Murat BELGE
CHP “Kurultay” yapacak gene. Muhalefet, Cumhurbaşkanı seçim stratejisini eleştirecek. Adayın anti-demokratik yöntemlerle seçildiği söylenecek vb., ama asıl sıcak konu, seçilen adayın “kimliği” olacak. CHP muhalefeti, CHP’nin “çağdaş bir parti” olma yolunun “daha Atatürkçü” olmaktan geçtiğini savunacak. “Atatürkçülük, ulusalcılık, laiklik” kavramlarını yanyana dizen bir söylem sunacak.
Bunları düşünerek, geçen gün, Kemalizm’in Türk milliyetçiliğinin bir “version”u olduğunu yazdım. Başka mümkün (ve zaten varolan) “version”lardan ayırdedici özelliği “laiklik” konusunda ısrarıdır. Bu, öncelikle Fransa’nın “anti-klerikal” Aydınlanma’sından tevarüs edilmiş bir özelliktir. Örgütlü din, insanların zihnî gelişmelerinin yarım yamalak kalmasının sorumlusu olarak kabul edilir.
“İdeoloji” terimi de Aydınlanma’nın “tepe noktası” diyebileceğimiz Fransa Devrimi’nin ertesinde icat edilmiş bir kavramdır. Başlangıçta olumlu bir anlamı vardı, çünkü Kilise’nin insanlara dayattığı dinî “dogma”ya karşılık “seküler” insan düşüncesini anlatıyordu. Ondokuzuncu yüzyıldan erken yirminci yüzyıla kadar dünyanın çeşitli yerlerinde “ilerici” aydınlar Fransa’dan yayılan bu “fikriyat”ı benimsedi ve onu bir eylem kılavuzu haline getirdi. Mustafa Kemal de bunlardan biriydi. Osmanlı’nın onca zaman dünyaya egemen olduktan sonra düştüğü zelildurum, Mustafa Kemal’e (ve bazı başka genç Osmanlı aydınlarına) göre dünyadan (yani Batı’dan) kopuk kalan İslâmiyet’in sorumlu olduğu bir durumdu. Dolayısıyla Türk milletini bu tutsaklıktan kurtarmak gerekiyordu. Onun için “bir tür laiklik” Kemalizm’in “özsel” bir parçası haline geldi.
“Bir tür” diyorum, çünkü burada uygulanan “laiklik” falan değildir. Laiklik din ve devletin etkinlik alanlarının ayrılması ve birbirlerinin alanlarına müdahale etmemeleri demektir. Bu nedenle, iki özerk yapı öngörür. Mustafa Kemal’in bundan anladığı ise devletin dini kendi denetimi altına almasıydı. Bu aslında Osmanlı pratiğinden sanıldığı kadar farklı bir anlayış, bir örgütlenme şekli getirmiyordu. Ama bu yapıda devlet dine müdahale edebiliyor, “Müslüman olmak onu değil, bunu gerektirir” deme nihai hakkını elinde tutuyordu. “Neyi gerektireceği” de, Kemalizm’de her şeyin olduğu gibi, tamamen pragmatikti. Bu da, İslâm’a inanmakta devam eden kesimlerin beynini oynatan bir şeydi.
Bu noktaya gelmişken “anti-Kemalizm” üstüne de birkaç şey söylemek istiyorum. Dünya ile zaten uzun boylu ilintisi olmayan Kemalizm’in Türkiye’nin bugün yaşadığı sorunları çözecek bir anahtar da sunmadığını söylüyorum. Bu geçerli bir tesbitse, “anti-Kemalizm” de bu yüzyılda bundan farklı bir rol oynayamaz.
Şimdi, evet, diyelim ki bir kesim insan var, bir başka kesim insanın hoşlanmadığı bir dizi iş yapıyor ve bunları yaparken habire “Biz bunları X öyle söylediği için yapıyoruz” diyor. Yapılanlara sinirlenirken, “o söylemiş” diye “X”e de sinirlenmemek sıradan insan zihninin kolayca başaracağı bir şey değil. Ama artık bu “sıradan”lıktan çıkmak ve olgunlaşmak gerekiyor.
“Atatürkçülük” dediğimiz ideolojiyi seküler bir din haline getiren ve bundan eni konu bir “ritüel” çıkaran bir kesim var. Bu kesimle konuşup anlaşma imkânı da pek görmüyorum. Son analizde zamana bağlı bir “fenomen” sanırım. O zihniyeti yeniden üreten ideolojik araçlar çalışmaz hale gelince o da normalleşecektir.
Eleştiriher şeyden önemli. Descartes’tan da yüksek sesle “Her şeyden şüphelen” diyebilirim. Ama Descartes gibi, şüphelenmenin yöntemli olması gerektiğine inanırım. Tapınma şüphe kaldırmaz, yöntemli de olamaz. Ama aynı şeyler nefret için de geçerli: çünkü bir çeşit “tapınma”nın ikizi bir çeşit “nefret”.
Aynı zamanda bunlar, varolan somut, ciddi, karmaşık sorunlarımızı perdeleyen kavramlar haline geliyor. “Küresel ısınma için ne yapmalı?” ya da “globalizasyon yeni sömürü biçimleri getiriyor mu?” türünden yüzlerce soru var önümüzde; biz “Atatürkçü müsün?/ Anti-Kemalist misin?” diye soruyoruz.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları

































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
8.12.2025
1.12.2025
24.11.2025
25.08.2025
6.08.2025
1.08.2025
28.07.2025
22.07.2025
30.06.2025
16.06.2025