Murat BELGE
Son yıllarda Kürt arkadaşlarımızla konuşurken sık sık söyledikleri bir söz var: “Sizin böyle oturup karşılıklı konuşabileceğiniz son kuşak biziz,” diyorlar. “Bizden sonra gelenler başka türden insanlar.”
Ben o “başka türden insanlar”ı Hakkâri’de görmüştüm: ellerinde taşlarla yolumuzu kesen on dört on beş yaşlarında delikanlılar…
PKK ile bir gerilla hareketi olarak başlayan Kürt direnişi, bunca yıl sonra, böyle bir noktaya geldi.
Yıllar önce, Victor Serge’in anılarını okumuştum. Serge, Rus kökenli bir devrimci. Ailesi Belçika’ya göçtüğü için o da Belçika’da büyümüş. Göçmenlerin ve yoksulların yaşadığı bir kenar mahallede –bir yoksunluk ve öfke mahallesi. Görmedikleri ve nasıl işlendiğini çözemedikleri çarkların yoksunluğa mahkûm ettiği umutsuz ve öfkeli gençler. Serge “balinanın karnında” deyimini kullanıyordu bu hapisliği anlatmak için. Sanırım Orwell bunu ondan almıştı.
Durumlarını protesto ediyor ve savaşıyorlar. Savaştan bir şey kazanmayı umuyorlar. Önlerinde “rasyonel” denecek bir plan- program yok. Ama dövüşmek onlar için bir varoluş tarzı. Başka bir varoluş tarzı da bilmiyorlar, tanışmamışlar.
Victor Serge’in bu Belçikalı arkadaşlarından doğu ve güneydoğu illerimizde çok sayıda bulunduğu kanısındayım. “Çok sayıda.” Bu toplumun bu yönde değil de şu yönde yoluna devam etmesini belirleyecek kadar kabarık bir sayı değil; ama herhangi bir yönde devam edemeyip olduğu yerde debelenmesine yol açmaya yeter.
Haziran’daki seçim sonuçlarıyla birlikte başlayan hareket –birçok gözlemcinin o günlerde belirttiği, dikkat çektiği gibi– bu çatışmada yeni bir aşamayı işaret ediyordu. Bir “kent hareketi” başlamıştı. Kırda, bayırda ver iki bir gerilla mücadelesinden, belirli ölçüde kitleleşme potansiyeli içeren bir kent hareketine doğru bir evrimle sözkonusuydu. Böyle bir aşamanın ortaya çıkmış, çıkabilmiş olması da, öyle bir gençliğin orada bulunmasının sonucuydu.
Bu insanlar, PKK için bir taban şüphesiz. Ama yukarıda da söylediğim gibi, plan- programı olan ya da plan- program dilinden konuşan bir taban değil bu.
Haziran sonuçları, Kürt hareketi, direnişi için silâhtan başka bir yöntem düşünmeyen, düşünmek istemeyen kesimleri bir paradoksla yüz yüze getirdi diye düşünüyorum. HDP’nin beklenenin epey üstüne çıkan başarısı… Bu başarıdan yararlanarak birkaç yeni hamle daha yapma isteği. Ama aynı zamanda bu başarıyı kazanmış olanların da şımarmalarına meydan vermeme içgüdüsü: bu işler kimden sorulur, bilinsin.
Bir yanda hükümet kendi geleceğini çatışmanın, gerilimin artmasına bağlarken, bu kesim de kendi farklı gerekçeleriyle aynı yöntemde karar kıldı.
Ama HDP’nin Haziran’da ki başarısı, olayı silâhların konuştuğu alandan çıkarıp siyasi mücadelenin, legal- demokratik mücadelenin alanına taşıyabileceğine dair verdiği güvendi. Dolayısıyla birdenbire alevlenen bu çatışma ortamı hükümetin planını doğruladı ve ona avantaj sağladı. Ama demokrasiye kaybettirdi.
“Özerklik”, bu da başka, karmaşık bir hikâye. Geçenlerde International New York Times’da bir yazı okumuştum,. Rojava’da ders veren bir Amerikalı’nın yazısı. Gazeteyi saklamadığım için şimdi hiçbir isim aklımda değil. Onun dediğine göre Öcalan yaşını başını almış bir Amerikalı anarşistin kitabını okumuş. Adam, bazılarımızın bir süredir anlattığı bir düşünceyi savunuyor. “İlle iktidar olmak şart değil,” diyor. Bir düşünsel olgunluk düzeyine geldiğinde iktidar olmadan da bir “toplumsal belirleyici” olmak mümkündür. Bu yazıya göre Öcalan da fiilî sınırlar değişmeden özerklik olabilir düşüncesini savunmuş.
Bir gazete yazısından büyük genellemelere yönelmek doğru da değil, mümkün de değil. Ama o yazıdaki veriler doğruysa, herhalde Öcalan’ın anlatmak istediği “özerklik” sokaklara hendek kazmakla erişilecek bir özerklik değildi.
Ama orada yani “vaka mahallinde” olanların düşünebildiği, tasarlayabildiği “özerklik” böyle bir şeydi.
Yazarlar
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRT“Birden dursun istersin seneler olunca mazi. Öyle bir geçer zaman ki…” 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları






























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
8.12.2025
1.12.2025
24.11.2025
25.08.2025
6.08.2025
1.08.2025
28.07.2025
22.07.2025
30.06.2025
16.06.2025