Murat BELGE
Şu “kürtaj” konusu açıldığından beri, bunu protesto edenler “beden” kavramını öne çıkarıyorlar. Bunun elbette “beden”le ilgisi var ama konu yalnızca “fiziksel” terimler içine sıkıştırılacak bir konu değil. Bir kadının doğurmak istememesinin çocuk bakmak yerine vaktini şu ya da bu biçimde kullanmak istemesinin bin bir çeşidi, gerekçesi olabilir. Ve tabii ki kararını kendisi verecektir.
Yirminci yüzyıla yaklaşırken modernleşme savunucuları, “ileri” bir talep olarak, “kadınlara eğitim”i talep ediyorlardı. Neden gerekliydi bu. Çünkü kadınlar “anne” oluyor ve çocukların eğitiminde en belirleyici rolleri üstleniyorlardı. Anne “cahil”se, çocuğun da kötü yetişeceği belliydi. O halde, çözüm önce anneyi eğitmekti.
Bu memlekette “birilerini eğitmek” denince, bundan ne anlaşılacağı, çok yazılmış çizilmiş bir konu. Kısacası, “Sütüm sana helâl olmaz saldırmazsan düşmana” demesini (Mozart’ın müziği üstüne) bilen annelerin sayısını arttırmak diye özetleyebiliriz bu “anne eğitimi”ni.
Ama eğitimin içeriğine de gelmeden, niçin gerekli ya da yararlı olduğunun açıklanmasına bakmak yeterli. Bir kadın, kendisi olduğu için değil, iyi çocuk yetiştirmekle yükümlü olduğu için, eğitim görmeli. Bunun mantikî ters çıkarımı, anne olmayan kadına eğitimin gerekmediği.
Peki, çocuğunu iyi eğitimli yetiştirmek hangi bağlantıyla anneliğin bir işlevi haline geliyor? Bu, annenin doğal olarak yapmak istediği bir şey mi? Genel anlamda, evet, yavrusunu doğuran hemen hemen bütün canlılar, bir süre de onlara hayatı öğretmeye çalışıyorlar. Ama bu örnekten anladığımız bu değil. Anneden beklenen, bir ulus-devletin itaatkâr üyesini yetiştirmek. İlla “ulus-devletin” olmayabilir. Ama, son analizde, bireyi aşan bir topluluk sözkonusu ve bireyin kendini o topluluğa adaması, onunla özdeşleşmesi gerekiyor. Yani, “varlığım Türk varlığına armağan olsun.”
Bu şimdiki “doğurma” politikasının da bundan farkı yok. Başbakan öyle buyurdu, “Üç çocuk yapın” dedi. Yani Türkiye Cumhuriyeti nüfusunun artmasını istiyor. Bunu da, gene, bu ülkede yaşayan kadınların önüne, ulusal bir görev olarak koyuyor.
Adını ne koyacaksak koyalım: ulus, din, sınıf vb... “Büyük” olduğu kabul edilen toplumsal birim var; bunun yanında, kadın veya erkek, birey, pek sevilen ve sık sık tekrar edilen benzetmeyle, bir “vida”. Büyük makinenin küçük bir parçası.
Bu düşünce tarzının ürettikleri arasında her zaman önce kadınlar güme gider. Mantık ona göre, erkek egemenliğine göre biçimlenmiştir. Onun için başka türlü olması da beklenemez. Ama bu mantık erkekler için de çok farklı işleyen bir şey değil, çünkü toplumda yeriniz altlarda kalıyorsa, sistem sizi de çoktan gözden çıkarmıştır. “Yerine yenisi kolay tedarik edilebilir” bir nesnesinizdir.
Türkiye’de “muhalif” bir siyasî anlayışı temsil ederek iktidara gelmiş bu kadronun geldiği yerde durdukça muhalefet ettiği anlayışa ne çok benzediği, bugünlerde sık sık yazılan bir konu. Bu gibi temel ideolojik belirlenmelere bakınca, bu benzeşme göz çıkaracak ölçüde belirgin bir hâl alıyor.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları





























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
8.12.2025
1.12.2025
24.11.2025
25.08.2025
6.08.2025
1.08.2025
28.07.2025
22.07.2025
30.06.2025
16.06.2025