Murat BELGE
Dünyayı saran bir popülizm dalgasından söz ediyoruz. Bu dalgadan söz etmek de dünyayı saran bir dalga haline geldi. Birbirine pek de benzemeyen birçok ülkede görülmesi ilginç. Dünya tarihinin şu aşamasında böyle bir olgu, bir fenomen varsa, buna yol açan nedenin de böyle genel bir etken olması gerekir. Mantıken böyle. Ama "mantıken" olması yetmiyor; "maddeten" de öyle mi?
Bir süre önce bir "öneri" olarak, "temsilî demorkasi"nin gene dünya çapında krizinin bu popülizm fenomenine yol açmış olması ihtimalini ileri sürmüştüm. Bugün de bunun önemli bir ekten olduğu kanısındayım. Ama bunu söylerken bir soru da insanın kafasını kurcalıyor: "Temsilî demokrasi" dediğimiz şey her yerde var mı ya da her yerde aynı mı? Örneğin popülizmin "sol" olma iddiasında bir kolu Venezuella'da görüldü. Rastgele seçelim: Danimarka'da da popülist sağ bir hareket var. Peki Venezuella'da ve Danimarka'da aynı "temsilî demokrasi" yürürlükte mi? Herhalde değil.
Buna Türkiye'yi de ekleyebiliriz. Buradaki AKP iktidarının popülizmle birçok ilişkisi ve benzerliği olduğu görülüyor; ama bizim siyasî geçmişimizde "temsilî demokrasi"nin yeri nedir? Kendisinin değil de pek başarılı olmayan bir kopyasının burada uzun zaman hüküm sürdüğünü söyleyebiliriz; ama örneğin Fransa'daki herhalde "kopyası" değildi. Oysa şimdi burada Le Pen'inkinden daha başarılı bir popülizm örneği görüyoruz.
Bu aslında öteden beri var olan bir "teorik" sorundur. Siyasette "yerel" ile "global"in gerçek dengeleri nelerdir? "Yerel"in içinde "global"in payı nerelere kadar varabilir; "yerel", "global"i ne ölçüde kendine uydurur?
Bunun tek bir cevabı olamaz, çünkü bunlar her zaman konjoktüreldir; dolayısıyla oranlar her somut duruma göre değişir.
Bayağı uzun bir zamandan beri sosyo-politik sorunları düşünmek için veri saydığımız "birim", ulus-devlet dediğimiz toplumsal örgütlenme biçimi. Dünyaya böyle kısmî bir yerden bakmak da ister istemez görüşü kısıtlıyor. Bunun sonucunda birçok "global" etkiyi gözden kaçırmamız ihtimali güçleniyor.
Böyle oluyor diye bu sefer de işin o yanını abartmamak, "global"dir diye söz konusu eğilimi her yer aynı renge boyamamak gerekiyor.
Popülizmin toplumun kendini bir biçimde dışlanmış bir kesimine dayanarak güç kazandığını biliyoruz. Bu gibi kesimleri "işte halk" diyerek arkasına aldığını ve geri kalanların da "halk"ın bir kısmı olduğunu kabul etmekten kaçındığını da biliyoruz. Öte yandan, bu tür toplumsal yarılmaları araçsallaştırıp bir öfke ortamı yaratmadan başarılı olmuş bir popülist harekete rastlamadık. Bilinen bütün örneklerde bu özellikler görülüyor. Dolayısıyla, bir kere bunların "global" olduğunu söyleyebiliriz.
Ama bu noktaya gelince "Niye öfke?" diye de sormalıyız. Çünkü öfke, intikam duygusu, hattâ nefret uyandırmak ve bunları siyasette kullanmak üzere dile dolanan olayların mahiyeti de toplumdan topluma değişir. Hollanda'da popülist parti "Bunlar ülkeye akın akın Asyalı, Afrikalı göçmesine seyirci kalıyorlar," diye propaganda yapabilir ve inandırıcı da olabilir. Bu "kabahat"i "onların" liberal kültürleriyle açıklayabilir; hattâ bir tür çıkar sağladıklarını da ima edebilir- ve bunlara inanacak öfkeli kalabalıklar bulabilir. Ama, sözgelişi, "Bunlar geçmişte Başbakan Filanca'yı idam etmişlerdi" derse, buna kimseyi inandıramaz, çünkü böyle bir şey olmadığını herkes bilir. Türkiye'de ise durum aynı değildir.
Onun için de AKP iktidarı "öfke yönlendirme politikası" uygulamakta ve bununla etkili olmakta bir hayli başarılı olabiliyor. Bununla hem örgüt militanlarını, hem de belirli bir gündelik kültür ve yoksunluk duygusunu içinde yetişmiş bir kesimi kendi deyimleriyle "diri" tutabiliyor.
Diyeceğim birçok sorun gibi bu popülizm olgusu da sınır-aşırı, "global" köklerden kaynaklanan bir sorun. Ama eriştiği her toplumun kendi özgül tarihinden ve yapılanmasından ileri gelen mekanizmalarla eklemlenmiş durumda. Onun için, her yerde aynı ilâç, derde deva olmayabilir.
Yazarlar
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRT“Birden dursun istersin seneler olunca mazi. Öyle bir geçer zaman ki…” 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
8.12.2025
1.12.2025
24.11.2025
25.08.2025
6.08.2025
1.08.2025
28.07.2025
22.07.2025
30.06.2025
16.06.2025