Murat BELGE
Bu yakınlarda yazdığım bir yazıda, Marx’ın niçin işçi sınıfını, proletaryayı, devrimin öznesi ya da “devrimci özne” olarak gördüğü sorusuna cevap aramıştım. Saint-Simon, Proudhon gibi sol düşünürler de işçi sınıfını projelerinin merkezine yerleştiriyorlardı. Ama onların bu konuda çıkış noktası işçi sınıfının bu düzen içinde mahkûm edildikleri yoksulluktu, sefaletti. Bunu Marx da görüyordu, Kapital’de uzun uzun anlatmıştı. Engels de bu konuda kitap yazmıştı. Ama Marx ile Engels için sorun sömürülmek ve sefil olmaktan ibaret değildi. Sefalet çeken insanların isyan etmesi, ayaklanması çok sık görülmüştür. Ama dünyanın gidişini değiştirecek bir durum da pek yaratmamıştır. Marx ile Engels ise gözlerini kurulacak yeni dünyaya dikmişlerdi. Bu yeni dünyayı proletaryanın kurabileceğine inanmışlardı. Onlar işçi sınıfını “kurtarılacak bir nesne” olarak değil, kendisi “kurtarıcı özne” olabilecek sınıf olarak görüyorlardı.
Düzen kapitalizm olunca, hele olaylara eleştirel bir gözle bakanlar açısından işçi sınıfı elbette –öyle ya da böyle– önem kazanacaktı. Zaten ilk sendikalar ya da chartism gibi siyasî amaçlı hareketler oldukça kendiliğinden bir biçimde oluşmaya başlamıştı. Ama Marx ile Engels’in yazdıklarından sonra işçi sınıfı ile sosyalizm arasında kopmaz bir bağ oluştu.
Nerede oluştu? Doğrusu, gerçek dünyadan çok düşünce dünyasında oluştu.
“Sosyalizm nerede, nasıl kuruldu?” diyerek bakın çevrenize, bakalım işçi sınıfını nerede göreceksiniz: Çin’de mi, Vietnam’da mı, Küba’da mı? Nerede? En etkin varlık gösterdiği, Rusya’dır, 1917’dir. Ama savaş olmasa orada da işçi sınıfının devrim yapması pek düşünülemezdi. Ama bunların hepsinde bir “işçi sınıfı katılımı”nın olduğu varsayılırdı. Birkaç şehirde az sayıda işçi bulunabilen Çin’de de devrimin “işçi sınıfının ideolojik öncülüğünde” gerçekleştiği söylendi –çünkü başka türlü bir önderliğinden söz etmek mümkün değildi.
Bütün o “bilinç dışarıdan gelir” tartışmalarında da, işçi sınıfının bu gibi olaylarda ve genel olarak siyasette yer alma biçiminin sorunsallığı yatar.
Bunlar gene büyük ölçüde geride, uzaklaşan geçmişte kalmış olaylar. Bugün ne oluyor? Bugün nasıl bir tavır sergiliyor proletarya?
Koskoca dünyanın her köşesinde farklı örüntüler tesbit etmek mümkün olduğu için bu soruya net ve toparlayıcı bir cevap vermek çok zor. Ama şöyle zihnimde toparlayıp soyutladığımda, “insanlığın geleceğini kuracak” bir bilinçlilik, bir ortak irade, bir özgüven göremiyorum. Tersine, birçok yerde, ırkçılık dâhil, pek çok faşizan davranış görebiliyorum. Öte yandan, gene Marx’ın, Engels’in beklentilerine hiç uymayan bir şekilde, proletarya toplumda “ezici bir çoğunluk” falan da oluşturmuyor günümüzün dünyasında. Sayıca artış “hizmetler sektörü”nde. Proletarya durduğu yerde daralıyor.
Bütün bunları, geçen gün değindiğim, emperyalizm mi yaptı? Yani, sömürgelerden sömürdüğünün bir kısmını işçi sınıfına parsa olarak dağıtıp devrimciliğini mi aşındırdı? Böyle olduysa, işçi sınıfı rüşvetle devrimden vazgeçiriliyorsa, Marx ile Engels asıl burada büyük yanılgıya düştüler demektir.
Ama ben bunun doğru olduğunu düşünmüyorum. Sorunun doyurucu cevabını bu yönde aranmakla bulacağımıza da inanmıyorum. İşçi sınıfı bu duruma geldiyse artık sosyalizm de geçersizleşmiştir, demiyorum.
Demiyorum da, bütün bu sorulara o alışıldık köhne cevapları vermeye devam edersek, bu işin bir çıkışı da bulunamaz.
Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarlar
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRT“Birden dursun istersin seneler olunca mazi. Öyle bir geçer zaman ki…” 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları






























Hrac Madooglu
"Koridoru actilar da Kurtler istemedi...Kobaniye yardim edecekti hukumet ama Kurtler olmaz dedi"...Basbakan boyle demis toplantida, siz de yazmissiniz. Peki, siz bu sozlerin yalan oldugunu bilmiyor muydunuz? Kac kez beyanat verdi Erdogan, koridoru acmayiz, bunlar teroristtir yardim etmeyiz diye. Yalan oldugunu bile bile neden gercekmis gibi yaziyorsunuz? Tekzipi hak ediyorsunuz, sonra da bunun altindan kalkmak icin yine yalana devam. "Akil insan"lik bu mu?
özgür doğu
Hükümetin ajansı gibi yazarlar türedi. Ve Başbakan bir şey demişse %100 doğru kabul eden bir satılık düşünce kadrosu başımızda. Yahu Hilal hanım, Başbakan türbanlı aday için sizden yardım isteyince hemen kampanya yapmış ve sonra da fırçayı yiyince tv ekranında ağlamaklı bir sesle "ama o bize söylemişti" dememiş miydiniz? Sizin hiç mi bağımsız düşünebilme becereniz, kendi başınıza birşeyler yapabilme dirayetiniz yok?