en uzağında kalan, yani aslında “kaybeden” bu aday, başlıca ilgi odağı olabildi. Gerçekten de, bu seçimin öne çıkan, farklılık yaratan aktörü oydu.
Yüzde onun biraz altında kalan oy oranı bana çok düşük görünüyor --Demirtaş’ın dile getirdiği değerlerin, ilkelerin toplumda yüzde ona varmayan bir destek bulması acıklı bir şey de ondan. Ama Türkiye’nin genel koşullarını düşündüğümüzde, “Buna da şükür” demekten başka çare yok.
Hele Demirtaş’ın geldiği siyasî çizgiyi ve bunun Türkiye’de nasıl görüldüğünü, algılandığını düşününce, Demirtaş’ın bu orana çıkmasının büyük bir başarı olduğu anlaşılıyor.
Demirtaş’ın başarısı oldukça bireysel bir başarıdır. Söylediklerini demiyorum. Söyledikleri, herhangi bir çoğulcu demokratik sol söylemde olanlar ya da olması gerekenlerdi. Ama Demirtaş bunları içtenlikle ve inanarak söyledi ve dinleyenlere, karşılarında sahici bir adam olduğu duygusunu geçirebildi.
Tayyip Erdoğan’ın cumhurbaşkanlığı ile geçecek bu beş yıllık dönemin Türkiye’nin “demokratik eğitim”inde kritik ve belirleyici bir dönem olacağını düşünüyorum.
Yazarlar
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRT“Birden dursun istersin seneler olunca mazi. Öyle bir geçer zaman ki…” 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları




























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
8.12.2025
1.12.2025
24.11.2025
25.08.2025
6.08.2025
1.08.2025
28.07.2025
22.07.2025
30.06.2025
16.06.2025