Mustafa Karaalioğlu
Kitlelerin, teker teker insanların veya genel olarak toplumun siyasallaşması bir demokrasi için sadece iyi bir şey değil, gereklidir de. Demokrasi, siyasetin devlet tekelinde olmadığı, tabanda ve sokakta konuşulduğu imkan demektir. İnsanlar siyasetin parçası olmak, hatta aktörü ve denetçisi olmak imtiyazına sahiptir. Milli irade dediğimiz kavram da bunu gerektirir. Canlı, aktif ve katılımcı bir ruh gerektirir. İnsanların siyasette rol sahibi olmaları hem bir hak hem de bir sorumluluktur. Bilhassa, sorumluluktan uzaklaşan toplumlarda demokrasinin de zayıfladığı ve şekli bir yönetime dönüştüğü aşikardır.
***
Türkiye’de AK Parti iktidarları döneminde toplum, sadece oy desteğiyle değil kriz anlarında tavır da koyarak giderek artan bir hacimle siyasetin aktif bir unsuru haline geldi. Eski rejimin jakoben ve kontrol edici alışkanlıkları bu sayede yıkıldı. Derin devlet kavramından, asker-sivil bürokrasi gücüne, jüristokrasiye kadar bir dizi güç kalemi bu sayede kırıldı. Sözgelimi, 367 krizinde toplum ağırlığını koydu ve sorun aşıldı. Ya da 2008’de AK Parti’ye kapatma davası açıldığında yine aynı güç aktarımı fırsat bulduğu ilk anda devreye girdi.
Yakın zamana kadar bütün seçimlerin “tarihi önem” tanımıyla değerlendirilmesi boşuna değildi. Herbiri, eski Türkiye’nin yarım kalan tadilatının akamete uğramaması açısından tarihi önem taşıyordu. Nitekim, 7 Haziran 2015 seçimlerinde toplum bu kesintiyi gördü ve aynı yılın 1 Kasım’ında yine onarıcı etkisini sandığa yansıttı. Şimdi tartışmalı tarafları olsa da toplumun yapmak istediği şey demokratik temsilin önündeki kısıtlayıcı engelleri kaldırmaktı. Elbette demokrasi seçim kadar, hukuki denetim ve sivil toplum, medya gibi güçlerle zenginleşir.
Bununla birlikte demokrasi bir sloganlar rejimi de değildir. Kurumların mükemmel seviyede olduğu durumda bile temelde karşı görüşlere, farklı fikirlere, ideolojilere, etnik aidiyetlere, kılığa, kıyafete saygı esastır. Herkesin istediği yönetimi özgürce seçmesi temel kuraldır ama bu kuralı destekleyen sayısız adı konulmuş, konulmamış kural vardır.
Bir kesim için başka kesimlerin fikri ve o fikrin özgürce dile getirilmesi tahammül edilemezse bu durumda demokrasiden söz etmek anlamını yitirir. Ya da inancı. Veyahut da kıyafeti…
***
Futbol da böyledir… Futbol da siyaset gibi sokakta yaşamalıdır ama stadyuma gelindiğinde futbol sadece futboldur. Tribünün bir kesimi bir başka kesimine karşı marşlarla, sloganlarla öfke yansıtıyorsa buna fikir özgürlüğü ya da ifade hürriyeti demek mümkün değildir. Zira kitlesel olgunluk ve sükunet bir toplumun kalitesini gösterir. Ortak değerlerin ve zevklerin tadını kaçırmamak da bir demokratik kültür özelliğidir. Samsun’da oynanan maçta yaşanan ve zaten gerilime yatkın halimizi daha da kamçılayan haller bu açıdan nerede durulmasını bilmediğimizi gösteriyor. Stadyumlar en ziyade slogan ve marş yeridir ve hatta bazen ince siyasi mesajlar için de elverişlidir ama önceki akşam yaşananlar gibi değil. Tribünün dili ve coşkusu ile siyasetin dili arasında anlamlı bir fark olmalıdır. Daha önce yine sahada yaşanan tatsız örneklerin zirvesi olarak bu sahneler kaygı vericidir. Gergin olmak bir yere kadar ama nerede duracağını bilmeyen bir toplum olmak hayrımıza değildir.
Yazarlar
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRT“Birden dursun istersin seneler olunca mazi. Öyle bir geçer zaman ki…” 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları






















































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
5.02.2026
2.02.2026
26.01.2026
24.01.2026
22.01.2026
19.01.2026
12.01.2026
10.01.2026
25.12.2025
22.12.2025