Murat BELGE
Bununla şu “program” yazılarımı bitireyim diye düşünüyorum. Sonradan, yeni ipuçları, temalar ortaya çıkarsa, gene yazılır da, şimdilik yeter artık.
Önce bir not: “Sosyalizm” adına yapacağınız, hazırlayacağınız bir programda, “patent”i başkalarına ait maddeler bulunması da şart. Örneğin, genel olarak “çevrecilik” bir sosyalizm icadı olmadığı gibi, sosyalistlerin en fazla günah işlediği bir alan. Bu da ta Marx’a gider: “İnsanın Doğa’ya karşı mücadelesi” vb. Ama bugün içinde çevrecilikten esinlenmiş maddeler bulunmayan bir sosyalizm programı olacağını düşünemiyorum. Veya, kürkü için hayvan öldürmeye (bu da “hayvan hakları” sivil hareketinden gelen bir şey) sınır getirmeyen bir “sosyalizm” programını...
Biz burada, dünyanın bu bölgesinde, insanın devletin hizmetinde görülüp kabul edildiği bir siyasî kültür ve bir sistem içinde doğduk, orada yaşıyoruz. Onun için de demokrasi için yazan çizen arkadaşlarımız “yurttaş devletin değil, devlet yurttaşın hizmetinde olmalıdır” sözlerini sık sık tekrarlıyor. Genellikle “Batılı” dediğimiz, “ileri” sıfatıyla anmamızı kapitalizme erken geçebilmelerine borçlu olan toplumlar bireyle devlet arasındaki bu tür sorunları aşmış görünüyorlar (“aşmışlar” demedim: “aşmış görünüyorlar”). Ama oralarda da ekonomi yurttaşların değil, yurttaşlar (insanlar, kitleler, “emekçiler”) ekonominin hizmetinde. Oralarda General Electric veya General Motor, General Patton veya General McArthur’dan daha fazla iktidar sahibi. Onun için de işler “vatan-millet-sakarya” ile değil, “kâr - rantabilite -fizibilite” ile yürüyor. Benim tasarlayabildiğim “sosyalizm programı” bu denklemi tersine çevirme hedefini uzun vadeli baş hedefi olarak seçmeli, ama bunun için yapılması gerekenleri evrimsel (yani yaşananı sindirmeye dayalı) bir üslûp içinde sıraya koymalıdır. “Mülkiyet devletleştirilecektir” deyip, söylenmesi gerekeni söylemiş olma yanılsamasından kurtulunmalıdır. Sovyetler Birliği’nde (ve öteki örneklerde) bu yapıldı. Ekonomi insanların hizmetine girdi mi? Girse, sonuç böyle olur muydu?
Yeni iş alanlarının öncelikle kültür ve bakım alanlarında açılmasının programlanmasından yanayım (Raymond Williams’ın 2000’de söyledikleri arasında bu). Öksüzler yurdundan yaşlılar yurduna birçok kurum... “bakım”dan kastım bu. Buralarda gene o kapitalist mantığın çizdiği “asgarî harcama”, “rasyonalite” falan filan hesaplarını bir yana bırakıp “azamî hoşnutluk yaratma”yı gözeten bir istihdam politikası düşünüyorum (hastaneler, türlü bakımevleri, belki bugün olmayan benzer kurumlar da). Ama burada en önemli sorun “iyi yetişmiş eleman”. Yani, aldığı maaş karşılığı iki buçuk hizmet çırpıştırmakla yetinen biri değil, yaptığı işin insanî içeriğinin bilincinde olan ve bunu severek yapan biri.
Ve kültür... Sözgelişi, müzelerde daha çok sayıda uzman; gelenleri güler yüzle gezdirmek, onların belirteceği ihtiyaca göre bilgi verecek, başında durduğu eşyanın ne olduğunu bilen, değerini bilen, niçin değerli olduğunu bilen, en önemlisi bu bildiklerini paylaşmasını bilen insanlar. Ama söze “müze” diye başladım; bu yalnız müzelerle sınırlı bir şey değil ve bir düşünmeye başlarsak, önümüzde kocaman bir imkânlar ummanı açılır.
Bunlar genel konular da, Türkiye sözkonusu olduğunda ben kentlerin yeniden yapımını, çok geniş çaplı restorasyon işlerini de, bir çeşit “kültürel Keynesçilik” olarak programa koymaktan yanayım.
Devrimcilerimizden belirli bir kesim, “program” dendiğinde, “silâhlar nerede saklanacak?” veya “Kemalistlere darbe ortamı hazırlamak için bombalar nereye atılacak?” gibi program maddeleriyle yetiştikleri için, böyle düşünceler onlara epey saçma sapan görünecektir.
Ama toplumun, çoğunluğu oluşturan sıradan insanları için böyle olduğunu sanmıyorum.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
8.12.2025
1.12.2025
24.11.2025
25.08.2025
6.08.2025
1.08.2025
28.07.2025
22.07.2025
30.06.2025
16.06.2025