Murat BELGE
Öğretmen olmak zorlaştırılacakmış.
Öğretmen olmak zaten zordur.
Öğretmen maaşıyla geçinmenin zorluğu ya da buna benzer şeyleri kastetmiyorum.
Öğretmen olmaya yetecek kadar bilgi edinmenin zorluğundan da söz etmiyorum.
Öğrenmekten zevk aldıracak şekilde öğretmenin zorluğundan söz ediyorum. Bilgiyi, sevilesi bir şey olarak sunmanın zorluğundan söz ediyorum.
Bunun okulu da yok. Bir “teknik”le olabilecek bir şey değil. Öylesinin yapaylığı hemen sırıtır. Oysa şu anlatmaya çalıştığım alışverişin gerçekleşmesi her şeyden önce doğal ve içtenlikli olmalı. Bir kişilik olgusu olmalı.
Dediğim türden öğreticiler dünyanın her yerinde azdır. Burada özellikle azdır. Çünkü burada eğitim anlayışı kendisi daha baştan sakattır. Burada “eğitim” adı altında sözünü ettiğimiz nesneye başka birçok yerde “beyin yıkama” diyorlar.
Şimdi “öğretmen olmak zorlaşacak” diye haberler çıkıyorsa, bunun anlamı, “Bizim öğretilmesini istediğimiz şeyleri öğretmeyen, başka konulardan, başka üslûpla söz eden, kafaca bize bağlı olmayan, sözümüzü dinlemeyen kişilerin öğretmen olmasına imkân vermeyeceğiz” demektir.
Peki, yani onlara bağlı olmayan bu öğretmenler yukarıda anlattığım biçimde öğreten, yani bilgiyi bir sevgi nesnesi haline getiren kimseler de, onun için mi onların isteklerine uymuyorlar? Hayır. Dedim ya, öyleleri zaten çok az. Onların değil de başkalarının sözcüsü oldukları için “makbul” değiller. Yani X takımı gözünde “makbul” oldukları için Y takımının gözünde yamuk duruyorlar. Başka bir ideolojinin gereklerine göre beyin yıkıyor, beyin masajı yapıyorlar.
Daha önceleri dindar olmayan nesil yetiştirmeye kararlı olanlar bu eğitim çarkını ellerinde tutuyorlardı. Onların da bilgi vermekle beyin yıkamak arasındaki farkı anlamayan kadroları vardı. Tabii o devasa Millî Eğitim Bakanlığı’nın öğretmen kadroları arasında her türlü insan vardı: dindar ve Türkçü nesiller yetiştirmek isteyenler, “cemaat” değerlerine bağlı nesiller yetiştirmek isteyenler, ayıptır söylemesi, solcu nesiller yetiştirmek isteyenler bile vardı.
Vardı var olmasına, ama bir düzeyde sağcı- solcu, sağcının dızdızcısıyla sağcının bızbızcısı falan filan diye ayrılırken, “nasıl beyin yıkanır?” temel platformunda aralarında öyle kayda değer ayrımlar yoktu. Öğrenciler, ekilecek bir tarla gibi önlerine konuyordu; onlar da ellerine tohumları alıp serpiyorlardı taze dimağlar üstüne. Hareket aynıydı. Tohum, birinde arpa, öbüründe buğday vb. olabilirdi.
Şimdi ülkede bir büyük ideolojik kavga var. “Dindar nesiller yetiştirmek isteyenler” kesimi siyaseten ele geçirdikleri mekanizmaları toplumun geleceğinin “hendese”sini çıkarmak üzere işletecek konuma geldiklerine inanıyorlar. Dindar nesil yetişecekse, yetiştireceklerin de bu işe uygun olması gerek. Dolayısıyla oralara el atacak, o kadroları şöyle bir altüst edip kendi mizaçlarına uygun olanlarını bulup seçecekler, yeniden yapılandıracaklar.
“Öğrenci”, bu insanların gözünde, edindiği bilgilerden kendi sentezlerini yapmayı öğrenmiş bir “özne” değil de, bizim geçerli olduğuna inandığımız dogma ve düşünceleri yansıtan bir “nesne” olarak varoldukça, bu ülkenin eğitim/ öğretim sorunlarının sonu gelmeyecektir. Bu yaklaşımla “nitelik” denen hedefe hiçbir zaman varılmaz.
Ama belli ki böyle sorular sormamıza ve böyle çözümler bulmamıza daha çok zaman var. Biz şimdi, hâlâ, “Neyi ezberleteceğiz?” kavgası yapıyoruz. “Ezberletmeyeceğiz” aşamasına ne zaman geliriz –gelir miyiz?– hiç belli değil.
Ama bu ideolojinin daha çok zarar vermeye devam edeceği belli. Besbelli.
Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarlar
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRT“Birden dursun istersin seneler olunca mazi. Öyle bir geçer zaman ki…” 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları



































Sureyya balci
Gazeteci dediğin kinanmaktan çekinmez. Tayyibi vurmadan sevmezler ahmet ay gibilerini. Sayın Ay yüreğiniz isil isil yolumuzu aydınlatıyor. İyiki varsınız
ali kılıç
siz bir dıhaki seçımlerde mehmet metinerle birlikte milletvekili yerınızı şimdiden garentiledınız.sen kendı gazetecılığıne baksene be kardeşım başkasına akıl varmak sanamı kalmış.sen AKP nın her süyledığıne evet diyebilirsın hata tayip erdoğanın her süyledığı şeyi allahın kelamı olarakta kabul edebilirsın.çandar senın gibi düşünmek zorundamı.sen gazetecılık yapmaya çalışırsan dıha iyi olur akıl hocalığından vazgeç.
Yasemin Ç
gözünü seveyim yürekli insan, bu kadar seviyeli eleştiri ancak sizden olur