Murat BELGE
Tayyip Erdoğan’ın seçip beğendiği “iktidarda kalma” politikası gerilim ve çatışma gerektiriyor. Bir iddia, düşmanlarla kuşatılmış olmamız. Bu düşmanların kim olduğu gündelik konjonktüre göre değişebiliyor. Bir gün FETÖ vuruyor, öteki gün PKK. Sonra bir de bakıyoruz, ikisi aynı şeymiş. Kendilerine sorsan, “Siz aynı örgüttenmişsiniz meğerse, öyle mi?” deseniz herhalde fena halde sinirlenirler. Ama bu konularda her şeyin doğrusunu AKP bildiğine göre, söylenecek bir şey yok. Muharrem İnce Urfa’da adam öldürtüyor, Selahattin Demirtaş hapishaneden ölümle tehdit ediyor. AKP’ye muhalefet edenlerin işlemeyeceği cinayet yok. Bunlara karşı memleketi, düzeni, barışı, sulhu, sükûnu koruyabilecek AKP’den ve “Reis”inden başka kimse yok. Yaniz, sözün kısası, AKP bir yandan ortalık kızıştırıyor; aynı zamanda “Bu ağır koşullarda bir tek ben gerilimi önlerim” diyor.
Dolayısıyla ilk ağızda Kürt sorunun ucu belirsiz bir çatışmaya bağlanmış olması bu politikaya uygun.
Bu yüzyıllık çatışmanın çözümü için var olanlar arasında en doğru ve en cesur adımı atan Tayyip Erdoğan adımın arkasını getirmekten vazgeçtiği gibi, çatışmanın dozunu en yükseklere taşıyan kişi de oldu. Bunların ikisini birden olmak çok zor gibi görünüyor ama Erdoğan zor tanımayan bir önder.
Ancak gerilimin etnik olanı onun ihtiyaçlarını karşılamaya yetmiyor. Bir de seküler/mütedeyyin gerilimi var ki tarih boyunca çeşitli farklı adlarla da hayatımızda rol oynamıştır. “Batı/Doğu” diye çıkmıştır karşımıza, “reformist/muhafazakâr” kılığına girmiştir; “yerli/yabancı” da diyebilirsiniz. Zaten toplumun en temel dinamiklerine dayandığı, oralardan kaynaklandığı için böyle çok adı, kılığı sahnesi vardır. Toplumun sınıfsal kompozisyonunda da ayrım çizgileri kolayca görünebilir. Örneğin gün gelir, “TÜSİAD/MÜSİAD” olarak karşımıza çıkar. Böyle olunca o gerilimin alanını da alabildiğine genişletmek mümkündür.
Tayyip Erdoğan, Ernesto Laclau’nun yazdığını okumadığı gibi adını da duymamıştır herhalde. Ama her popülist gibi o da, Ernesto Laclau’nun popülizmin nasıl işlediğine dair kitaplarında anlattığı yöntemleri harfiyen uyguluyor. Toplumun bir kesiminin mazlum olduğunu ilan edeceksin. Bir kesim asalak (ve “yerli ve milli” olmayan) tabakanın onların haklarını çiğneyip kendine bir “seçkin” konumu sağladığını iddia edeceksin. Sonra da o mazlum kesimin haklarını koruma mücadelesinin bayrağını açacaksın. O mazlumların intikamını alacaksın. Bütün bu işler çatışmaya bağlanıyor. Derecesi konjonktüre göre değişen, gereğinde “düşmanı imha etmeye” vardırılabilen çatışmalar.
Bizim tarihimizin özelliklerinden ötürü, “bölücü” kelimesi de fazla elektrik yüklü bir kelimedir. Ne garip tecellidir ki bütün bu yakın tarih boyunca Tayyip Erdoğan ölçüsünde “bölünme” yaratan bir siyaset adamı görmemiştik (aynı zamanda yoğun bir “bölücülüğe ölüm!” yaygarasıyla.)
Ama şimdi Tayyip Erdoğan bu toplumun başlıca “bütünleştirme” simgesi haline gelmeye başlıyor. Nasıl mı? Şöyle:
Kendi aralarındaki pek çok farklı fikir ve eğilime rağmen, asgari bir demokrasi temelinde buluşabilenler, Tayyip Erdoğan’ın ve onun bu topluma getirdiği siyaset üslubunun memleketin en büyük, en vahim sorunu olduğu kanısında birleşiyorlar. Bu bütünleşmeyi yaratan da işte Erdoğan.
Bayramda boşalmış İstanbul’da bir pastaneye girdim geçen gün, müşteri yok gibi. Beni tanıyan bir garson yanıma yaklaştı, seçim beklentilerimi sordu. Beklentim yok, ama bu da tuhaf; ne sonuç çıksa şaşırmayacağımı sanıyorum. Neyse, böyle konuştuk. Delikanlı, sanırım Kürt’tü. HDP’yi konuştuk. “Burada garson arkadaşlar arasında Kürt yok” dedi; “eğilim olarak da hep MHP’den yanalar. Ama Meclis seçimlerinde oylarını HDP’ye vereceklerini söylüyorlar.”
Demek ki, MHP eğilimlilerin HDP’ye oy vermesi gibi bir mucize ile karşı karşıyayız. Bu mucizeyi armağan eden Tayyip Erdoğan’dan başka kimse değil ve zaten olamazdı.
Bir yanda oldukça belirsiz çizgileriyle tanıyabildiğimiz demokrasi var, hayal mayal seçiliyor. Cumhuriyet tarihi boyunca onun ete kemiğe bürünmesini engellemişler. Bir takım güçler, bir takım yöntemler uygulayarak engellemiş. Şimdi onların bir kısmı başka bir tarihi çizgiden gelen, başka bir tarihi misyonun sözünü eden Tayyip Erdoğan’la yan yana gelmiş durumdalar; onlar onunla, o da onlarla barışma sürecinde. Sorun gene demokrasinin engellenmesi.
Dolayısıyla demokrasiyi daha iyi tanımak isteyenlerin duracağı yer de belli.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları



































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
8.12.2025
1.12.2025
24.11.2025
25.08.2025
6.08.2025
1.08.2025
28.07.2025
22.07.2025
30.06.2025
16.06.2025