Mustafa Karaalioğlu
Bazı davalar sadece yargının alanıyla sınırlı değildir. Bazı mahkemeler sadece davalıyla davacı arasında görülmüyor. Bazı kararlar da sadece bir kişinin kaderiyle ilgili olmuyor.
Türkiye’yi, ABD’yi ve bir parça da dünyayı meşgul eden Rahip Brunson davası bu kriterlerin hepsini birden karşılayan siyasi ve diplomatik bir mesele olmayı başardı. Böylelikle yakın dönemin en sansasyonel davası olarak kayıtlara geçti. Böyle olacağı daha ilk günden belliydi şüphesiz. Ama bu kadar olacağı tahmin ediliyor muydu? Herhalde edilemediği için Türkiye adına olabilecek en tatsız şekilde neticelendi. Rahip bir ceza aldı fakat mahkemenin akşamında ülkesine uçtuğu için istediğini elde etmiş olarak Türkiye’den ayrıldı.
Neticenin lehimize olmadığını görmek için hem dünyanın hem de ülkesindeki muhalif kesimlerin bir numaralı nefret objesi olan ABD Başkanı Trmup’ın bile Brunson’u kurtaran adama olarak sempati kazanmasına bakmak yeterlidir. Bir insan hakları vakasına dönüşen davada Trump’a karşı bile üstünlük sağlayamamak iyi birşey olmasa gerekir.
***
Şimdi araba devrildikten sonra yol göstermenin anlamı yok ama bu tür süreçlerde nasıl davranmak gerektiği konusunda tecrübe çıkarmak adına bazı şeyleri konuşmamız gerekiyor. Rahip iki ay önceki celsede; yani cezaevinden ev hapsine çıkarıldığı gün ülkesine gönderilseydi ne ABD zarfer kazanmış olacaktı, ne de Türkiye bugün yaşadığı gerilimi yaşayacaktı. Kimse de o gün Türkiye’yi veya Türk yargısına söyleyecek söz bulamayacaktı. İki ay sonra yapılacak şey, alınacak karar pekala o gün de alınabilirdi. ABD’yi tatmin etmeyen ve bu yüzden Türkiye’ye karşı tarihin en ağır saldırısına geçmelerine yol açan olayların ekonomi üzerindeki etkilerine bakarak da kolay yola kaçmıyorum. Bir ülke inandığı, arkasında durduğu ve hukuki olarak sağlam gördüğü bir davada böyle riskleri alabilir. Ekonomik, siyasi, diplomatik olarak bedeline de katlanır. Ne var ki Brunson davası için bu kural geçerli olmadı.
Brunson davası temelde Türkiye’nin FETÖ ve 15 Temmuz darbe girişimine karşı uluslararası iletişimindeki sorunun bir tezahürü oldu. 15 Temmuz’u muhataplarımızın anlamak istemediği bir yana bizim de yeterince ve etkili anlatamadığımız gerçeğini ıskalamayalım. Böylesine önemli bir darbe girişimiyle karşılaşan ülkenin dünya kamuoyunda, özellikle demokrasi ve hukuk bahsinde daha yüksek itibarı olmalıydı. Olamamasının birçok sebebi var ve Brunson davası da o sebeplerin açtığı yolda aleyhimize gelişen kanaate hizmet eden bir finalle tamamlandı. Son celsede, o güne kadar rahip aleyhine ifaede veren gizli tanıkların üçünün birden ifade değiştirmesi de hukuk sistemimizde zaten tartışmalı bir usül olan gizli tanık uygulamasına ağır darbe indirdi. Zihinlerde de cevaplanması zor sorular bıraktı.
Dava, bilhassa yargı üzerindeki tartışmalara malzeme vermeyecek şekilde daha iyi yönetilebilirdi. Bunun için çokça fırsat da bulunuyordu ama bunları elimizin tersiyle ittik. Hepsinden daha yanlış olan ise, rahip ülkesine gittikten sonra bile hala gerçeği görmezden gelmeye devam etmektir. Kendi kendimize propaganda yapmanın bir alamı yok, bu dava bizim hanemize puan yazmadı.
Türkiye’nin güçlü ve itibarlı bir ülke olmasını gerçekten arzuluyorsak öncelikle hukuk sistemini baştan ayağa yapılandırmamız gerektiği apaçık ortadadır. Güçlü bir hukuk sistemi sadece içeride güveni yükseltmekle kalmaz dünyada da atacağımız adımların teminatı olur.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları


















































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
5.02.2026
2.02.2026
26.01.2026
24.01.2026
22.01.2026
19.01.2026
12.01.2026
10.01.2026
25.12.2025
22.12.2025